Business Ekonomi Ekonomi Gökyüzünün stratejik gücü: Havacılık verisi

Gökyüzünün stratejik gücü: Havacılık verisi

KEYVAN’ın yerli ve sertifikalı navigasyon altyapısı; rota optimizasyonu, yapay zekâ, yakıt maliyetleri ve teknoloji ihracatıyla Türkiye’nin stratejik gücünü büyütüyor.

Gökyüzünün stratejik gücü: Havacılık verisi

GÜLAY YÜCEL / ÖZEL HABER

Yerli ve sertifikalı havacılık verisi, Türkiye’nin savunma ve sivil havacılık ekosistemi açısından teknik bir ihtiyacın ötesinde konumlanıyor. KEYVAN Havacılık’ın 25’ten fazla ülkeye teknoloji ihraç eden yapısını, Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Keyvan anlattı.

Havacılıkta veri artık yalnızca teknik bir unsur değil; güvenlikten maliyete, sürdürülebilirlikten ülke bağımsızlığına kadar stratejik bir alan. KEYVAN Havacılık bu dönüşümün neresinde duruyor?

Havacılık artık sadece uçaklardan değil, veriden beslenen bir ekosistemden oluşuyor. Bir uçuşun emniyetli, verimli, ekonomik ve sürdürülebilir gerçekleşebilmesi; navigasyon verisinin doğruluğuna, güncelliğine ve bağımsız yönetilebilmesine bağlı. Bu nedenle havacılık verisi teknik bir detay değil, stratejik bir milli kapasite meselesidir.

KEYVAN Havacılık olarak bu dönüşümün merkezindeyiz. Kritik navigasyon altyapısını geliştiren, yöneten ve ihraç eden bir teknoloji şirketiyiz. ARINC 424 tabanlı verilerimiz; havayollarından uçuş simülatörü üreticilerine, İHA sistemlerinden savunma sanayi projelerine kadar geniş bir alanda kullanılıyor.

Kendi havacılık verisini üretebilmek operasyonel bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından kritik. Yerli veri altyapımızla Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığını kademeli olarak sonlandırmayı hedefliyoruz. Doğru navigasyon verisi; optimize rotalar, daha düşük yakıt tüketimi, daha az karbon emisyonu ve daha verimli hava sahası kullanımı anlamına geliyor.

Pandemi, savaşlar, hava sahası kapanmaları ve yakıt maliyetleri gibi çoklu krizler, havayolu şirketlerinin veri ve navigasyon çözümlerine bakışını nasıl değiştirdi?

Bu süreç havacılık sektörüne önemli bir gerçeği hatırlattı: Operasyonel dayanıklılığın temelinde doğru ve hızlı yönetilen veri vardır. Eskiden navigasyon verisi teknik bir bileşen olarak görülüyordu. Yaşanan krizler bu bakışı değiştirdi.

Bugün hava sahalarının anlık kapanabildiği, rotaların sürekli yeniden planlandığı ve maliyet baskısının arttığı bir ortamdayız. Doğru, güncel ve güvenilir navigasyon verisi yalnızca verimlilik değil, rekabet avantajı anlamına geliyor. Kapanan hava sahaları havayollarını alternatif rotalara yönlendirdi; bu da dinamik rota optimizasyonunu ve hızlı veri güncellemelerini kritik hale getirdi.

Yakıt maliyetlerindeki artış da navigasyon verisinin önemini görünür kıldı. Optimize edilmiş rotalar, hassas performans verileri ve doğru prosedür yönetimi ciddi yakıt tasarrufu sağlıyor. Birkaç dakikalık rota optimizasyonu bile yıllık bazda milyonlarca dolarlık maliyet avantajı yaratabiliyor. Kriz dönemleri, tek kaynağa bağımlı veri yapılarının operasyonel risk oluşturduğunu da gösterdi.

Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayiinde geldiği nokta düşünüldüğünde, yerli ve milli, sertifikalı havacılık verisi üretmek neden stratejik bir ihtiyaç haline geldi?

Türkiye bugün havacılık ve savunma sanayiinde yalnızca kullanıcı değil; teknoloji geliştiren, platform üreten ve küresel pazarlara ihracat yapan bir ülke konumuna geldi. Milli savaş uçaklarından İHA/SİHA sistemlerine uzanan bu ekosistemin sürdürülebilir ve tam bağımsız çalışabilmesi için güvenilir, sertifikalı ve yerli havacılık verisi kritik önem taşıyor.

Navigasyon verisi; uçuş yönetim sistemlerinden otopilotlara, görev planlama sistemlerinden simülatörlere kadar operasyonun temelini oluşturur. Hava sahası, engel, arazi, yaklaşma prosedürü ve görev rotası verilerinin yabancı kaynaklara bağımlı olması; güvenlik, veri erişimi, güncelleme ve lisans süreçlerinde risk oluşturabilir.

Bu nedenle yerli ve milli, sertifikalı havacılık verisi üretmek yalnızca ticari bir ihtiyaç değil; milli güvenlik ve teknolojik bağımsızlık meselesidir. KEYVAN Havacılık olarak bu ihtiyacı erken dönemde gördük ve Türkiye’nin uluslararası standartlarda havacılık verisi üretebilen ilk bağımsız şirketi olduk. ICAO, EASA ve FAA standartlarına uygun altyapımızla sivil havacılık ve savunma projeleri için sertifikalı veri çözümleri sunuyoruz.

Havacılık verisinde dışa bağımlılığın azaltılması, Türkiye açısından sadece teknik bir kazanım mı, yoksa ekonomik ve stratejik bir bağımsızlık meselesi mi?

Kesinlikle yalnızca teknik bir kazanımdan bahsetmiyoruz. Havacılık verisinde dışa bağımlılığın azaltılması; ekonomik, stratejik ve jeopolitik boyutları olan bir bağımsızlık meselesidir.

Günümüzde veri, petrol kadar kritik bir kaynak haline geldi. Havacılıkta navigasyon verisi; uçuş operasyonlarının, hava trafik yönetiminin, savunma sistemlerinin ve simülasyon altyapılarının temelini oluşturuyor. Bu altyapıyı dış kaynaklara bağımlı yönetiyorsanız, operasyonel karar mekanizmanızın önemli bir bölümünü de dışarıya bağımlı hale getiriyorsunuz demektir.

Bölgesel çatışmalar, ambargolar, hava sahası kapanmaları veya siyasi gerilimlerde veri erişimi, güncelleme süreçleri ve lisans yönetimi hayati önem taşır. Kendi havacılık verisini üretebilen ülkeler bu süreçlerde daha esnek ve güvenli hareket edebilir. Ekonomik boyutta da havacılık verisi yüksek katma değerli bir teknoloji alanıdır. Bu veriyi geliştiren ve ihraç eden bir yapı, küresel pazarda rekabet eden bir ekosistem oluşturur.

Yerli uçak ve helikopterlerde dışa bağımlı veritabanları yerine sizin altyapınızın kullanılması, “veri egemenliği” açısından nasıl bir kırılma yaratıyor?

Türkiye uzun yıllar havacılıkta platform kullanan bir ülkeydi. Bugün ise kendi savaş uçağını, helikopterini, İHA/SİHA sistemlerini ve eğitim platformlarını geliştiren güçlü bir ekosisteme sahip. Ancak gerçek bağımsızlık yalnızca platform üretmekle tamamlanmıyor; o platformların çalışmasını sağlayan kritik veri altyapısını da kontrol edebilmek gerekiyor.

Uçuş yönetim sistemleri, görev bilgisayarları, navigasyon altyapıları, dijital haritalar, yaklaşma prosedürleri, engel ve arazi verileri havacılık verisiyle çalışıyor. Bu altyapı dış kaynaklara bağımlıysa tam kontrolden söz edilemez.

Türkiye’de geliştirilen yerli uçak, helikopter ve savunma sistemlerinde KEYVAN Havacılık veri altyapısının kullanılmaya başlanması bu açıdan önemli bir kırılma noktası oluşturuyor. Böylece yerli platform ile o platformu besleyen kritik navigasyon veri ekosistemi bütün olarak yerli ve milli hale geliyor. Bu dönüşüm; operasyonel bağımsızlık, yerli kaynaklarla veri üretimi ve olası erişim kısıtlarına karşı bağımsız hareket edebilme kabiliyeti sağlıyor.

KEYVAN Havacılık’ın 25’ten fazla ülkeye teknoloji ihraç eden bir şirkete dönüşmesi, Türkiye’nin yüksek katma değerli ihracat hedefleri açısından nasıl bir örnek oluşturuyor?

Türkiye’nin önemli hedeflerinden biri, düşük ve orta teknolojiye dayalı üretimden çıkarak yüksek katma değerli teknoloji ihracatını artırmak. KEYVAN Havacılık bu dönüşümün somut örneklerinden biridir. Çünkü fiziksel bir ürün değil; bilgi, mühendislik, yazılım ve sertifikasyon temelli ileri teknoloji ihraç ediyoruz.

Havacılık, dünyanın en yüksek güvenlik, doğruluk ve kalite standartlarına sahip alanlarından biridir. Bu alanda kabul görmek için teknik yeterliliğin yanı sıra uluslararası güven, sertifikasyon kabiliyeti ve sürdürülebilir kalite yönetimi gerekir. Bugün 25’ten fazla ülkeye teknoloji ihraç ediyor olmamız, Türkiye’nin kritik dijital altyapılar geliştiren ve ihraç eden bir ülke konumuna yükseldiğini gösteriyor.

Regülasyonların yoğun olduğu bir sektörde müşteriler sadece ürün değil, güven satın alıyor. Navigasyon veri çözümlerimizin havayolları, simülatör üreticileri ve savunma projelerinde kullanılabilmesi, Türkiye’de geliştirilen teknolojinin dünya standartlarında kabul gördüğünü gösteriyor.

Havacılık verisi gibi niş ama yüksek teknoloji gerektiren bir alanda ihracat yapmak, Türkiye ekonomisine klasik mal ihracatından farklı olarak nasıl bir katma değer sağlıyor?

Havacılık verisi ihracatı, klasik ürün ihracatından farklı bir ekonomik değer üretiyor. Çünkü ihraç edilen şey yalnızca bir hizmet veya ürün değil; bilgi birikimi, mühendislik kabiliyeti, yazılım altyapısı, sertifikasyon yetkinliği ve entelektüel sermayedir.

Klasik üretim modellerinde büyüme çoğu zaman daha fazla ham madde, enerji ve lojistik maliyet anlamına gelir. Havacılık verisi gibi dijital ve yüksek teknoloji temelli sektörlerde ise asıl değer; insan kaynağı, Ar-Ge ve know-how üzerinden oluşur. Bu da daha sürdürülebilir bir yapı ortaya çıkarır.

Bir navigasyon veri altyapısı geliştirdiğinizde, arkasında mühendislik deneyimi, uluslararası standart bilgisi, kalite süreçleri ve yazılım kabiliyeti vardır. Bu nedenle bu alanda rekabet eden şirket sayısı dünyada oldukça sınırlıdır. Dijital havacılık çözümlerinde aynı teknoloji altyapısını birçok ülkeye sunabilirsiniz. Bu da daha düşük operasyonel maliyetle daha yüksek ihracat potansiyeli anlamına gelir.

KEYVAN Havacılık kendisini yalnızca bir veri sağlayıcısı olarak mı, yoksa havacılığın dijital altyapısında söz sahibi olmayı hedefleyen bir teknoloji şirketi olarak mı tanımlıyor?

KEYVAN Havacılık’ı yalnızca bir veri sağlayıcısı değil, havacılığın dijital altyapısını geliştiren ve geleceğin hava operasyonlarını mümkün kılan bir teknoloji şirketi olarak konumlandırıyoruz.

Havacılık sektörü büyük bir dönüşümden geçiyor. Geleneksel operasyon modelleri; yerini veri odaklı, yapay zekâ destekli, bağlantılı ve giderek daha otonom sistemlere bırakıyor. Böyle bir dönemde veri, tüm ekosistemi yöneten stratejik bir altyapıya dönüşüyor.

Faaliyet alanımızın merkezinde navigasyon verisi var; ancak yaptığımız iş bundan daha geniş bir alanı kapsıyor. Geliştirdiğimiz çözümler; uçuş yönetim sistemlerinden simülatör teknolojilerine, İHA operasyonlarından dijital haritalama altyapılarına kadar birçok kritik sistemin temelini oluşturuyor. Yalnızca veri üretmiyor, havacılığın dijital omurgasını inşa eden teknolojiler geliştiriyoruz.

“Özelleştirilmiş paket” ve “sıfır özel kodlama maliyeti” politikanızı finansal olarak sürdürülebilir kılan temel iş modeli nedir?

Havacılık sektöründe geleneksel model, müşterilere mümkün olan en büyük veri paketlerini sunmak üzerine kuruldu. Ancak müşteriler artık “daha fazla veri” değil, “doğru ve ihtiyaç odaklı veri” talep ediyor. Gereksiz veri; daha yüksek maliyet, daha karmaşık entegrasyon süreçleri ve daha fazla operasyonel yük anlamına geliyor.

KEYVAN Havacılık bu noktada farklı bir yaklaşım geliştirdi. Müşterilerimize standartlaştırılmış veri paketleri yerine, ihtiyaç duydukları coğrafi bölgeyi, veri katmanını ve operasyonel kapsamı sağlayan esnek bir model oluşturduk. Üstelik bunu ek özel kodlama maliyetleri oluşturmadan gerçekleştirebiliyoruz.

Bu yaklaşımın arkasındaki temel güç teknolojik altyapımız ve modüler veri mimarimizdir. Veri üretim ve dağıtım süreçlerimizi yüksek otomasyon, esnek veri işleme kabiliyeti ve ölçeklenebilir yazılım altyapısı üzerine inşa ettik. Finansal açıdan bu model bize daha düşük operasyonel yükle daha geniş müşteri segmentlerine ulaşma ve ölçek büyüdükçe verimliliği artırma imkânı sağlıyor.

Risk bölgesi güncellemelerinin havayolu şirketlerinin operasyonel kâr marjlarına yansımasını nasıl ölçüyorsunuz?

Son yıllarda havacılıkta operasyonel planlama statik değil, tamamen dinamik hale geldi. Savaşlar, bölgesel krizler, hava sahası kapanmaları ve jeopolitik gerilimler nedeniyle havayolları bazen saatler içinde rota değiştirmek zorunda kalabiliyor. Böyle bir ortamda doğru ve hızlı güncellenen veri, operasyonel kârlılığı doğrudan etkiliyor.

Uzun menzilli uçuşlarda birkaç yüz deniz millik rota değişimi bile ciddi yakıt maliyetleri oluşturabiliyor. Uçuş süresinin uzaması; mürettebat planlamasından bakım döngülerine, slot yönetiminden yolcu bağlantı operasyonlarına kadar zincirleme maliyet etkisi yaratıyor. Bu nedenle risk bölgesi yönetimi aynı zamanda finansal optimizasyon konusudur.

Bağımsız bir veri sağlayıcısı olmanın avantajıyla müşterilerimize esnek ve hızlı güncelleme imkânı sunabiliyoruz. Riskli hava sahaları, NOTAM değişiklikleri, alternatif rota senaryoları ve operasyonel kısıtlamalar konusunda sağladığımız güncel veri akışı, havayollarının karar alma hızını artırıyor. Etkiyi; yakıt tasarrufu, operasyonel süreklilik, planlama verimliliği, gecikmelerin ve yeniden planlama maliyetlerinin azaltılması üzerinden ölçüyoruz.

Önümüzdeki beş yılda havacılık verisi pazarında en büyük kırılmanın nerede yaşanacağını öngörüyorsunuz: yapay zekâda mı, siber güvenlikte mi, veri egemenliğinde mi, yoksa maliyet optimizasyonunda mı?

Önümüzdeki beş yılda en büyük kırılmanın tek bir başlıkta değil, bu dört alanın kesişim noktasında yaşanacağını düşünüyorum. Ancak merkezde güvenilir veri egemenliği olacak. Çünkü yapay zekâ, siber güvenlik ve maliyet optimizasyonu ancak doğru, bağımsız, güncel ve güvenli veri altyapısı üzerine inşa edildiğinde gerçek değer üretebilir.

Yapay zekâ havacılıkta büyük bir dönüşüm yaratacak. Rota optimizasyonundan risk analitiğine, bakım planlamasından otonom uçuş sistemlerine kadar birçok alanda yapay zekâ destekli karar mekanizmaları yaygınlaşacak. Ancak kritik soru şu olacak: Bu yapay zekâ hangi veriye güvenerek karar veriyor? Eğer veri eksik, eski, bağımlı veya doğrulanmamışsa en gelişmiş algoritma bile operasyonel risk üretebilir.

Siber güvenlik daha stratejik hale gelecek. Havacılık sistemleri dijitalleştikçe, navigasyon verisinin bütünlüğü ve korunması uçuş emniyetinin parçası olacak. Maliyet optimizasyonu da havayolları için kritik kalacak. Fakat tüm bu başlıkların üzerinde veri egemenliği yer alıyor. Veriyi kim üretiyor, kim doğruluyor, kim güncelliyor ve kim kontrol ediyor soruları artık teknik değil, stratejik sorular haline geldi. Geleceğin pazarında kazananların güvenilir, bağımsız, siber güvenli, yapay zekâya hazır ve maliyet avantajı sağlayan veri ekosistemleri kurabilen şirketler olacağına inanıyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız