Business Ekonomi Ekonomi EBRD Türkiye'ye ilk 6 ayda 1,2 milyar avro fon sağladı

EBRD Türkiye'ye ilk 6 ayda 1,2 milyar avro fon sağladı

Küresel ekonomideki dalgalanmalara ve bölgesel krizlere rağmen Türkiye’ye yönelik yabancı kaynak akışı hız kesmiyor; EBRD 2026'nın ilk yarısında Türk pazarına 1,2 milyar avro enjekte etti.

EBRD Türkiye'ye ilk 6 ayda 1,2 milyar avro fon sağladı
KAYNAK: (AA)

Bölgesel Krizlere Rağmen Dev Yatırım

Dünya genelinde jeopolitik gerilimlerin ve makroekonomik dalgalanmaların tırmandığı bir dönemde, küresel finans kurumlarının Türkiye ekonomisine olan güveni finansal tablolara yansımaya devam ediyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Başkan Yardımcısı Matteo Patrone, bankanın 2026 yılının ilk yarısında Türkiye’deki projelere toplamda 1,2 milyar avroluk finansman sağladığını duyurdu. Geçen yıl 2,7 milyar avroluk rekor bir yatırıma imza atan kurum, bu yıl da benzer seviyeleri yakalamayı hedefliyor.

"Yılın İkinci Yarısı İçin de Proje Havuzumuz Oldukça Güçlü"

EBRD'nin bölgedeki operasyonlarını ve Türkiye stratejisini değerlendiren Matteo Patrone, dünya ekonomisinde yaşanan sert dalgalanmalara dikkat çekti. Özellikle Ukrayna’daki reel ekonomiyi desteklemek adına savaşın başından bu yana 10 milyar avronun üzerinde yatırım yaptıklarını hatırlatan Patrone, Orta Doğu’da tırmanan krizin ekonomik etkilerini azaltmak için de kapsamlı bir müdahale paketi devreye aldıklarını belirtti.

Ürdün, Lübnan ve Irak gibi krizden doğrudan etkilenen coğrafyaların yanı sıra Türkiye ve Mısır gibi dolaylı etkileri hisseden ülkelerde de aktif varlık gösterdiklerini ifade eden Patrone, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'de özellikle bölgesel risklerden kaynaklanan kırılganlıklara maruz kalan şirketlerin likidite hatlarını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Ayrıca, şu anki konjonktür nedeniyle sermaye piyasaları gibi alternatif kaynaklardan finansman bulmakta zorlanan ancak güçlü yatırım projelerine sahip olan firmalara uzun vadeli kaynak sunuyoruz."

Yakından Tedarik Trendinde Türkiye Küresel Üs Olma Yolunda

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi kritik deniz rotalarında yaşanan lojistik aksamalar, küresel ticaret ağlarında "yakından tedarik" (nearshoring) modelini yeniden ön plana çıkardı. Patrone, bu yeni ticaret haritasında Türkiye’nin güvenli bir transit koridoru ve üretim merkezi olarak potansiyelinin son derece yüksek olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin bu avantajı sadece teoride bırakmayıp gerçeğe dönüştürdüğünü belirten Patrone, beyaz eşyadan otomotive, dayanıklı tüketim mallarından ağır sanayiye kadar çok sayıda uluslararası ortak girişimin Türkiye’de başarıyla faaliyet gösterdiğini söyledi. Bankanın bu kapsamda lojistik kapasiteyi sürdürülebilir kılmak adına en son Tersan Grubu ile stratejik bir anlaşmaya imza attığını da sözlerine ekledi.

Sanayinin Karbonsuzlaşması İçin 5 Milyar Avroluk Büyük Yeşil Seferberlik

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı küresel iklim zirvesi COP31 öncesinde yeşil dönüşüm çalışmaları da EBRD’nin birincil gündem maddelerinden birini oluşturuyor. İstanbul’da hem resmi makamlar hem de özel sektör temsilcileriyle yoğun temaslarda bulunduklarını belirten Patrone, emisyon yoğunluğu yüksek olan sanayi kollarını dönüştürmek için dev bir platform kurduklarını açıkladı:

"Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu kapsamında, uluslararası finans kuruluşları, resmi otoriteler ve özel sektör paydaşlarıyla omuz omuza çalışıyoruz. Temel amacımız, enerji verimliliği ve karbon salınımını azaltacak projeler için toplamda 5 milyar avroluk devasa bir sermayeyi harekete geçirmek. COP31, bu büyük yeşil kalkınma hamlesini çok daha ileri bir noktaya taşımamız için tarihi bir fırsat penceresi sunacak."

"Ekonomi Politikaları Türkiye'yi Çok Daha Dirençli Hale Getirdi"

Son dönemde Türkiye'de uygulanan ekonomi programına ve enflasyonla mücadele adımlarına tam not veren EBRD Başkan Yardımcısı, makroekonomik istikrarın dış şoklara karşı bir kalkan oluşturduğunu ifade etti. Bölgedeki sıcak çatışmaların ve küresel kırılganlıkların enflasyon üzerinde baskı yaratmaya devam ettiğini kabul eden Patrone, buna rağmen gidişatın umut verici olduğunu söyledi:

"Dışsal faktörler nedeniyle dezenflasyonist trend hepimizin arzu ettiğinden biraz daha uzun bir zamana yayılabilir. Ancak Türkiye'de enflasyon yönetimi konusunda kararlılıkla uygulanan rasyonel ekonomi politikaları sayesinde reel sektör ve makroekonomik dengeler, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha dirençli ve sağlam bir zemine oturdu. Temeller son derece güçlü ve Türkiye’nin makro ekonomik gidişatı oldukça pozitif bir doğrultuda ilerliyor."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız