Business Ekonomi Ekonomi Avrupa devleriyle yarışıyor: Türkiye bisiklet üretiminde ilk 4’e girdi

Avrupa devleriyle yarışıyor: Türkiye bisiklet üretiminde ilk 4’e girdi

Türkiye, yıllık 1,38 milyon adetlik üretimiyle Avrupa’nın en büyük 4 bisiklet üssünden biri haline gelirken, satışlarda da kıtanın 6. büyük pazarı konumuna yükseldi.

Avrupa devleriyle yarışıyor: Türkiye bisiklet üretiminde ilk 4’e girdi
KAYNAK: (AA)

Üretim Gücü Zirvede, Sırada Altyapı Var

Dünya genelinde alternatif ve çevreci ulaşım çözümlerine ilgi katlanarak artarken, Türkiye bisiklet endüstrisinde attığı stratejik adımlarla Avrupa pazarında dominant bir oyuncu haline geliyor. Dünya Bisiklet Endüstrisi Birliği (WBIA) ve Bisiklet Endüstrisi Derneği Başkanı Bayram Akgül, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü kapsamında yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye'nin son 5 yılda hem üretim kapasitesi hem de iç pazar farkındalığı açısından tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurguladı.

Avrupa Bisiklet Endüstrisi Konfederasyonu verilerine göre Türkiye; toplam bisiklet ve elektrikli bisiklet (e-bisiklet) satış hacmiyle Avrupa’nın en büyük 6. pazarı olmayı başardı. Ancak asıl büyük başarı üretim bandında yaşanıyor. Türkiye, yıllık yaklaşık 1,38 milyon adetlik dev üretimiyle Portekiz, İtalya ve Almanya gibi devlerin hemen arkasından gelerek Avrupa’nın en büyük 4. bisiklet üreticisi unvanını elinde tutuyor.

Üretim Gücü ile İç Pazar Arasındaki "Altyapı" Uçurumu

Sektörün mevcut potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu ifade eden Bayram Akgül, üretilen bu büyük hacmin iç pazardaki kullanım oranlarına aynı ölçüde yansımadığına dikkat çekti. Türkiye’nin ihracat kanallarının başta Almanya olmak üzere Hollanda, Fransa, İtalya ve İskandinav ülkeleri gibi gelişmiş Avrupa pazarlarından oluştuğunu belirten Akgül, iç pazardaki çelişkiyi şu sözlerle özetledi:

"Üretim gücümüz inanılmaz bir seviyede ancak bu kapasiteyi kendi şehirlerimizde yeterince göremiyoruz. Kullanım yaygınlığı ile üretim potansiyelimiz arasında ciddi bir uçurum var. Bu açığı kapatmanın tek yolu şehirlerimizi güvenli, kesintisiz ve entegre bisiklet yollarıyla donatmak ve kullanıcıları teşvik etmektir."

Şehir İçi Ulaşımda Yeni Dönem: E-Bisiklet Akımı

Kovid-19 pandemisiyle tetikleyen ve son dönemde ekonomik faktörlerle tırmanışa geçen elektrikli bisiklet (e-bisiklet) talebi, bu araçları bir hobi unsuru olmaktan çıkarıp ana akım ulaşım aracına dönüştürdü. Artan akaryakıt fiyatları, otopark sorunları, araç bakım maliyetleri ve bitmek bilmeyen şehir trafiği, vatandaşları e-bisikletlere yönlendiriyor.

Yokuş yukarı sürüşü kolaylaştıran motor desteği sayesinde her yaş grubuna hitap eden e-bisikletlerin hem iç pazarda hem de ihracatta ciddi bir ivme yakaladığı görülüyor. Ancak Akgül, bu noktada güvenlik uyarılarında da bulunuyor: Piyasada standart dışı modifiye edilen, hız sınırlarını aşan ürünlerin yarattığı risklerin önüne geçilmesi ve acilen yasal denetimlerin sıkılaştırılması gerekiyor.

Enerji İthalatına "Pedal" Freni

Bisikletli yaşamın yalnızca bireysel bir sağlıklı yaşam tercihi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Akgül, konunun makroekonomik boyutuna dikkat çekti. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 65 milyar dolarlık enerji ithalat faturasında en büyük paylardan birinin ulaşımda tüketilen akaryakıt olduğunu hatırlatan WBIA Başkanı, şu çarpıcı verileri paylaştı:

Kısa Mesafe Potansiyeli: Büyükşehirlerde gerçekleştirilen tüm yolculukların yaklaşık yüzde 30'u 5 kilometrenin altındaki mesafelerden oluşuyor.

Trafik Hafifletme Oranı: Avrupa'daki başarılı dönüşüm modelleri, bu kısa mesafelerin e-bisiklete kaydırılması durumunda yoğun koridorlardaki araç trafiğinin yüzde 40 ila 45 oranında azaldığını kanıtlıyor.

Bisiklet kültürünün yaygınlaşması; doğrudan yakıt tasarrufu sağlamasının ötesinde yerli üretim ekosisteminin büyümesi, teknik servis, bakım ve yedek parça sektörlerinde yeni istihdam alanlarının yaratılması anlamına geliyor. Aynı zamanda hem yerli hem de yabancı bisiklet turizminin canlanmasıyla kalıcı bir ekonomik katma değer üretilmesi hedefleniyor.

Ulusal Koordinasyon ve Teşvik Şart

Türkiye Bisiklet Yolu Ağı Master Planı’nın son derece kapsamlı ve güçlü bir yol haritası sunduğunu ifade eden Bayram Akgül, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının teşvik mekanizmalarını hızlandırması gerektiğini belirtti. Bazı büyükşehir belediyelerinin attığı değerli adımların, tek bir ulusal koordinasyon çatısı altında birleştirilmesi durumunda Türkiye’nin hem üretimde hem de caddelerde tam anlamıyla bir bisiklet ülkesi olabileceği öngörülüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız