Business Ekonomi Ekonomi Altında 18 yılın en sert çöküşü: Merkez bankaları ezber bozdu

Altında 18 yılın en sert çöküşü: Merkez bankaları ezber bozdu

Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskler ve enerji krizi, küresel enflasyon endişelerini artırarak altını vurdu. Fed’in faiz indiriminden vazgeçebileceği beklentisiyle altın fiyatları üst üste üçüncü ayda da değer kaybetti.

Altında 18 yılın en sert çöküşü: Merkez bankaları ezber bozdu
KAYNAK: (AA)

Altında Üç Aylık Kayıp Dönemi

Küresel piyasalarda kartlar yeniden karılıyor. Yılın ilk aylarında rekor üstüne rekor kıran altın fiyatları, Orta Doğu eksenli jeopolitik krizlerin ve küresel ekonomi politikalarındaki sert dönüşlerin gölgesinde kaldı. Güvenli liman olarak görülen altın, yatırımcısına üst üste üç aydır kaybettirerek ezber bozdu.

Hürmüz Boğazı Krizi ve Değişen Fed Beklentileri

Şubat ayının son günlerinde ABD ile İran arasında patlak veren gerilim ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma kapanması, emtia piyasalarındaki tüm dengeleri altüst etti. Boğazın kapanmasıyla fırlayan enerji maliyetleri, başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere küresel merkez bankalarının enflasyonla mücadele stratejilerini yeniden gözden geçirmesine yol açtı.

Savaştan önce piyasalarda bu yıl için güçlü bir faiz indirimi beklentisi hakimken, artan enflasyonist baskılar Fed’in "şahin" duruşunu tahkim etti. Hatta para piyasalarında, bankanın yıl sonuna kadar yeni bir faiz artışına gidebileceği senaryoları yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Faiz getirisinden mahrum olan altın ise yüksek faiz beklentilerinin kurbanı oldu.

Rekor Günlerinden 2008 Sonrasının En Sert Düşüşüne

Oysa altın için 2026 yılı oldukça parlak başlamıştı. ABD yönetiminin Grönland hamlesiyle Avrupa ile yaşadığı siyasi gerilimler, yapay zeka sektöründeki aşırı değerlenme endişeleri ve merkez bankalarının yoğun fiziki alımları altını uçurmuştu. Yıla 4 bin 313 dolardan merhaba diyen altının onsu, ocakta 5 bin 600 doları test ederek tarihi bir zirve gördü. Ocak ayını yüzde 12,4, şubatı ise yüzde 8,5 kazançla kapatan kıymetli maden, şubatta 5 bin 263 dolara kadar tırmandı.

Ancak Orta Doğu'daki savaş tamtamları rüzgarı tersine çevirdi. Mart ayında sert bir çakılmayla 4 bin 99 dolara kadar gerileyen ons altın, ayı yüzde 11,32’lik bir kayıpla 4 bin 667 dolardan kapattı. Bu çöküş, 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en sert aylık değer kaybı olarak kayıtlara geçti. Negatif trend nisan ayında yüzde 1, mayıs ayında ise yüzde 1,77’lik erimeyle devam etti. Mayıs ayını 4 bin 540 dolardan tamamlayan ons altın, böylece peş peşe 3 ay boyunca yatırımcısını üzdü.

Gümüşte Sanayi Desteği ile Erken Toparlanma

Benzer bir dalgalanma gümüş cephesinde de yaşandı. Hem finansal bir yatırım aracı hem de güneş panelleri başta olmak üzere endüstriyel üretimin yapı taşı olan gümüş, yüksek oynaklığıyla dikkat çekti.

Yıla 71 dolardan başlayan ons gümüş, ocakta 121,7 dolara çıkarak rekor kırdı ve ilk iki ayı güçlü yükselişlerle tamamladı. Ancak martta savaşın etkisiyle 61 dolara kadar gerileyerek ayı yüzde 19,9 kayıpla kapattı. Nisandaki yüzde 1,8’lik düşüşün ardından gümüş, mayıs ayı sonunda endüstriyel talebin de desteğiyle yaralarını sarmaya başladı ve mayısı yüzde 2,1 artışla 75,3 dolardan kapatarak kayıp serisine son verdi.

"Yüksek Enerji Maliyetleri Altının Fırsat Maliyetini Artırdı"

Gelişmeleri değerlendiren Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik aksamaların petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek tuttuğunu, bu durumun tarihsel olarak altın piyasasını baskıladığını belirtti.

Hansen, jeopolitik risklerin bu kez klasik bir "güvenli limana kaçış" yaratmadığına, aksine yüksek enerji fiyatları kanalıyla enflasyonu tetiklediğine dikkat çekti. Bu durumun tahvil faizlerini yükselttiğini ve doları güçlendirdiğini ifade eden emtia uzmanı, şu değerlendirmede bulundu:

"Faiz getirisi olmayan bir varlık olarak altın, faiz oranları düştüğünde elde tutma maliyeti azaldığı için cazip hale gelir. Ancak piyasalar faiz indirimi beklentilerini ötelediğinde altın zorlanır. Son aylarda tam olarak bu dinamiği yaşıyoruz."

Hansen, jeopolitik gerilimlerin yatışması ve enerji şoklarının hafiflemesi durumunda, yatırımcıların yeniden yapısal faktörlere odaklanacağını öngörüyor. Uzmana göre, küresel merkez bankalarının ve özellikle Çin’in devam eden güçlü fiziki altın talebi, önümüzdeki dönemde altının en büyük destekçisi olmaya devam edecek.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız