ABD Merkez Bankası'nın (Fed) politika faizini sabit bırakmasına rağmen, enflasyonla mücadelede kararsız kalabileceğine dair endişeler, ABD tahvil piyasasında satış baskısını artırarak uzun vadeli tahvil getirilerini tarihsel zirvelere taşıdı. Dün, Fed politika faizini beklentiler doğrultusunda %3,50-3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar 3’e karşı 9 oyla alınırken, bazı Fed yöneticileri politika faizinin 25 baz puan artırılması yönünde oy kullandı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, düzenlenen basın toplantısında, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılıklarını vurguladı ve enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını belirtti. Warsh, ayrıca ABD Hazine tahvili getiri eğrisinde gözlemlenen yükselişi dikkat çekici buldu.
Uzun vadeli tahvil getirilerinin belirgin yükselmesi, yatırımcıların Fed'in enflasyonu kontrol altına almak için yeterince çaba göstermeyebileceğinden endişe duyduğunu gösteriyor. ABD tahvil piyasasındaki satış baskısı, 10 yıllık tahvil faizinin %4,69’a çıkmasının ardından bugün %4,70 seviyesine yükselmesine neden oldu. Ülkenin 30 yıllık tahvil faizi ise %5,2369 ile son 19 yılın en yüksek seviyesini gördü.
Analistler, ABD'nin 2 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizleri arasındaki getiri farkının genişlemesinin, Fed'in kısa vadede çok agresif hareket etmeyeceği beklentisini öne çıkardığını belirtiyor. Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD'nin 30 yıllık tahvil faizinin 2007'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşmasının, piyasanın enflasyonun Fed’in öngörüsünden daha uzun süre yüksek kalacağı yönündeki beklentisini yansıttığına dikkat çekti.
Waterer, yüksek seyreden enerji maliyetleri ve Fed'in temkinli yaklaşımının, merkez bankasının mevcut mesajları ile tahvil piyasasının fiyatladığı beklentiler arasında belirgin bir ayrışma yarattığını ifade etti. Ayrıca, uzun vadeli tahvil faizlerindeki bu yükselişin, dünya genelinde borçlanma maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacağını ve doları destekleyeceğini vurguladı.
Eğer 30 yıllık tahvil faizi yükselişini sürdürürse, bu durum küresel hisse senedi piyasaları için olumsuz bir unsura dönüşebilir ve döviz piyasalarındaki oynaklığı artırabilir.