Dünyanın en büyük ekonomisinde tüketici fiyatlarının eylül ayında yeniden tırmanışa geçmesi, küresel para politikalarının geleceğine dair soru işaretlerini çoğalttı. Açıklanan son Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelesinin henüz sona ermediğini ve sıkı para politikasının tahmin edilenden daha uzun süre korunabileceğini ortaya koyuyor.
Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki sert sıçrama ve barınma maliyetlerindeki süreklilik, fiyat baskılarının genele yayıldığına dair endişeleri artırırken piyasalarda yıl sonuna kadar 25 baz puanlık yeni bir faiz artışı olasılığını yeniden ön plana çıkardı.
Enerji ve Barınma Maliyetleri Fiyat Baskısını Körüklüyor
Eylül ayına ilişkin veriler, manşet enflasyonun yıllık bazda yüzde 3,7 ile piyasa öngörülerinin üzerinde gerçekleştiğini gösterdi. Aylık bazda yaşanan yüzde 0,6'lık artış son 5 ayın en yüksek seviyesine işaret ederken, bu ivmelenmenin arkasındaki ana sürücü enerji kalemleri oldu. Özellikle benzin fiyatlarında kaydedilen yüzde 9,1’lik aylık yükseliş, toplam fiyat artışının yarısından fazlasını tek başına üstlendi.
Ancak tablonun daha kritik boyutunu, değişken enerji ve gıda kalemlerinin dışarıda tutulduğu çekirdek enflasyon verileri oluşturdu. Çekirdek TÜFE'nin aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,6 seviyesinde gerçekleşmesi, fiyat artışlarının yalnızca geçici enerji şoklarıyla sınırlı kalmadığını doğrular nitelikte. Fed’in yayımladığı son Bej Kitap raporunda yer alan bölgesel girdi maliyeti baskıları da bu katılaşmayı destekliyor.
Ekimde Sabit Tutma Beklentisi Sürse de Aralık Alarmı Verildi
Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği patikaya ilişkin tahminler karmaşık bir hal aldı. Ay başında açıklanan ve iş gücü piyasasında belirgin bir soğumayı gösteren zayıf tarım dışı istihdam verileri, Merkez Bankası’nın ekim toplantısında pas geçeceği yönündeki beklentileri baskın kılmıştı.
Yüksek gelen enflasyon rakamları sonrasında ekim ayında politika faizinin yüzde 3,75-4 aralığında sabit bırakılması ihtimali bir miktar gerilese de halen ağırlıklı senaryo olmayı sürdürüyor. Buna karşın, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in aralık ayındaki yılın son toplantısında 25 baz puanlık ek bir faiz artırımına gitme olasılığı gözle görülür şekilde kuvvetlendi.
Dolar Güçlendi, Tahvil Faizleri Tırmandı
Enflasyonist baskıların devam ettiğini gösteren verilerin hemen ardından küresel varlık fiyatlarında hızlı bir yeniden fiyatlama yaşandı. Daha sıkı para politikalarının devam edeceği beklentisiyle ABD 10 yıllık hazine tahvili faizleri yüzde 5,33 seviyesine tırmanırken, 30 yıllık tahvil faizleri de yüzde 5,63’e yükseldi.
Sıkılaşma rotasının korunacağı sinyalleri ABD Doları’nı diğer para birimleri karşısında yeniden çekim merkezi haline getirdi. Dolar endeksi veri açıklamasının ardından yüzde 0,7’lik primle 102,94 seviyesine çıkarak yılın zirvesini yeniledi.
Uzmanlar Ne Diyor?
Uluslararası finans kurumlarının analistleri, mevcut tablonun Fed'in karar alma mekanizmasını zorlaştırdığı görüşünde birleşiyor.
ING Amerika Bölgesel Araştırma Başkanı Padhraic Garvey: Barınma maliyetlerindeki ivmelenmenin çekirdek enflasyondaki yukarı yönlü riski teyit ettiğini vurguluyor. Garvey, genel tablonun Fed'i derhal ekim ayında faiz artırmaya zorlayacak seviyede olmadığını ancak aralık ayında atılacak olası bir ek sıkılaştırma adımının giderek güçlendiğini belirtiyor.
American Enterprise Institute Kıdemli Uzmanı Steven Kamin: Yükselen enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yayılma riski taşıdığına dikkati çekiyor. Jeopolitik gerilimlerin devam ettiği bir ortamda dezenflasyon sürecinin beklenenden daha uzun zaman alabileceğini belirten Kamin, ekim ayında pas geçme fikrinin yeniden tartışmaya açılabileceğini ifade ediyor.
Tüm bu göstergeler, fiyat istikrarını sağlama kararlılığındaki Fed için hedeflenen yüzde 2’lik enflasyon seviyesine ulaşmanın zaman alacağını ve yılın son çeyreğinde faiz politikalarında şahin tonda bir duruşun korunabileceğini gösteriyor.