Business Ekonomi Dünya Washington-Riyad nükleer hattında İsrail şartı masada

Washington-Riyad nükleer hattında İsrail şartı masada

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile imzalanan sivil nükleer işbirliği anlaşmasını Kongre’ye sunarken, sürecin nihai olarak tamamlanması için Riyad’ın İsrail ile normalleşme adımını atması gerektiği ısrarını sürdürüyor.

Washington-Riyad nükleer hattında İsrail şartı masada

Washington ile Riyad yönetimi arasında stratejik dengeleri değiştirecek nitelikteki nükleer diplomaside hareketli saatler yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile yürütülen sivil nükleer işbirliği sürecini resmiyete dökmek üzere Kongre adımı atarken, anlaşmanın yürürlüğe girmesini doğrudan İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine endeksleyen tutumunu koruyor.

Wall Street Journal’ın (WSJ) üst düzey ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre; Beyaz Saray, Suudi Arabistan ile varılan ve barışçıl nükleer enerji teknolojilerinin transferini öngören mutabakatı incelemesi için ABD Kongresi’ne iletti. Ancak sunulan taslağın arkasındaki diplomatik pazarlıklarda en kritik başlık yine "normalleşme" oldu.

Nükleer İşbirliği Kongre Masasında

İki ülke arasındaki temel temaslar, 23 Temmuz tarihinde ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman Al Suud’un attığı imzalarla resmi boyut kazanmıştı. Kamuoyunda "123 Anlaşması" olarak adlandırılan ve barışçıl nükleer işbirliği ile ikili güvence mekanizmalarını içeren protokol, ABD mevzuatı gereği yasal inceleme sürecinden geçmek üzere Kongre onayına sunuldu.

Söz konusu anlaşma, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer program kurma ve teknolojik altyapısını güçlendirme hedeflerine ABD desteği sağlanmasını öngörüyor.

"Abraham Anlaşmaları" Kilidi

Başkan Trump, imzaların atıldığı dönemde yaptığı değerlendirmelerde de açıkça ifade ettiği üzere, sivil nükleer desteğin hayata geçmesini Riyad’ın "Abraham Anlaşmaları" vizyonuna dahil olması şartına bağlıyor. Washington bürokrasisinden sızan son bilgiler, Amerikan yönetiminin bu politikada herhangi bir esnemeye gitmediğini ve nükleer mutabakatın kaderinin İsrail ile atılacak normalleşme adımlarına doğrudan bağlı kaldığını gösteriyor.

Riyad yönetiminin, bölgesel dengeleri göz önünde bulundurarak ve Filistin meselesine ilişkin ön şartlarını koruyarak bu talebe nasıl yanıt vereceği ise küresel diplomasinin odağında yer alıyor. Kongre’deki inceleme sürecinin, Ortadoğu’daki jeopolitik denklemle eş zamanlı olarak şekillenmesi bekleniyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız