İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsüne çıkmaya hazırlandığı şu günlerde, ülke basınından kendi hükümetine yönelik ezber bozan bir analiz geldi. İsrail’in köklü gazetelerinden Haaretz, Netanyahu’nun uluslararası toplum önünde sergileyeceği performansın, Tel Aviv’in içine düştüğü derin diplomatik ve stratejik yıkımı maskelemeye yetmeyeceğini bildirdi.
Gazetenin değerlendirmesinde, bir dönem dünya liderlerinin görüşebilmek için sıraya girdiği Netanyahu’nun, artık küresel diplomaside "istenmeyen adam" (persona non grata) muamelesi gördüğüne ve devri geçmiş bir siyasi aktöre dönüştüğüne dikkat çekildi.
Küresel Sahne Değil, İzolasyon Kürsüsü
Netanyahu’nun geçmiş yıllarda grafikler, haritalar ve görsel şovlarla hitap ettiği BM Genel Kurulu tablosunun geride kaldığı belirtilen analizde; Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tutuklama kararları, Filistin Devleti’ni peş peşe tanıyan ülkeler ve işgalin yasa dışı ilan edilmesi gibi gelişmelerin Tel Aviv’i tam anlamıyla bir "parya devlet" konumuna ittiği vurgulandı.
Eski dönemlerin aksine Netanyahu’nun bu kez, iç siyasette hedef aldığı muhalif basından dahi daha düşmanca ve tepkili bir uluslararası atmosferle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.
İsrail Halkı Ağır Bir Fatura Ödüyor
Haberde, Netanyahu yönetiminin son yıllarda izlediği politikaların İsrail’i her alanda küresel sistemden kopardığı aktarıldı. Diplomatik yalnızlaşmanın sahada somut ağır sonuçlar doğurduğuna işaret eden analizde şu detaylar öne çıktı:
Akademik ve Kültürel Ambaro: İsrailli akademisyenlerin prestijli uluslararası kurum ve üniversitelerde sunum dahi yapamaz hale geldiği belirtildi.
Sosyal Güvensizlik ve Göç: Yurt dışına çıkan vatandaşların toplum içinde İbranice konuşmaktan çekindiği, yüz binlerce İsraillinin ülkeyi terk ettiği ifade edildi.
Ekonomik Yaptırımlar: Biriken uluslararası yaptırımların ülke ekonomisinde derin çatlaklar oluşturduğu, ancak bu bedellerin Netanyahu gözünde gözden çıkarılabilir ayrıntılara dönüştüğü kaydedildi.
Washington Hattında Derin Çatlak
Analizin en dikkat çekici boyutlarından birini Tel Aviv-Washington hattındaki kopuş oluşturdu. Bizzat ABD Başkanı Donald Trump’ın Netanyahu ile bir araya gelmekten kaçındığı hatırlatılırken, Amerikan yönetimindeki üst düzey yetkililerin "iki ülkenin çıkarlarının artık örtüşmediğini" açıkça ifade etmesinin Tel Aviv hükümetine yönelik görülmemiş bir dışlanma göstergesi olduğu vurgulandı.
Öte yandan Netanyahu’nun siyasi kariyerinin en büyük kozu olan "İran nükleer tehdidi" söyleminin de inandırıcılığını kaybettiği; Amerikan istihbarat teşkilatı CIA’in dahi Tel Aviv’in "Tahran rejiminin çökeceği" yönündeki iddialarını ciddiye almadığı belirtildi.
Müttefiklikten Bölgesel Tehdide Dönüşen Yapı
BM’nin mevcut yapısıyla küresel düzeni sağlama kapasitesinin zayıfladığı, bunun yerine bölgesel ittifakların öne çıktığı bu yeni konjonktürde İsrail’in yalnızlığı daha da belirginleşiyor. Suriye ve Lübnan’da işgal alanlarını genişletme çabaları, Batı Şeria’daki gaspçı çetelere verilen destek ve Mısır ile Ürdün gibi barış anlaşmalı komşularla yaşanan krizler, İsrail’i stratejik bir ortak olmaktan çıkarıp bölgesel bir tehdit merkezine dönüştürdü.
Haaretz, analizini küresel liderliğin BM kürsüsünde atılan söylemlerle değil, konuşma bittiğinde arkada duracak müttefiklerin varlığıyla ölçüldüğü vurgusuyla tamamlayarak, İsrail’in en büyük sorununun dış dünya değil, ülkeyi felakete sürükleyen mevcut liderliği olduğunu açıkça gözler önüne serdi.