İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi hedef alan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran söylemleri, ABD siyasetinin üst kademelerinde sert bir tepkiyle karşılandı. Maryland Senatörü Chris Van Hollen, Netanyahu’nun Mamdani hakkındaki iddialarının tamamen asılsız ve saptırma amaçlı olduğunu belirterek sert bir açıklama yaptı.
"Asılsız İddialar Savaş Suçlusu Olduğu Gerçeğini Örtemez"
Sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Netanyahu’nun siyasi manevralarla gerçekleri çarpıtmaya çalıştığını savundu. Van Hollen, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"İsrail Başbakanı Netanyahu’nun New York Belediye Başkanı hakkındaki söylemleri ve iddiaları, kendisinin aranan bir savaş suçlusu olduğu gerçeğini hiçbir şekilde değiştiremez. Netanyahu, kendi yönetimi altında hayatını kaybeden Amerikan vatandaşları için adaletin tecelli etmesini engellemiş bir isimdir."
"Utanması Ve Sorumluluk Hissetmesi Gereken Biri Varsa O da Netanyahu'dur"
Netanyahu'nun Mamdani’ye yönelik "utanmalısın" şeklindeki ithamlarını doğrudan İsrail Başbakanı’na yönelten Van Hollen, durumun tam tersi olduğunu belirtti. ABD’li senatör, Netanyahu’nun uluslararası hukuka ve ABD politikalarına yönelik tutumunu eleştirerek, "Şayet bu tabloda utanması veya mahcubiyet duyması gereken biri varsa, o kişi kesinlikle Netanyahu’nun kendisidir. Hatta ABD topraklarına girmesine izin verilmiş olması bile onun adına büyük bir şanstır" değerlendirmesinde bulundu.
Diplomatik Gerilim ve Suçlamaların Arka Planı
Tartışmanın fitili, Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu temasları öncesinde New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’yi hedef alan açıklamalarıyla ateşlenmişti. İsrail Başbakanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kararlarını gerekçe göstererek kendisine yönelik eleştirilerde bulunan Mamdani’yi, radikal grupları desteklemekle ve toplumsal nefreti körüklemekle suçlamıştı.
Van Hollen’ın bu çıkışı, ABD siyasetinde İsrail hükümetine yöneltilen eleştirilerin boyutunu ve iki ülke arasındaki diplomatik fay hatlarındaki kırılmaları bir kez daha gözler önüne serdi.