Körfez bölgesinde küresel enerji ve ticaret yollarının güvenliğine yönelik yürütülen diplomatik girişimler meyvesini vermeye başladı. Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, başkent Doha’da düzenlediği basın toplantısında bölgesel ve küresel dengeleri yakından ilgilendiren açıklamalarda bulundu. Ensari, Umman ile İran arasında Hürmüz Boğazı’na ilişkin yürütülen görüşmelerin ileri bir aşamaya ulaştığını ve olumlu geri dönüşler alındığını bildirdi.
Hürmüz Boğazı İçin Öncelik "Kesintisiz Seyrüsefer"
Doha yönetiminin arabuluculuk rolüne dikkat çeken Sözcü Ensari, temel önceliklerinin stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın en kısa sürede ve güvenli şekilde yeniden geçişlere açılması olduğunu vurguladı. Boğaz'ın herhangi bir siyasi gerilimde şantaj veya baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduklarının altını çizen Ensari; geçiş serbestisini ve bölge güvenliğini teminat altına alacak tüm yapıcı formülleri desteklediklerini ifade etti. ABD ile İran arasındaki müzakere kanallarının da açık tutulduğunu belirten Ensari, tarafları diplomasi masasında tutmak için girişimlerin sürdüğünü ekledi.
"Mekke Ortak Savunma Anlaşması Bölgesel İstikrara Katkı Sağlayacak"
Açıklamalarında bölgesel güvenlik mimarisine de değinen Macid el-Ensari; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bölge güvenliğinin kollektif bir sorumluluk gerektirdiğini aktaran Ensari, stratejik koordinasyonu güçlendirecek bu tür bölgesel iş birliklerinin arkasında olduklarını dile getirdi.
Gazze Anlaşmasında İsrail'e "Oyalama" Tepkisi
Ortadoğu'daki bir diğer kriz alanı olan Gazze'ye ilişkin son durumu da değerlendiren Ensari; Katar, Mısır ve Türkiye'nin ortak arabuluculuk çabalarıyla ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçilmesi için yoğun mesai harcadığını aktardı. İsrail yönetiminin süreci uzatmaya ve oyalama taktikleri uygulamaya dönük hamlelerine dikkat çeken Sözcü, uluslararası toplumu İsrail üzerinde somut baskı kurmaya ve Gazze ile Batı Şeria'daki ihlallere karşı net bir tutum sergilemeye davet etti.
Hürmüz Boğazı Krizinin Arka Planında Ne Var?
Körfez'deki kriz, 14 Haziran'da ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ardından patlak vermişti. Söz konusu anlaşma; ABD’nin İran’a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı 60 gün boyunca ücretsiz geçişe açmasını öngörüyordu.
Ancak Washington yönetiminin dondurulan varlıkları serbest bırakmaması ve Umman kara suları üzerinden alternatif bir güzergah oluşturması üzerine İran, mutabakatın ihlal edildiğini duyurarak Boğaz'daki geçiş kısıtlamalarını artırmıştı. İki ülke arasında Temmuz ayında çatışmalara kadar varan gerilimin ardından Tahran, seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek adına Boğaz’a kıyıdaş olan Umman ile teknik ve siyasi düzeyde müzakere masasına oturmuştu.