ABD Başkanı Donald Trump, Real America's Voice kanalına verdiği özel röportajda küresel siyasetin ve bölge diplomasisinin odağındaki İran politikasını değerlendirdi. Tahran yönetiminin müzakere masasındaki tutumunu eleştiren Trump, Beyaz Saray'ın önündeki stratejik seçenekleri ve ABD'nin askeri stok durumunu kamuoyuyla paylaştı.
Müzakere Masasından Askeri Seçeneklere: Üçlü Strateji
İranlı yetkilileri uzlaşılması zor müzakereciler olarak tanımlayan ABD Başkanı, kapalı kapılar arkasında varılan mutabakatların sonradan kamuoyu önünde reddedildiğine dikkat çekti. Washington’ın Tahran karşısında izleyebileceği hareket planının detaylarına değinen Trump, önlerinde belirleyici üç temel yaklaşım olduğunu kaydetti:
Müzakere kanallarını açık tutarak mevcut baskıyı sürdürmek,
Askeri hamleleri ve askeri baskı seviyesini önemli ölçüde artırmak,
Ekonomik abluka ve finansal yaptırım çemberini daha da daraltmak.
İran ekonomisinin ciddi bir darboğazdan geçtiğini vurgulayan Trump; ülkede enflasyonun yüzde 300 seviyelerine ulaştığına, yerel para biriminin tarihi değer kayıpları yaşadığına ve finansal kaynakların denetiminde ABD’nin belirleyici rol oynadığına işaret etti.
"Nükleer Resti Ben Bozdum"
Geliştirdikleri kararlı politikalar sayesinde Tahran'ın nükleer güç haline gelmesini engellediklerini savunan Trump, geçmiş süreçlere atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"İran'ın nükleer silahlara erişim sağlamasını doğrudan ben durdurdum. Eğer bu adımları atmasaydım, bugün ellerinde nükleer güç olacaktı ve herkes onlara protokol diliyle hitap etmek zorunda kalacaktı."
Mühimmat Depoları ve Ukrayna Yardımları Eleştirisi
Küresel güvenlik dengeleri ve ABD ordusunun savunma stoklarına ilişkin sorulan soruları yanıtlayan Trump, ülkenin savunma imkanlarında bir kriz bulunmadığını, askeri üretimin tüm hızıyla sürdüğünü kaydetti. Ancak mevcut stoklardaki erimenin önceki yönetim döneminde Ukrayna’ya aktarılan devasa kaynaklardan kaynaklandığını iddia etti. Joe Biden yönetiminin Ukrayna’ya sağladığı 300 milyar dolarlık desteği eleştiren Trump, kendilerinin ise Avrupa Birliği ülkelerine mühimmat ve savaş uçağı satışı yaparak bu teçhizatların AB üzerinden bölgeye aktarılmasına imkan tanıyan farklı bir ticaret modeli benimsediklerini belirtti.
Çin Yarılanması ve Enerji Politikaları
Küresel rekabette ABD’nin Çin’in oldukça önünde konumlandığını savunan Trump, ülkedeki rüzgar enerjisi santrallerine yönelik sert eleştirilerini de yineledi. Yüksek maliyetli ve verimsiz olarak nitelediği rüzgar türbinlerinin kullanımına son verdiklerini belirten ABD Başkanı, söz konusu ekipmanların büyük oranda Çin tarafından üretildiğine ancak Çin’in kendisinin bu teknolojiyi yoğun şekilde tercih etmediğine dikkat çekti.
Röportajın son bölümünde iç politika ve lobicilik faaliyetlerini değerlendiren Trump, Washington’daki siyasi dengelerin geçmişe kıyasla ciddi bir dönüşüm geçirdiğini ifade etti.