Kanada’nın diplomasi kulvarında uzun süredir izlediği mesafeli tutum, Başbakan Mark Carney’nin son açıklamalarıyla yerini pragmatik ve sonuç odaklı bir stratejiye bırakıyor. Resmi temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan’ın Cidde kentine giden Başbakan Carney, Orta Doğu coğrafyasındaki krizlerin çözümünde geleneksel yaklaşımların dışına çıkılması gerektiğini vurguladı. Bölgedeki barış ve istikrar arayışlarında en kilit aktörleri işaret eden Carney; Ankara ve Riyad yönetimlerini "en etkili iki güç" olarak tanımladı.
"Uzaktan Ders Vermek Tatmin Edici Ama Etkisiz"
Cidde'de basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kanada Başbakanı, Ottawa'nın geçmiş dönemlerdeki sert ve eleştirel diplomasi dilini geride bıraktığının sinyallerini verdi. Kanada hükümetinin bölgesel güçlerle kurduğu doğrudan teması savunan Carney, ülkeleri uzaktan yargılamanın sahada hiçbir karşılığı olmadığını dile getirdi.
Başbakan Carney, "Ülkelere uzaktan ders vermenin etkisiz bir strateji olduğunu görüyorum. Bu yaklaşım içsel bir tatmin yaratabilir ancak sonuç doğurmaz. Bizim tercih ettiğimiz angajman ise etkili olma potansiyeline sahip. Her zaman kesin bir zafer getirmese de doğrudan diyalog tek geçerli yoldur" değerlendirmesinde bulundu. Ortaklık zeminlerinin kurulmasının, söz konusu hükümetlerin tüm iç veya dış politikalarını onayladıkları anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.
Ankara Ziyaretinin Çarpıcı Sonuçları
Kanada’nın insan hakları, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve toprak bütünlüğü gibi temel değerlere olan bağlılığının sürdüğünü ifade eden Carney, bu ilkelerin korunmasının da yine masada kalmaktan geçtiğini belirtti. Geçtiğimiz süreçte gerçekleştirdiği Ankara ziyaretine atıfta bulunan Kanada Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan ikili görüşmelerin önemine dikkat çekti. Carney, Ottawa'da oturarak çözülmesi imkansız olan pek çok karmaşık ve askıda kalmış meselenin, Ankara'da kurulan doğrudan temas sayesinde olumlu bir neticeye ulaştığını aktardı.
Kanada Stratejik Çeşitlilik Arıyor: "ABD'ye Aşırı Bağımlıyız"
Haberin en dikkat çekici boyutlarından biri de Kanada’nın küresel ortaklıklarını çeşitlendirme ve Washington eksenli dış politikadan sıyrılma isteği oldu. Kuzey Amerika komşusuyla olan ilişkilerindeki asimetriyi açık yüreklilikle eleştiren Carney, küresel arenada yeni müttefikler bulmanın Kanada için hayati bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
ABD’ye olan mevcut bağımlılığı "temel bir itici güç" olarak tanımlayan Carney, "Bu bağımlılığın boyutları artık net bir şekilde kanıtlandı. Her Kanadalı bu durumun farkında ve çok güçlü bir şekilde kabul ediyor. Biz de tam olarak bu sebeple küresel ortaklıklarımızda ciddi bir çeşitlilik arayışı içerisindeyiz" diyerek Ottawa’nın yeni dönem dış politika vizyonunun haritasını çizdi.