Güney Afrika, Türkiye’nin Net Desteğini Dünyaya Duyurdu
Uluslararası hukukun en kritik sınavlarından biri olan İsrail aleyhindeki soykırım davasında, Türkiye ile Güney Afrika arasındaki diplomatik ve hukuki işbirliği güçlenerek devam ediyor. Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola, Türkiye'nin, İsrail'in Gazze'deki eylemleri nedeniyle Uluslararası Adalet Divanında (UAD) yargılandığı davaya sunduğu desteğin "son derece net ve kararlı" olduğunu vurguladı.
Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) Dışişleri Bakanları Toplantısı için Kruger Ulusal Parkı’nda bulunan Bakan Lamola, davanın mevcut seyrine ve küresel ortaklıklara dair stratejik açıklamalarda bulundu.
"Lahey Grubu" Devrede: Ankara ile Yakın Koordinasyon
Uluslararası hukuk kurallarının aşınmasını ve işlevsiz hale getirilmesini önlemek amacıyla kurulan ve "Lahey Grubu" olarak adlandırılan uluslararası yapının başkanlığını Güney Afrika yürütüyor. Bakan Lamola, küresel vicdanın sesi olan bu oluşumda Türkiye’nin çok kritik bir rol üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye dahil olmak üzere adalet arayışındaki pek çok ülke, bu tarihi davada Güney Afrika’nın yanında saf tuttu. Ankara yönetimi ile tam bir koordinasyon içinde hareket ediyoruz. Türkiye, adaletin tecelli etmesi adına davaya olan güçlü desteğini ilk günden itibaren çok net bir biçimde ortaya koydu ve biz de onlarla yakın çalışmaya devam ediyoruz."
İsrail’in Cevap Dilekçesi Mercek Altında
Davanın hukuki takvimi ve işleyişi hakkında da bilgi veren Lamola, İsrail tarafının mart ayında mahkemeye sunduğu karşı savunma ve cevap dilekçesinin hukuk heyetleri tarafından titizlikle incelendiğini aktardı. Yargı sürecinin kendi doğal takvimi içerisinde olgunlaşacağını ifade eden Güney Afrika Bakanı, uluslararası hukukun tüm imkanlarını kullanarak süreci anbean takip edeceklerini belirtti.
Tarihi Davanın Geçmişi ve Alınan Tedbir Kararları
Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023 tarihinde, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine UAD'de dava sürecini başlatmıştı. Gazze şeridinde yaşanan insani dramın aciliyeti göz önünde bulundurularak talep edilen ihtiyati tedbirler doğrultusunda Divan; 26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs 2024 tarihlerinde üç ayrı bağlayıcı karara imza attı.
Bu tarihi kararlarda mahkeme; İsrail'in ordusunu kontrol altına almasını, soykırım riskini doğuracak askeri operasyonları (özellikle Refah bölgesindekileri) derhal durdurmasını ve sivillerin korunması için attığı adımları düzenli olarak raporlamasını emretmişti. İsrail ise iki kez ek süre talebinde bulunduktan sonra ancak 12 Mart'ta yanıt dilekçesini mahkemeye ulaştırabilmişti.
Küresel Hukuk Cephesi Genişliyor
Yazılı aşaması devam eden ve nihai sonucun çıkmasının birkaç yılı bulabileceği öngörülen davada Türkiye yalnız değil. İspanya, Hollanda, İrlanda, Kolombiya, Meksika, Şili, Bolivya, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar ve Namibya gibi pek çok ülke davaya müdahillik bildirimi yaparak Güney Afrika ve Türkiye'nin öncülük ettiği hukuk cephesine katıldı.
UAD kararlarının doğrudan bir yaptırım gücü ve askeri mekanizması bulunmasa da, uluslararası toplum ve devletler hukuku üzerinde oluşturduğu devasa siyasi ve ahlaki baskı, davanın küresel dengeleri değiştirme potansiyelini canlı tutuyor.