İsrail Dünyanın En Çok Boykot Edilen Ülkesi Oldu
İsrail ana akım medyası, ülkenin uluslararası arenada maruz kaldığı diplomatik, ekonomik ve kültürel baskıların ulaştığı boyutu gözler önüne seren çarpıcı bir analize imza attı. Ülkenin önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth’ta yer alan değerlendirmelere göre; işgal altındaki Batı Şeria’da tırmanan şiddet olayları, Filistinlilere ait toprakların hukuksuz biçimde gasbedilmesi ve Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi’nde sürdürülen yıkıcı askeri operasyonlar, İsrail’i küresel ölçekte eşi benzeri görülmemiş bir izolasyona sürükledi. Haberlerde, Tel Aviv yönetiminin artık "dünyanın en çok boykot edilen ülkesi" konumuna geldiği açıkça ifade ediliyor.
"Yaptırım Tsunamisi" Tel Aviv’i Vurdu
Uluslararası arenada "Filistin İçin İsrail'i Boykot Girişimi" (BDS) başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve Avrupa hükümetleri tarafından yürütülen kampanyalar, İsrail üzerinde tam anlamıyla bir "yaptırım tsunamisi" yaratmış durumda. Gazete, daha önceki dönemlerde uygulanan boykotların İsrail'i iki devletli çözüm için müzakere masasına çekmeyi hedeflediğini, ancak bugünkü dalganın doğrudan İsrail devletinin küresel meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan köklü bir strateji değişikliğine dönüştüğünü vurguluyor. Küresel ölçekte çığ gibi büyüyen bu baskılara karşı Tel Aviv hükümetinin etkili bir diplomatik ya da siyasi argüman üretemediği ve süreci yönetmekte tamamen çaresiz kaldığı belirtiliyor.
Radikal Bakanlara Avrupa Barajı: Fransa ve Belçika Kuyrukta
Uluslararası ambargo dalgası, yalnızca kurumsal düzeyde kalmayıp İsrail kabinesinin en üst düzey isimlerini de doğrudan hedef almaya başladı. Fransa, Batı Şeria’nın ilhakını savunan ve Filistin yönetimini istikrarsızlaştırmaya çalışan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e de ülkeye giriş yasağı koydu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, söz konusu bakanların yürüttüğü radikal politikaların iki devletli çözüme inanan uluslararası toplum tarafından asla kabul edilemeyeceğini deklare etti. Benzer şekilde, Belçika’da 4 bin 500’den fazla akademisyen ve öğrencinin katılımıyla İsrail kurumlarına karşı topyekûn bir akademik boykot hareketi başlatıldı.
Finans ve Kültür Dünyasından Tam Ambargo
Boykot hareketinin ekonomik bacağı da Tel Aviv’i sarsıyor. Dünyanın en büyük fonlarından biri olan Norveç Varlık Fonu, İsrail merkezli şirketlerden yatırımlarını hızla çekerken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) hazırladığı "kara liste" işgal altındaki topraklarda faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin itibarını doğrudan baltalıyor.
Kültürel ve sportif alanlarda da tecrit derinleşiyor. Dünyaca ünlü yazarlar eserlerinin İbraniceye çevrilmesini reddederken, sanatçılar İsrail turnelerini iptal ediyor. Eurovision ve FIFA gibi dev organizasyonlardan İsrail'in menedilmesi yönündeki baskılar rekor düzeye ulaştı. Nitekim İsrail'in katılımı nedeniyle geniş çaplı protestolara sahne olan son Eurovision Şarkı Yarışması'nın, bir önceki yıla göre tam 35 milyon daha az kişi tarafından izlenmesi küresel tepkinin boyutunu özetler nitelikte.
Altı Ülkeden Eşgüdümlü Kara Liste
Batı Şeria’da Filistinli sivillere yönelik şiddet uygulayan radikal grupların ve gasp faaliyetlerinin sosyal medyaya yansıyan kanıtları, batılı devletlerin sabrını taşırdı. Fransa, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç, şiddet olaylarına karışan yerleşimcilere ve onlara mali destek sağlayan kuruluşlara karşı koordineli yaptırımlar uygulama kararı aldı.
İngiltere: Bölgedeki yasa dışı yapıların finansman ağlarını kurutmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir eylem planı devreye soktu.
Kanada ve Avustralya: Çok sayıda İsrail vatandaşına giriş yasağı koyarken, gasp edilen topraklardaki yerel oluşumlara mali kısıtlamalar getirdi.
Yeni Zelanda: Aralarında bakanların da bulunduğu 35 kişilik yaptırım listesini yeni isimlerle genişletti.
Savaş Suçları ve "Kırmızı Çizgi" Soruşturmaları
Yaptırımların ötesinde, hukuki süreçler de hız kazandı. Fransa hükümeti, Gazze’ye insani yardım götürmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" incident'ı (olayı) ile bağlantılı olarak ortaya çıkan işkence ve savaş suçları iddialarına yönelik resmi bir soruşturma başlattı. İtalya ise, Akdeniz'deki söz konusu filo katılımcısı İtalyan sivilleri aşağılayan ve tehdit eden videoları internette yayılan Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir hakkında inceleme başlatacağını duyurdu. İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İsrailli bakanın İtalya'yı hedef alan "iki yüzlüler ülkesi" şeklindeki savunmasını sert bir dille kınayarak "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği (AB) genelinde ise İsrailli bakanlara yönelik kişisel yaptırımların genişletilmesi konusunda Brüksel'deki müzakereler hararetle devam ediyor.