Business Ekonomi Dünya Küresel sığınma trafiğinde son çarpıcı rapor

Küresel sığınma trafiğinde son çarpıcı rapor

Birleşmiş Milletler’in son raporu, küresel zorunlu göç dalgasında son 10 yılın ilk gerilemesine işaret etse de tablonun vahametini gözler önüne seriyor: Sadece bir yılda 5,4 milyon insan şiddet ve baskı yüzünden sınırları aşmak zorunda kaldı.

Küresel sığınma trafiğinde son çarpıcı rapor
KAYNAK: (AA)

Küresel Göç Dünyasında Yeni Dönem

Cenevre merkezli Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), dünya genelindeki zorunlu yerinden edilme hareketlerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan "Küresel Eğilimler Raporu"nu kamuoyuyla paylaştı. Yayınlanan son veriler, çatışma, şiddet ve zulüm sarmalının insani maliyetini bir kez daha kanıtlarken, göç yönetiminde köklü reformların yapılması gerektiğini gösteriyor. Rapora göre, geçtiğimiz yıl tam 5,4 milyon insan can güvenliği endişesiyle kendi ülkesini terk ederek başka topraklara sığınmak zorunda kaldı.

Zorunlu Göçte Son 10 Yılda İlk Gerileme: Rakamlar Ne Söylüyor?

Açıklanan veriler, küresel boyuttaki zorunlu yer değiştirmelerin son 10 yıllık süreçte ilk kez bir düşüş eğilimi gösterdiğine dikkat çekiyor. Toplam mülteci nüfusu yüzde 3’lük bir azalışla 41,6 milyona gerilemiş durumda. Ancak BM yetkilileri, bu düşüşün aldatıcı olmaması gerektiği ve mevcut seviyenin hâlâ insani olarak kabul edilemeyecek kadar yüksek olduğu konusunda dünyayı uyarıyor. Bugün dünya nüfusunun yüzde 1,4’ü, yani her 70 kişiden biri, doğup büyüdüğü topraklardan koparılmış bir yaşam sürüyor. Üstelik kendi ülkesinin sınırları içinde çatışmalar nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı 68,7 milyonu bulurken, resmi sığınma talebinin sonuçlanmasını bekleyenlerin sayısı ise 9 milyona ulaşmış durumda.

60 Yılın Zirvesine Yakın Geri Dönüş Trafiği

Raporda öne çıkan en dramatik başlıklardan biri de geri dönüş oranlarında yaşanan hareketlilik oldu. Geçtiğimiz yıl 4,4 milyonu mülteci, 10,3 milyonu ise ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluşan toplam 14,7 milyon insan evlerine veya ülkelerine geri döndü. Özellikle Afganistan, Sudan ve Suriye’deki geri dönüşlerde çok keskin bir artış gözlendi. Bu hareketlilik, kayıtların tutulmaya başlandığı son 60 yıllık tarihin en yüksek ikinci geri dönüş dalgası olarak kayıtlara geçti. Ancak BMMYK, bu dönüşlerin büyük bir kısmının güvenli ve onurlu şartlarda değil, ciddi baskılar ve belirsiz güvenlik koşulları altında gerçekleştiğinin altını çiziyor.

Sürgünde Zaman Duruyor: "Can Simidi Olarak Başlayan Göç, Ömür Boyu Sürüyor"

Küresel Eğilimler Raporu'na dair stratejik vizyonunu paylaşan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Berhem Salih, mevcut sistemin insani krizleri çözmede yetersiz kaldığını vurguladı. Mültecilerin yüzde 70'inin on yıllar boyunca sürgün hayatı yaşamaya mahkum edildiğini ve ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının altında hayatta kalmaya çalıştığını belirten Salih, "Çok fazla insan için yerinden edilme bir can simidi olarak başlıyor ancak ne yazık ki ömür boyu süren bir cezaya dönüşüyor. İnsani yardımlar hayat kurtarır fakat kalıcı bir çözüm sunmaz. Mültecilerin kendi geleceklerini inşa edebilen aktif bireyler olmalarını sağlamak zorundayız. Savaş ve zulümden kaçanlar için yeni bir umut yaratacak paradigma değişikliğine ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Gelecek 10 Yılın Planı: Yardıma Bağımlılığı Yarı Yarıya Azaltmak

BM, önümüzdeki 10 yıllık süreçte sürdürülebilir ve ölçülebilir yeni bir stratejiyi devreye sokmaya hazırlanıyor. Hedef; uzun süreli yerinden edilme koşullarında yaşayan ve insani yardımlara bağımlı hale gelen mülteci sayısını yarıdan fazla azaltmak. Özellikle mülteci yükünün büyük kısmını sırtlayan düşük ve orta gelirli ülkelere odaklanacak olan bu plan; gönüllü geri dönüş mekanizmalarının güçlendirilmesi, yeniden yerleştirme programları, insani vize kolaylıkları ve mültecilerin ekonomik olarak kendi kendilerine yetebilecekleri projelerin hayata geçirilmesini kapsıyor.

Uluslararası topluma, özel sektöre, hükümetlere ve sivil topluma ortak hareket etme çağrısında bulunan Berhem Salih, iltica ve koruma haklarının tartışmaya kapalı olduğunu hatırlatarak, milyonlarca insanın kamplarda veya belirsizlik içinde çürüyeceği bir geleceği dünyanın kabul etmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız