Berlin’den Tarihi Özeleştiri
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ülkesinin geçmiş dönemdeki güvenlik politikalarına yönelik ezber bozan bir çıkışa imza attı. Berlin-Brandenburg Bilimler Akademisinde gerçekleştirilen Helmut Schmidt Vakfı etkinliğinde kürsüye çıkan Pistorius, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin sarsıldığı dönemlerde Almanya’nın stratejik bir rehavete kapıldığını açık yüreklilikle dile getirdi.
2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı ilhakı sırasında Berlin’in "geçici bir kriz" algısıyla hareket ettiğini savunan Bakan, "Kırım işgal edildiğinde, durumun bir şekilde düzeleceğini ve eski düzenimize döneceğimizi sandık. Aslında alarm sesini duyduk ancak erteleme tuşuna basıp yeniden yatağa döndük. Bu tedbirsizlik bize sivil-askeri savunmada, toplumsal dayanıklılıkta ve ordumuzun modernizasyonunda tam 6 yıla mal oldu" ifadelerini kullandı.
İskandinavya Modeli ve "Dirençli Toplum" Vurgusu
Almanya'nın savunma stratejisinde köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğunu belirten Pistorius, güvenlik süreçlerinin sadece ordunun omuzlarına yüklenemeyeceğini ifade etti. Savunma yeteneğinin topyekun bir toplumsal direnç gerektirdiğini belirten Bakan, bu konuda kuzey komşularını örnek gösterdi.
Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinavya'nın Kırım'ın işgaliyle birlikte tehlikeyi hemen fark ederek hızla aksiyon aldığını ve bu sayede Almanya'nın 6 yıl önünde yer aldıklarını kaydeden Pistorius, çarpıcı istatistiklerle durumun vahametini gözler önüne serdi:
"Finlandiya’da 5,5 milyonluk nüfusa karşılık yaklaşık 900 bin yedek asker bulunuyor. Bu, nüfusun yüzde 16’sı demek. Bizde ise bu oran şu an sadece yüzde 1 seviyesinde. Üstelik Finlandiya’da halkın yüzde 80'i ülkesini savunmaya hazır durumda ve 55 bin sığınakla nüfusun yüzde 85'ine koruma sağlanıyor. Bu, Almanya’da asla ulaşamayacağımız bir seviye."
ABD Askerlerinin Çekilmesi ve Güvenlik Boşluğu Endişesi
Küresel güç dengelerindeki kaymalara da değinen Savunma Bakanı, ABD’nin Almanya’dan asker çekme kararına ilişkin Washington yönetimiyle yaptıkları temasların detaylarını paylaştı. Geçtiğimiz hafta Brüksel'de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile bir araya geldiğini aktaran Pistorius, Amerikalı mevkidaşına bu sürecin zamana yayılarak ve koordineli yapılması gerektiği yönünde net bir mesaj verdiğini söyledi. Kararın aceleye getirilmesinin ciddi bir zafiyet doğurabileceğini belirten Pistorius, oluşacak ani yetenek açıklarının Amerika’nın da stratejik çıkarlarına zarar vereceğini ilettiğini belirtti.
Demokrasiye Çift Taraflı Tehdit: "Caydırıcılık Şart"
Dünyanın giderek daha öngörülemez ve jeopolitik rekabetin tırmandığı bir evreye girdiğinin altını çizen Pistorius, özgürlüklerin ve demokratik değerlerin uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir baskı altında olduğunu savundu. Tehdidin yalnızca dış aktörlerden kaynaklanmadığını, aynı zamanda içeriden de ciddi bir biçimde beslendiğini vurgulayan Bakan, güçlü bir askeri caydırıcılık inşa edilmediği takdirde açık bir hedef haline gelineceğini söyledi. Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşı hatırlatan Pistorius, güçlü olunmadığı takdirde karşı karşıya kalınacak acı senaryonun orada yaşandığını belirtti.
FCAS Projesinin İptali: "Dostluğa Güvensizlik Değil, Dürüst Bir Karardı"
Fransa ile ortak yürütülen ve Avrupa'nın gelecekteki en büyük savunma yatırımlarından biri olarak görülen Geleceğin Hava Muharebe Sistemi (FCAS) projesinin durdurulması konusuna da açıklık getiren Pistorius, kararın arkasında siyasi bir kriz aranmaması gerektiğini söyledi.
İptalin tamamen üretici şirketlerin yaşadığı teknik ve yapısal sorunlardan kaynaklandığını ifade eden Pistorius, projenin bu haliyle sonlandırılmasının geç kalınmış ama "tutarlı ve dürüst" bir adım olduğunu savundu. Kararın Paris-Berlin dostluğuna gölge düşürmeyeceğini belirten Bakan, iki ülkenin farklı alanlarda çok daha hızlı ve uygulanabilir yeni savunma projeleri üzerinde çalışmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.