İsrail’in askeri, istihbari ve bürokratik karar mekanizmalarında yaşanan köklü dönüşümün arkasındaki mali ağ gün yüzüne çıktı. İsrail basınından Haaretz’in yayımladığı kapsamlı araştırma, ABD merkezli muhafazakar Amerikan-Yahudi Tikvah Fonu’nun, İsrail devlet mekanizmasına yön vermek adına milyonlarca dolarlık sistematik bir fon aktarımı yürüttüğünü ortaya koydu.
Geçmişte ülkedeki tartışmalı yargı reformlarına mali zemin hazırlamakla bilinen yapının, bu kez "Herut-İsrail'e Özgürlük Merkezi" çatısı altında örgütlenerek güvenlik bürokrasisini aşırı sağ ilkeler doğrultusunda dönüştürdüğü ifade ediliyor.
Milyon Dolarlık Hibe ve 15 Yıllık Kadrolaşma Planı
"Herut" adı altında 2024 yılından bu yana bağımsız bir kuruluş görünümünde faaliyet gösteren yapı, zengin Amerikalı bağışçıların İsrail yönetim elitlerini şekillendirme misyonunun güncel bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Tikvah Fonu’nun, Filistin nüfusunu zorunlu göçe tabi tutmayı ve bölgede kalıcı bir savaş konseptini merkeze alan bu ağa 5 milyon dolar aktardığı, 2025 yılı için de aynı tutarda yeni bir finansman taahhüdünde bulunduğu kaydedildi.
Herut Genel Müdürü Amiad Cohen’in, "Burada yetişen elitler, İsrail’in önümüzdeki 15-20 yıl içindeki çehresini belirleyecek" sözleri, yürütülen projenin uzun vadeli stratejik hedefini net biçimde özetliyor.
"Mısır ve Ürdün de Hedef Tahtasında
Herut bünyesindeki Argaman Enstitüsü tarafından düzenlenen "Devlet Yönetimi ve Strateji için Churchill Programı", aşırı sağcı fikirlerle donatılmış subay ve bürokratların yetiştirilmesinde kilit bir işlev görüyor. Programın müfredatı ve enstitü tarafından hazırlanan 274 sayfalık doktrin belgesi, yürütülen dönüşümün tehlikeli boyutlarını ortaya koyuyor:
Sürekli Savaş Doktrini: Barış kavramı stratejik bir hedef olmaktan tamamen çıkarılıyor.
Bölgesel Tehdit Genişlemesi: Diplomatik ilişkilere sahip Mısır ve Ürdün gibi ülkeler potansiyel tehdit kategorisine alınarak bu devletlere karşı operasyonel hazırlık yapılması gerektiği savunuluyor.
Zirvedeki İsimler ve Resmi İlişki Ağları
Söz konusu yapılanmanın meyvelerini vermeye başladığına dikkat çekilen araştırmada, Churchill Programı’nın ikinci dönem mezunlarından Tuğgeneral David Zini’nin, İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) başına getirilmesi en somut örnek olarak gösteriliyor.
Eski ABD yönetimlerinde görev almış radikal isimlerden Elliott Abrams’ın da eğitimci olarak yer aldığı program, siyasi idareyle doğrudan temas halinde. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun program katılımcılarıyla çekilen fotoğraflarının kamuoyuna yansıması, yürütülen faaliyetlerin devletin en üst seviyesinde kabul gördüğünü kanıtlıyor.