İklim dönüşümünün başarısı yalnızca doğru emisyon hedeflerine, yeni enerji yatırımlarına ya da gelişmiş teknolojilere bağlı değil. Asıl belirleyici unsur, bu hedefleri hayata geçirecek insan kaynağı ve kurumsal kapasitedir. Politikaları anlayan, farklı alanlar arasında bağ kuran, bilgiyi erişilebilir hâle getiren ve çözümü uygulamaya dönüştüren insanlar olmadan hiçbir dönüşüm kalıcı olamaz.
Gençler bu kapasitenin gelecekteki temsilcileri değil; bugünden itibaren iklim sisteminin tasarımına, işleyişine ve yenilenmesine katkı sunan sistem kurucu aktörlerdir.
21–23 Ağustos 2026’da Ankara’da düzenlenen LCOY Türkiye 2026, bu rolün nasıl güçlendirilebileceğini gösteren önemli bir buluşma oldu. Yerel Gençlik İklim Konferansları, gençlerin yaşadıkları çevrelerden ve deneyimlerden hareketle geliştirdikleri önerileri ulusal ve küresel iklim gündemine taşıyor. Böylece LCOY, yalnızca fikirlerin paylaşıldığı bir platform olmakla kalmıyor; politika geliştirme, müzakere yürütme, ortaklık kurma ve çözüm üretme becerilerinin geliştiği bir hazırlık alanı oluşturuyor. Gençlik COP’u ise bu yerel ve ulusal deneyimleri uluslararası iklim diplomasisiyle buluşturuyor.
LCOY Türkiye 2026’da iklim, gençlik ve yükseköğretim eksenindeki panelde, panelist olarak yer alırken en önemli gözlemim şu oldu:
Gençler yalnızca konuşmacı veya dinleyici olarak değil, doğrudan bilgi üreten, içerik geliştiren ve ortak akla katkı sunan aktörler olarak sürece katılıyor.

İklim Terminolojisi ve Kavram Sözlüğü
Gençlerin iklim gündemindeki yeri, sembolik temsilden kurumsal sorumluluğa doğru değişiyor.
Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri, akademik danışmanlığını yürüttüğüm “İklim Terminolojisi ve Kavram Sözlüğü” oldu. Meryem Gümüş, Mehmet Akif İnandı ve Ahmet Kemal Sığındere’nin katkılarıyla Türkçe ve İngilizce hazırlanan sözlük, iklim elçilerinin kullanabileceği açık, anlaşılır ve ortak bir dil oluşturmayı amaçlıyor.
İklim Değişikliği Başkanlığı’na bağlı dijital platformlarda yayımlanması planlanan bu çalışma, iklim iletişiminde teknik doğruluk kadar erişilebilirliğin de önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ortak bir dil kurmak, yalnızca iletişimi kolaylaştırmakla kalmıyor; farklı kurumların, disiplinlerin ve toplumsal kesimlerin aynı dönüşüm hedefi etrafında buluşmasını da mümkün kılıyor.
LCOY’da İstanbul Medipol Üniversitesi ve Sürdürülebilir Kalkınma ve İkiz Dönüşüm UAM (SURKAM)’ı temsil eden Nehir Erduğan, Eren Bekdemir ve Senanur Çomlu’nun katkıları da bu dönüşümün başka bir boyutunu görünür kıldı. Gençler iklim gündemini yalnızca izleyen ya da mevcut politikaları yorumlayan kişiler değil; üniversitelerini, araştırma alanlarını ve kendi üretimlerini bu gündemle ilişkilendiren aktörler. Bu örnekler, gençlerin kurumlar içinde yeni çalışma biçimleri, bilgi ağları ve çözüm ortaklıkları kurabileceğini gösteriyor.

İklim diplomasisi ve gençlik
İklim diplomasisinin gençler açısından değeri, yalnızca söz söyleme fırsatından kaynaklanmıyor. Farklı bölgelerden gelen gençler, iklim etkilerinin eşitsiz dağılımını, eğitim ve istihdamdaki kırılganlıkları ve dönüşümün finansman ihtiyacını aynı masada görünür kılıyor. Bu çeşitlilik, karar vericiler için önemli bir politika ve uygulama girdisi olmalıdır.
Bunun yolu iklim okuryazarlığını yeşil becerilerle tamamlamaktan geçiyor. Veri okuyabilme, risk analizi yapabilme, yaşam döngüsü perspektifi kurabilme, disiplinler arası çalışabilme, çözümünü savunabilme ve sonuçlarını ölçebilmektir.
Artık yalnızca çevre uzmanlarının değil, finans, hukuk, sağlık, tasarım, üretim, lojistik ve kamu yönetimi çalışanlarının da becerileri olmalı.
Bu dönüşüm, müfredata birkaç seçmeli ders eklemekle sınırlanamaz. Ortaöğretimde iklim, öğrencinin yaşadığı çevre ve yerel sorunlarla ilişkilendirilmeli; yükseköğretimde dersler gerçek sektör problemlerine açılmalı. Öğrenciler enerji tüketimini analiz eden, atık akışını haritalayan, su riskini değerlendiren veya tedarik zincirinin emisyonlarını hesaplayan projelerle öğrenmeli. Çünkü bilgi ancak gerçek problem, gerçek veri, gerçek iş ortamı ve çözümün kanıtlanabildiği bir sistem içinde beceriye dönüşür.
İşyerlerinin rolü de burada başlıyor. Staj ve mesleki eğitim, gözlem süresi olmaktan çıkarılmalı; tanımlı görevler, mentor desteği, ölçülebilir öğrenme çıktıları ve somut proje teslimleri içermeli. Kurumlar gençlere yalnızca iş değil, sürdürülebilirlikle bağlantılı gerçek sorumluluklar vermeli.
LCOY Türkiye 2026’nın en güçlü mesajı da burada yatıyor:
Gençler iklim politikasının hedef kitlesi değil, tasarım ve uygulama ortağıdır. Daha da önemlisi, gençler yalnızca mevcut sistemlere dâhil olan katılımcılar değil; daha adil, dayanıklı ve sürdürülebilir sistemlerin kurulmasına öncülük eden aktörlerdir.

Bu rolü güçlendirmek için kurumların üç somut adım atması gerekiyor.
1-Gençlerin karar alma süreçlerine düzenli ve temsili biçimde katılmasını sağlayacak gençlik iklim kurulları oluşturulmalı; bu kurulların önerileri kurumların stratejik planlarına ve bütçe süreçlerine yansıtılmalıdır.
2-Üniversiteler, kamu kurumları ve özel sektör; gençlerin gerçek sorunlar üzeinde çalışacağı ücretli staj, mentorluk ve proje programlarını ölçülebilir hedeflerle kalıcı hâle getirmelidir.
3-Gençlerin geliştirdiği araştırma, girişim ve politika önerileri için küçük hibeler, açık veri kaynakları ve ortak çalışma alanları sunulmalı; başarılı uygulamaların farklı kurumlara aktarılmasını sağlayacak izleme ve yaygınlaştırma mekanizmaları kurulmalıdır. Böylece genç katılımı tek seferlik etkinliklerle sınırlı kalmaz; iklim dönüşümünün sürekli, hesap verebilir ve kurumsal bir parçasına dönüşür.
COP31 Türkiye Başkanı Bakan Murat Kurum, her fırsatta Antalya’da odağın gençlik olduğunu vurguluyor. Çabanın bu yönde ilerlediğini, Gençlik COP’u olarak anılan COY Antalya öncesi, Ulusal COY (LCOY) Ankara, büyük bir vizyon gelişimi ve paydaşların kararlılığını sundu.
LCOY 2026 Ankara, başta Let’s Do It Türkiye ve üç bakanlığın ortak çalışmaları ile gerçekleşti.
Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İklim Elçilerini bir araya getirdi.
UNFCCC, YOUNGO, UNICEF, fiziksel ev sahibi TOBB gibi, her bir paydaşın katkısı çok değerliydi.
Büyük buluşmanın öznesi, hedefi ve içeriği aynı kesişim noktasında buluştu: GENÇLİK! Ne mutlu!..