Business Ekonomi Teknoloji Selçuk Bayraktar'dan teknolojik dayanışma ittifakı çağrısı!

Selçuk Bayraktar'dan teknolojik dayanışma ittifakı çağrısı!

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, geliştirdikleri yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşarak sarsılmaz bir Teknolojik Dayanışma İttifakı kurulması gerektiğini belirterek, "Tekellerin dev veri merkezlerine mahkum olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız. Gücümüzü birleştirirsek, bu tekellerin oluşturduğu örümcek ağını yırtıp atabiliriz." dedi.

Selçuk Bayraktar'dan teknolojik dayanışma ittifakı çağrısı!

SAHA 2026'da savunma sanayii, teknoloji ve milli üretim konularının ele alındığı programda konuşan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, Türkiye'nin yerli ve milli teknoloji alanındaki çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programa çok sayıda sektör temsilcisi, davetli ve katılımcı da ilgi gösterdi.

Sadece metalin ve yazılımın sergilendiği bir fuarda olmadıklarını dile getiren Bayraktar, "21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında, 'insan' kalmanın ve insanlık onuruyla hür bir şekilde var olmanın yol haritasını konuşmak üzere bir araya geldik. Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir 'teknoloji ütopyası' satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil. Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan 'teknokapitalist küresel tahakkümdür.' Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor. Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, 'gönüllü bir esaret' olarak hayatımıza giriyor" dedi.

"Bugün herhangi bir sosyal medya veya video platformunun temel algoritması, size 'doğruyu' veya 'faydalıyı' göstermek üzerine tasarlanmamıştır" diyen Bayraktar, "Arka planda çalışan yapay zekâ, nörolojik zaaflarımızı analiz ederek dopamin salgımızı tetikleyecek, bizi o ekranda 10 saniye daha fazla tutacak 'öfke, hedonizm ve korku' temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça ağına daha fazla çekiyor, içine çekildikçe daha fazla bakıyorsunuz. Girişim ekosisteminin dünyaya dayattığı ilk cümle hep 'maddi varlığını arttır' oldu. Medeniyetimizden aldığımız ilhamla, bizce insanın ilk gayesi insanlığa fayda sağlamak olmalıdır" şeklinde konuştu.

MELEZ BİR YAKLAŞIM

Yeni çağda insan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığını söyleyen Bayraktar, "Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü oluşturarak yepyeni bir kırılım yakalamaktır. Verilerin tekelleşmesine, tek elde toplanmasına asla izin verilmemeli. Verilerimizi küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, Federe Öğrenme mimarilerini hayata geçirmeliyiz" ifadelerini kullandı.

Yapay zekayla alakalı ilerleme modelinin sadece donanım tekellerinin güdümündeki istatistiksel yığınlara dayanmaması gerektiğine değinen Bayraktar, "İnsanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren, dilin yapısı ve düşünsel yeteneklerin yapıtaşlarını merkeze alan melez bir yaklaşım olmalıdır. İstatistiksel yapay zeka makinesine ilave edeceğimiz her bir semantik yetenek, çok daha düşük işlem gücüyle çok daha karmaşık problemleri çözmemizin anahtarı olacaktır. Kendi açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosistemimizi kurmalıyız. " şeklinde konuştu.

Mümkünse ekosistemin her bir unsurunu bağımsızca geliştirebilme ve üretebilme kabiliyetine sahip olunması gerektiğine değinen Bayraktar, kısa vadede mümkün olmadığı durumlarda, iş birliklerine veyahut doğrudan dışarıdan temin yoluna başvurulabileceğine vurgu yaptı.

Bayraktar, dışarıdan alınan sistemlerin tümüne de, özellikle altyapı yazılımları ve donanımları söz konusu olduğunda açık kaynaklı yazılım modelinin şart koşulması gerektiğine dikkati çekerek, "Açık kaynak, verilerimizin mahremiyeti, güvenliği ve dijital egemenliğimizin vazgeçilmez unsurudur. Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı kuantum dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz. Verilerin tekelleşmesine, tek elde toplanmasına asla izin verilmemeli. Ulusların ve toplumların egemenliği açısından, tek amacı kar maksimizasyonu olan dev teknoloji tekellerinin veri merkezlerinde tüm hayatımızın toplanmasının ne anlama geldiğini açıklamaya dahi gerek olmadığını düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Verileri küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, federe öğrenme mimarilerinin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, "Veri, hastanelerimizde, kendi kurumlarımızda ve kendi sınırlarımız içinde kalırken, algoritmalarımız bu dağıtık ağlarda mahremiyeti bozmadan öğrenecek ve sadece ortak aklı merkeze taşıyarak bizi bu sömürü düzeninden kurtaracaktır. Kısıtlı kaynaklarımızı statükoyu koruyan hantal sistemlere değil, geleceğin harp ve sivil alanlarını şekillendirecek teknolojilere yatırmak durumundayız." dedi.

"TEKNOLOJİK DAYANIŞMA İTTİFAKI' KURMALIYIZ"

"Yapay zekadan ileri çip teknolojilerine, kuantum bilgi işlemden robotik otomasyona uzanan bu yolda; devasa, merkezcil bir bulut yapısına ihtiyaç duymadan, doğrudan cihaz üzerinde çalışan Uç Bilişim (Edge AI) modellerini geliştirmeliyiz" diyen Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu geliştirdiğimiz yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşarak sarsılmaz bir 'Teknolojik Dayanışma İttifakı' kurmalıyız. Tekellerin dev veri merkezlerine mahkûm olmadan, gücümüzü birleştirmek zorundayız. Bugün bu fuar alanında gördüğünüz; yeni nesil yapay zekâ sistemlerimiz, doğadaki kuş sürüleri gibi birbiriyle haberleşen otonom sürülerimiz ve dünya harp doktrinini yeniden yazan tüm çalışmalarımız, son 8 yılda yetişen TEKNOFEST kuşağının imzasını taşımaktadır. Burada sergilenen her bir eser, sadece birer mühendislik başarısı değil; gökyüzünde, yeryüzünde ve dijital dünyada 'hür ve özgün' var oluşumuzun perçinlenmiş mühürleridir. Organizasyonu hayata geçiren SAHA İstanbul ailesine, gece gündüz demeden ter döken mühendislerimize, teknisyenlerimize ve savunma sanayimizin tüm kahramanlarına yürekten teşekkür ediyorum. Yolumuz açık, geleceğimiz hür olsun."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız