ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası tırmanan gerilim, küresel emtia piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. İran’ın karşılık vermesiyle büyüyen çatışmaların Hürmüz Boğazı’nı fiilen devre dışı bırakması, enerji ve tarım başta olmak üzere birçok kritik emtiada arz şokuna neden oldu.
Küresel enerji ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki aksama, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinde ciddi kesintilere yol açarken, bu durum fiyatların hızlı şekilde yükselmesine neden oldu.
Petrol Fiyatları 120 Dolar Seviyesine Yükseldi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 28 Şubat’ta başlayan kriz sonrası küresel petrol arzında günlük yaklaşık 10 milyon varillik kayıp yaşandı. Bu gelişme, Brent petrolün varil fiyatının kısa sürede 100 doların üzerine çıkmasına ve 120 dolar seviyelerine kadar yükselmesine yol açtı.
Enerji fiyatlarındaki artış, üretim maliyetleri üzerinden maden ve tarım emtialarına da yansıdı. Tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, geniş bir ürün grubunda fiyat baskısını artırdı.
Rusya Enerji Gelirlerinde Artış Sağladı
Yükselen fiyatlar, yaptırımlar nedeniyle gelir kaybı yaşayan Rusya’nın enerji ihracat gelirlerine doğrudan yansıdı. ABD’nin petrol yaptırımlarını hafifletme kararı almasının ardından Hindistan gibi ülkelerin Rus petrolüne yöneldiği görüldü.
Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA) verilerine göre, savaşın başlamasını takip eden ilk iki haftada Rusya’nın petrol, gaz ve kömür ihracatından elde ettiği gelir 7,7 milyar avroya ulaştı. Ülkenin günlük enerji gelirlerinin yaklaşık yüzde 14 artarak 400 milyon avro seviyesine çıktığı hesaplandı.
Bu dönemde Rusya’nın ana ihracat kalemi olan Ural tipi petrolün fiyatı yıl başına göre yaklaşık yüzde 80 artarak varil başına 90 dolara yaklaştı. Böylece Rus petrolünün fiyatı, Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana ilk kez Brent petrolün üzerine çıktı.
Asya Ülkeleri Rus Petrolüne Yöneldi
Körfez kaynaklı arzın daralması, özellikle Asya ülkelerinde alternatif kaynak arayışını hızlandırdı. Bu süreçte Hindistanlı rafinerilerin yaklaşık 30 milyon varillik ek Rus petrolü alımı yaptığı tahmin ediliyor.
Artan talep, Rus petrolünün fiyatlarının toparlanmasına ve bütçe gelirlerinin desteklenmesine katkı sağladı.
Üretim ve Lojistik Sınırlamalar Dikkat Çekiyor
Uzmanlar, Rusya’nın artan gelirlerine rağmen küresel arz açığını tam anlamıyla karşılayabilecek kapasiteye sahip olmadığına işaret ediyor. Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik insansız hava aracı saldırıları, liman kapasitesi ve tanker yetersizliği gibi unsurlar, ihracat artışının önünde engel oluşturuyor.
Ayrıca yaptırımlar nedeniyle enerji sektöründe teknoloji ve yatırım eksikliği yaşanması, yeni üretim kapasitesi oluşturulmasını zorlaştırıyor. Artan maliyetlerin şirket bilançoları üzerinde baskı yarattığı ve bazı büyük şirketlerde üretim düşüşü kaynaklı zararların görüldüğü belirtiliyor.
Tarım ve Gübre Piyasalarında Etki
Rusya’nın tarım ürünleri ve gübre üretimindeki rolü de küresel piyasalar açısından önem taşıyor. Ülke, iç piyasadaki fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla zaman zaman ihracat kısıtlamalarına gidiyor.
Son olarak Rusya Tarım Bakanlığı, amonyum nitrat gübresinin ihracatını 21 Nisan’a kadar geçici olarak durdurdu. Bu karar, küresel gıda arzına yönelik endişeleri artırdı.
“Küresel Arz Açığı Tam Olarak Kapatılamaz”
Freedom Finance Global Petrol ve Gaz Sektörü Kıdemli Analisti Sergey Pigarev, sürece ilişkin değerlendirmesinde ABD’nin dünyanın en büyük petrol ve gaz üreticisi olarak süreçten en fazla kazanç sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirtti. Rusya’nın da bu süreçten ekonomik fayda sağladığını ifade eden Pigarev, yaptırımların gevşetilmesinin Rus petrol stoklarının satışını kolaylaştırdığını söyledi.
ABD’nin LNG ihracatında da artış beklendiğini belirten Pigarev, 2026’da ihracat hacminin yüzde 10,4, 2027’de ise yüzde 8,6 artmasının öngörüldüğünü aktardı. Hürmüz Boğazı’nın nisan ayının ilk yarısında yeniden açılabileceğini ifade eden Pigarev, tedarikin yeniden başlamasıyla enerji ve gübre fiyatlarının normalleşebileceğini belirtti. Ancak mevcut durumda Körfez kaynaklı arz kaybını karşılayacak yeterli boş kapasitenin bulunmadığına dikkat çekti.
İran’ın Potansiyeli Gündemde
İran’da olası bir yönetim değişikliği halinde yaptırımların kaldırılabileceği ve ülkenin büyük bir gaz ihracatçısı haline gelebileceği değerlendiriliyor. İran’ın dünyanın en büyük ikinci gaz rezervine sahip olduğu ve teorik olarak Katar’dan daha fazla LNG ihraç edebileceği ifade ediliyor.