Türkiye’de sera gazı emisyonları 2024 yılında dikkat çekici bir artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı son verilere göre toplam emisyonlar, bir önceki yıla kıyasla yüzde 5,3 yükselerek 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Bu artış, özellikle enerji sektöründeki büyümenin emisyonlar üzerindeki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koydu.
Enerji Kaynaklı Emisyonlar Belirleyici Rol Oynadı
Toplam emisyonlar içinde en büyük pay yüzde 71,8 ile enerji sektörüne ait oldu. Enerji kaynaklı emisyonlar 2024’te yüzde 5,6 artarak 419,9 milyon ton seviyesine çıktı. Bu durum, elektrik üretimi, sanayi faaliyetleri ve fosil yakıt kullanımının emisyon artışındaki temel etkenler olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Karbondioksit emisyonlarının dağılımında da enerji sektörü belirleyici konumunu korudu. Toplam CO2 emisyonlarının yüzde 85,9’u enerji kaynaklı gerçekleşirken, bunun önemli bir bölümü çevrim ve enerji alt kategorisinden kaynaklandı.
Sanayi ve Tarımda Artış Sürüyor
Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı kaynaklı emisyonlar yüzde 7 artışla 75,7 milyon tona yükseldi. Bu artış, üretim hacmindeki genişleme ve sanayi faaliyetlerinin yoğunluğuyla ilişkilendiriliyor.
Tarım sektörü emisyonları ise daha sınırlı bir artış gösterdi. Yüzde 2,4’lük yükselişle 73,5 milyon tona çıkan tarımsal emisyonlar, toplam içindeki payını yüzde 12,6 seviyesinde korudu. Atık sektörü emisyonları da yüzde 3,9 artarak 15,4 milyon tona ulaştı.
Kişi Başı Emisyonlar Yükseliş Eğiliminde
Türkiye’de kişi başı sera gazı emisyonu da artış trendini sürdürdü. 1990 yılında 4,2 ton olan kişi başı emisyon, 2023’te 6,5 tona, 2024’te ise 6,8 tona yükseldi. Bu veri, ekonomik büyüme ve enerji tüketimiyle paralel bir emisyon artışına işaret ediyor.
Emisyon Dağılımında Yapısal Tablo Değişmedi
Toplam emisyonlar içinde enerji sektörünü sırasıyla yüzde 12,9 ile endüstriyel işlemler, yüzde 12,6 ile tarım ve yüzde 2,6 ile atık sektörü izledi. Bu dağılım, Türkiye’nin sera gazı profilinde uzun süredir devam eden yapısal dengelerin büyük ölçüde korunduğunu gösteriyor.
Açıklanan veriler, Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümü hedefleri açısından kritik bir dönemeçte olduğunu ortaya koyarken, özellikle enerji üretiminde düşük karbonlu kaynaklara geçişin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.