Business Ekonomi Ekonomi Süt devinden küresel çıkarma: Türkiye yeni pazar avında

Süt devinden küresel çıkarma: Türkiye yeni pazar avında

Küresel süt üretiminde Avrupa'nın ilk 3, dünyanın ise ilk 10 aktörü arasında yer alan Türkiye, 480 milyon doları aşan ihracat hacmini yeni pazarlarla katlamayı ve katma değerli ürünlerle küresel payını büyütmeyi hedefliyor.

Süt devinden küresel çıkarma: Türkiye yeni pazar avında
KAYNAK: (AA)

Süt Sanayisinde Küresel Vizyon

Türkiye, çiğ süt üretimi ve dış ticaretindeki güçlü konumunu, pazar çeşitliliği ve teknolojik dönüşümle bir üst seviyeye taşımaya hazırlanıyor. Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Can Sağlık, sektörün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonlarını değerlendirirken, ihracatta katma değerli ürün yapısına ve dijitalleşmeye odaklandıklarını vurguladı. Sağlık, mevcut ihracat haritasında en güçlü ayakların Orta Doğu ve Asya olduğunu belirterek, yeni dönemde küresel pazar payını artırmak için stratejik adımlar atılacağını ifade etti.

Türkiye Üretimde Avrupa Üçüncüsü

Beslenme zincirinin en temel halkalarından biri olan sütün stratejik önemine dikkat çeken SETBİR Başkanı Sağlık, Türkiye’nin üretim kapasitesiyle küresel ligde üst sıralarda yer aldığını belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayandırılan bilgilere göre, Türkiye'de yıllık çiğ süt üretimi 21 milyon 379 bin ton seviyesine ulaştı. Bu üretimin yüzde 94,5 gibi ezici bir çoğunluğunu inek sütü oluştururken; koyun, keçi ve manda sütü de üretimi destekleyen diğer unsurlar olarak öne çıkıyor.

Son 9 yıldır kesintisiz olarak 20 milyon ton barajının üzerinde bir üretim performansı gösterdiklerini aktaran Sağlık, "Bu istikrarlı grafik sayesinde Almanya ve Fransa’nın hemen arkasından gelerek Avrupa’da üçüncü, dünyada ise ilk 10 üretici arasında yer alıyoruz. Bu başarı, Türk süt sektörünün üretim gücünün en somut kanıtıdır" dedi.

Sektör Dış Ticarette Net İhracatçı Konumunda

Üretimdeki bu büyük potansiyel, dış ticaret dengesine de pozitif yansıyor. Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ticaretinde ithal ettiğinden çok daha fazlasını ihraç eden bir yapıda olduğunu belirten Sağlık, güncel dış ticaret karnesini paylaştı. Sektör, 213 bin tonu aşkın süt ve süt ürünü ihracatı gerçekleştirerek ülkeye 480 milyon 609 bin doların üzerinde döviz girdisi sağladı. Buna karşılık ithalat ise oldukça sınırlı kalarak 17,4 bin ton karşılığında 89 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Mevcut ihracatın ağırlıklı olarak Orta Doğu ve Asya pazarlarına yapıldığını, bunu Avrupa, Kuzey Amerika ve Afrika'nın izlediğini ifade eden Sağlık, ihracat gelirlerini artırmanın anahtarının katma değerli üretimden geçtiğini şu sözlerle özetledi: "Sektörümüzün ihracat fiyatı ton başına ortalama 2 bin 500 dolar seviyesindeyken, ithal ettiğimiz ürünlerin ton başına değeri 5 bin doları buluyor. Bu iki katlık fark, bizim katma değerli ürün gamına yönelmemiz ve markalaşmaya ağırlık vermemiz gerektiğinin en net işaretidir."

Küresel Pazarda Güç Birliği: Coğrafi İşaret Seferberliği

Sadece ham üretim yapmanın küresel rekabette yeterli olmadığının altını çizen SETBİR Başkanı, markalaşma ve coğrafi işaret tescillerinin hayati bir rol oynadığını söyledi. Türkiye’de tescillenen 1840'ı aşkın coğrafi işaretli ürünün yaklaşık 80’inin süt ürünlerinden (peynir çeşitleri, dondurma vb.) oluştuğunu belirten Sağlık, Avrupa Birliği (AB) nezdindeki tescil süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini ifade etti. AB coğrafi işaret sisteminin ürünlere hem yüksek koruma hem de prestij kazandırdığını dile getiren Sağlık, sanayiciler, kooperatifler ve üretici örgütleri arasında kurulacak güçlü bir işbirliği modeliyle Türk süt ürünlerini dünyada "güvenilir, yüksek kaliteli ve sürdürülebilir" bir marka haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Akıllı Çiftlikler ve Yapay Zeka Dönüşümü

Süt hayvancılığında geleceğin dünyasını dijitalleşmenin şekillendireceğini ifade eden Sağlık, yapay zeka destekli uygulamaların maliyet yönetiminden hayvan refahına kadar her alanda devrim yarattığını söyledi. Sensörler, akıllı tasmalar ve otomatik sağım sistemleri sayesinde sürülerin anlık olarak takip edilebildiğini belirten Sağlık, bu teknolojilerin hastalıkları erkenden tespit ederek verim kayıplarının önüne geçtiğini vurguladı.

Dijital teknolojilerin aynı zamanda karbon ayak izini azaltarak çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağladığını ekleyen Sağlık, önümüzdeki süreçte otonom yemleme, robotik sağım ve tam otomasyonlu çiftlik modellerinin çok daha yaygın hale geleceğini öngördüklerini belirtti. Sektör, bu modern dönüşümle hem maliyetleri düşürmeyi hem de küresel standartlarda sürdürülebilir bir üretim yapısına kavuşmayı hedefliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız