Türkiye ekonomisinin en stratejik sütunlarından biri olan sigortacılık sektörü, sunduğu risk koruma kapasitesini her geçen gün genişleterek yeni rekorlara imza atıyor. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından açıklanan güncel veriler doğrultusunda, sektörün toplam prim üretimi bu yılın ağustos ayı sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,1 oranında büyük bir ivme kazanarak 971,8 milyar liraya ulaştı.
Sektörün finansal derinliğini ve toplumsal güvence ağını gözler önüne seren bu tablo, 1 trilyon liralık psikolojik eşiğin aşılmasına ramak kaldığını kanıtlıyor.
Hayat Dışı Branşlar Liderliğini Koruyor, Hayat Sigortaları Sıçrama Yapıyor
Sektörün omurgasını oluşturan hayat dışı sigortalar, yıllık bazda yüzde 25,4’lük bir artış grafiği çizerek 815,7 milyar liralık devasa bir büyüklüğe erişti. Hayat dışı segmentin toplam sektör üretimi içindeki payı yüzde 83,9 seviyesinde gerçekleşti.
Aynı periyotta ivmesini en çok artıran alanlardan biri ise hayat sigortaları oldu. Prim üretimini yüzde 44,3 gibi güçlü bir oranla artırarak 156,1 milyar liraya tırmandıran hayat sigortası branşı, genel toplam içerisindeki payını da yüzde 14,3’ten yüzde 16,1’e yükselterek dikkat çeken bir pazar payı genişlemesine imza attı.
Trafik Sigortası Lider, Sağlık ve Afet Branşları Takipte
Sektörün branş bazındaki performans dağılımı incelendiğinde, kara araçları sorumluluk (trafik) sigortaları yaklaşık 230 milyar liralık dev hacmiyle lider konumunu sürdürdü. Yıllık bazda yüzde 16,9 artış kaydeden bu branş, hayat dışı kategorinin yüzde 28,2'sini tek başına üstlendi.
Öte yandan, bireysel farkındalığın arttığı hastalık ve sağlık sigortaları branşında prim üretimi yüzde 36,2’lik net bir yükselişle 180 milyar lira sınırına dayandı. Bu ivme, sağlık branşının hayat dışı toplam içindeki payını yüzde 22,1’e taşıdı. İklim krizleri ve kentsel risklerin odağındaki yangın ve doğal afetler branşı ise yüzde 23,4 artış kaydetme başarısı göstererek yaklaşık 130 milyar liralık koruma hacmi yarattı.
15. Sigorta Haftası’nda "Dört Element" Vurgusu ve Küresel Hedefler
Sektörün finansal büyüklüğünün toplumsal bilince dönüştürülmesi amacıyla Türkiye genelinde kapsamlı bir farkındalık seferberliği yürütülüyor. Bu yıl 15’incisi düzenlenen ve 5-11 Ekim tarihlerinde kutlanan Sigorta Haftası, "Dört Element. Tek Güvence." mottosuyla gerçekleştiriliyor. Toprak, su, hava ve ateşin yaşam kadar riskleri de barındırdığına dikkat çekilen hafta boyunca; iklim değişikliği, afet yönetimi, kentsel dayanıklılık ve yeni nesil mobilite gibi kritik başlıklar masaya yatırılıyor.
Kapsamlı etkinlik maratonu çerçevesinde İstanbul, 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi'ne ev sahipliği yaparken; kapanış ise Gaziantep'te gerçekleştirilecek olan Türk Dünyası Sigorta Birliği 2. Genel Kurulu ile yapılacak.
"Hedefimiz Sadece Parasal Büyüme Değil, Kapsayıcı Koruma"
Toplumsal güvence tabanının genişletilmesinin önemine işaret eden TSB Başkanı Ahmet Yaşar, prim üretimindeki finansal başarının ancak poliçe sayısındaki ve ulaşılan kişi sayısındaki artışla anlam kazanacağını belirtti. Sigortanın riskler karşısında bireylere ve kurumlara sürdürülebilir bir kalkan sunduğunu ifade eden Yaşar, 2030 vizyonunu şu sözlerle özetledi:
"2030 yılı itibarıyla sigorta penetrasyonunu yüzde 5 düzeyine çıkarmayı ve toplam prim üretimini 50 milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca finansal büyüklük yakalamak değil; sigortayla henüz tanışmamış kesimlere ulaşarak koruma açığını kapatmak, ürünleri sadeleştirip erişilebilir kılmak ve daha fazla ailenin hem de işletmenin geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktır."