Türkiye'de yerli biyoyakıt üretimi için önemli bir ham madde kaynağı olan pelemirin ekim alanı, son 5 yılda 350 dekardan 35 bin dekara çıkarak dikkat çekici bir büyüme kaydetti. Sözleşmeli üretim modeli ile gerçekleştirilen bu artış, ülke genelinde sürdürülebilir tarım uygulamalarına katkıda bulunmayı hedefliyor.
Pelemirin biyoyakıt potansiyeli
2021-2022 sezonunda 9 çiftçi ile başlayarak 350 dekarlık alanda üretim yapan pelemir, 2023'te bu rakamı 3 bin 500 dekara çıkardı. Bu yıl, pelemir ekim alanı 35 bin dekara ulaşırken, sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı da 237'ye ulaştı. 5 yıl içerisinde yaklaşık 400 çiftçinin pelemir üretimine yöneldiği bildirildi.
Pelemir, düşük girdi maliyeti ve az su, gübre ve ilaç ihtiyacı ile dikkat çekiyor. Biyoyakıt Sanayi Derneği ile DB Tarımsal Enerji'nin yaptığı ortak proje kapsamında, pelemirin biyoyakıt olarak kullanılan yağının kara, deniz ve hava ulaşımlarında değerlendirilebileceği belirlendi. Bu durum, özellikle ulaşım sektörünün karbon ayak izinin azaltılmasına önemli katkılar sağlayabilir.
Biyoyakıt sanayisindeki önem
Biyoyakıt Sanayi Derneği ve DB Tarımsal Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı, Türkiye'nin 7 bölgesinde pelemir bitkisini test ettiklerini belirtti. Borovalı, "Düşük girdi maliyetiyle pelemirin biyoyakıt ham maddesi olarak öneminin arttığını görmekteyiz. Üretimin her yıl biraz daha artacağını umuyoruz" dedi.
Son yıllarda hava yollarından da pelemir yağına ilgi duyulması, sektör için yeni fırsatlar sunuyor. Borovalı, "Pelemir, yerli kapasiteyi geliştirmek ve ham madde ihtiyacını karşılamak için önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu.
Projelerde ve saha çalışmalarında pelemirin öne çıkmasının arkasında, Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürütülen işbirlikleri de yer alıyor. Gelecek yıl hedeflenen 100 bin dekarlık ekim alanı ile pelemir, Türkiye ekonomisine ve yerel ekonomilere önemli katkılarda bulunması bekleniyor.