Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, küresel piyasalardaki belirsizliklerin gölgesinde geride kalan yılın ilk yarısını ve iş dünyasının yılın ikinci yarısına dair makroekonomik beklentilerini masaya yatırdı. Dünya genelinde jeopolitik gerilimlerin artık sadece siyasi birer başlık olmaktan çıkıp; enerji arzı, lojistik hatlar ve ham madde maliyetleri üzerinden doğrudan ekonomileri şekillendiren ana aktörlere dönüştüğünü belirten Özdemir, Türkiye’nin bu süreçte stratejik bir dönüşümün eşiğinde olduğunu ifade etti.
Küresel Ticarette Kartlar Yeniden Dağıtılıyor
Dünya genelinde sanayi ve ticaret dengelerinin kökten değiştiğini ifade eden MÜSİAD Başkanı Özdemir, ABD-Çin rekabetinin derinleşmesi ve Avrupa Birliği’nin korumacı sanayi politikalarına geçiş yapmasının yeni bir ekonomik ekosistem doğurduğunu söyledi. Küresel devlerin artık sadece düşük maliyet odaklı yatırım yapmadığını belirten Özdemir, "Büyük şirketlerin yatırım kararlarında operasyonel süreklilik, lojistik güven ve uzun vadeli dayanıklılık en önemli kriter haline geldi. Türkiye’nin öngörülebilir ve güven veren adımlarla yapısal reformları hızlandırması, ülkemizi küresel değer zincirinde çok daha üst bir lige taşıyacaktır" dedi.
Özdemir, Türkiye ekonomisinin yılın ilk yarısında gösterdiği makroekonomik dengelenme performansına da dikkati çekti. Merkez Bankası rezervlerindeki toparlanma, cari açıktaki gerileme ve finansal piyasalardaki istikrarlı duruşun yatırımcılar tarafından yakından izlendiğini dile getiren Özdemir; dijital dönüşüm, yeşil enerji ve yüksek katma değerli ileri imalat teknolojilerine odaklanılmasının bu avantajları kalıcı kılacağını vurguladı.
"İş Dünyasının En Büyük Sınavı: Finansman Maliyetleri"
Yeni dönemde iş dünyasının önündeki en büyük bariyerin finansmana erişim zorluğu ve yüksek kredi maliyetleri olduğunu söyleyen Burhan Özdemir, sürdürülebilir bir büyüme patikası için enflasyonun kontrol altına alınmasının şart olduğunu belirtti. Yüksek enflasyonun piyasalardaki fiyatlama davranışlarını bozduğuna ve şirketlerin uzun vadeli projeksiyon yapmasını engellediğine dikkat çeken Özdemir, reel sektörün korunması için ekonomi politikalarında ince bir denge kurulması gerektiğini savundu.
Sıkı para politikasının yarattığı yüksek faiz ve daralan kredi limitlerinin özellikle yatırım yoğun sektörlerde planlamaları zorlaştırdığını belirten MÜSİAD Başkanı, çözüme dair şu önerilerde bulundu:
"Genel ve kontrolsüz bir kredi genişlemesi yerine, ekonominin üretken damarlarını besleyecek akıllı mekanizmalara ihtiyacımız var. İhracata dayalı üretim, ileri teknoloji, yeşil dönüşüm ve verimlilik odaklı projeler için 'seçici finansman' kanalları güçlendirilmeli. Temel öncelik, fiyat istikrarını sağlarken mevcut üretim kapasitemizi korumak olmalıdır."
Yılın İkinci Yarısında Nasıl Bir Ekonomi Bekleniyor?
Gelecek dönemde küresel rekabette sadece kas gücü ve üretim hacmi yüksek olanların değil; veriyi yönetebilen, teknolojiyi reel ekonomiye entegre edebilen ülkelerin ayakta kalacağını belirten Özdemir, para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların üçlü bir sacayağı olarak eş güdümlü ilerlemesi gerektiğini kaydetti.
Yılın ikinci yarısına dair öngörülerini de paylaşan MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, ekonomide daha dengeli bir kompozisyonun ortaya çıkacağını öngördüklerini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"İş dünyası olarak ekonomi yönetiminden temel beklentimiz; finansal koşulların daha öngörülebilir hale getirilmesi, KOBİ'lerin desteklenmesi ve uzun vadeli yatırım finansmanı imkanlarının artırılmasıdır. Fiyat istikrarı hedefinden taviz vermeden; üretimi, yatırımı ve ihracatı gözeten bu bütüncül yaklaşım kararlılıkla sürdürülürse, Türkiye uluslararası sermaye için en güvenli ve cazip limanlardan biri olmaya devam edecektir."