OECD Son 17 Yılın En Yüksek Sanayi Sübvansiyonunu Açıkladı
Küresel ekonomi, 2008-2009 finans krizinden bu yana görülmemiş bir devlet müdahalesi dalgasıyla karşı karşıya. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan son analiz, dünya genelinde stratejik sanayi sektörlerine sağlanan devlet teşviklerinin tarihi zirvelere tırmandığını ortaya koydu. Küresel pazarlardaki dengeleri kökten sarsan bu gelişme, serbest ticaretin geleceğine dair ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
108 Milyar Dolarlık Sübvansiyon Çarkı
Dünya ekonomisinin lokomotifi konumundaki en büyük 525 sanayi şirketinin verilerinden yola çıkılarak hazırlanan rapor, çarpıcı rakamları gün yüzüne çıkardı. 15 kritik sanayi sektörünü kapsayan araştırmaya göre, 2024 yılında devletlerin şirketlere akıttığı toplam sübvansiyon miktarı tam 108 milyar dolara ulaştı. Bu devasa tutar, söz konusu şirketlerin toplam gelirlerinin yüzde 1,3'üne tekabül ediyor. OECD kayıtlarına göre bu oran, tarihin en yüksek ikinci seviyesi olmakla birlikte, 2009'daki küresel ekonomik buhrandan bu yana kaydedilen en büyük finansal destek hacmi olarak kayıtlara geçti.
Teşvik Yarışında Çin ve Batı Arasındaki Uçurum Büyüyor
Rapordaki en dikkat çekici bulgulardan biri, küresel teşvik pastasındaki aslan payının coğrafi dağılımı oldu. Sübvansiyon seviyeleri dünya genelinde yukarı yönlü bir grafik çizse de Çinli firmaların rakiplerine attığı fark dikkat çekti.
Veriler, 2005-2024 yılları arasındaki 20 yıllık dönemde, Çin hükümetinin yerli firmalarına sağladığı devlet desteğinin, OECD ülkelerindeki muadillerine kıyasla ortalama 3 ila 8 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu agresif teşvik politikası, Çinli şirketlerin küresel pazardaki büyüme ivmesini doğrudan besliyor. Son 20 yılda küresel pazarda büyüyen firmaların pay artışının yüzde 22'si devlet teşvikleriyle açıklanabilirken, bu oran Çinli firmalarda yüzde 60 gibi domine edici bir seviyeye ulaşıyor.
Milyar Dolarlar Akıyor Ama Verimlilik Yerinde Sayıyor
OECD analizinin ezber bozan bir diğer yönü ise devasa teşviklerin şirket performanslarına olan etkisi oldu. Devlet destekleri, şirketlerin küresel ölçekte pazar paylarını büyütmelerinde oldukça etkili bir kaldıraç işlevi görse de bu durum finansal başarıya tam olarak yansımıyor. Rapor, milyarlarca dolarlık sübvansiyon alan şirketlerin üretkenlik, verimlilik veya karlılık rasyolarında gözle görülür bir artış yaşanmadığını somut verilerle ortaya koydu.
Gözler Üç Kritik Sektörde: Teknoloji ve Ağır Sanayiye Para Yağıyor
Devletlerin stratejik egemenlik ve ekonomik bağımsızlık savaşı verdiği üç ana alan, teşviklerin de merkez üssü haline geldi. Rapora göre küresel sübvansiyon akışından en büyük payı alan sektörler şunlar oldu:
Yenilenebilir enerji ekipmanları üretimi
Yarı iletkenler (mikroçip teknolojileri)
Ağır sanayi kolları
OECD'den Adil Ticaret ve "Arz Fazlası" Uyarısı
Raporun sonuçlarını değerlendiren OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, sürdürülemez boyutlara ulaşan sanayi teşviklerinin yaratacağı tehlikelere dikkat çekti. Büyük ölçekli ve süreklilik arz eden sübvansiyonların küresel serbest piyasa mekanizmasını bozduğunun altını çizen Cormann, bu durumun haksız rekabet avantajlarına ve tehlikeli bir arz fazlasına yol açabileceğini vurguladı.
Cormann, "Sanayi sübvansiyonlarının küresel pazarları nasıl yeniden şekillendirdiğini anlamak için şeffaf ve güvenilir verilere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. OECD veri tabanı, ülkelerin bu yapısal zorluklara karşı ortak bir akıl geliştirmesini sağlıyor. Amacımız, açık pazarların ve kurallara dayalı ticaret sisteminin sunduğu küresel refahtan ödün vermeden, daha adil, dengeli ve iyi işleyen bir uluslararası ticaret düzeni inşa etmektir" ifadelerini kullanarak koordineli hareket etme çağrısında bulundu.