Business Ekonomi Ekonomi Küresel Ticarete Korumacılık Damgası: Yeni Dönemde Bölgeselleşme Öne Çıkıyor

Küresel Ticarete Korumacılık Damgası: Yeni Dönemde Bölgeselleşme Öne Çıkıyor

Küresel Ticarete Korumacılık Damgası: Yeni Dönemde Bölgeselleşme Öne Çıkıyor

Son yıllarda küresel ekonomi politikalarında gözlemlenen keskin dönüşüm, devletlerin korumacı politikalara yönelmesiyle birlikte yeni bir dönemin kapılarını araladı. Türkiye açısından stratejik fırsatlar barındıran bu süreç, yerli üretimin önemini ve bölgesel iş birliklerinin değerini yeniden gözler önüne serdi.

Anadolu Ajansı'nın kapsamlı dosya haberine göre, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde hız kazanan tarifeler ve karşılıklı yaptırımlar, serbest ticaret sistemini zorlarken, ülkelerin kendi iç dinamiklerine yönelmesine neden oldu. Bu durum, bölgeselleşme kavramını öne çıkararak ticarette yeni dengelerin kurulmasına zemin hazırladı.

Prof. Dr. Mehmet Babacan: “Küresel Dönüşüm Kaçınılmaz, Türkiye İçin Fırsatlar Büyük”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Babacan, dünyada giderek güç kazanan korumacı eğilimlerin yalnızca kısa vadeli bir tepki değil, aynı zamanda yapısal bir dönüşüm sinyali olduğunu belirtti. Babacan, özellikle Türkiye gibi bölgesel güçlerin bu yeni düzende önemli roller üstlenebileceğine dikkat çekti.

“Kovid-19 süreci ve sonrasında yaşanan tedarik krizi, yerli üretimin vazgeçilmezliğini ortaya koydu. Türkiye bu dönemde önemli avantajlar elde etti ve bu dinamizmi kalıcı hale getirmek için adımlarını hızlandırmalı,” dedi.

Babacan, Türkiye’nin AB ile ticaretinde ortaya çıkacak yeni dengelerin önceden analiz edilerek ürün, pazar ve üretim teknolojileri ekseninde çeşitlendirme yapılmasının elzem olduğunu vurguladı.

ABD-Çin Rekabeti, Yeni Koridorlar Açıyor

Dünya ekonomisinde iki kutuplu yapıdan çok kutuplu ve bölgesel güç merkezlerine doğru geçiş yaşandığını ifade eden Babacan, ABD ve Çin’in birbirleriyle doğrudan rekabeti sonucu ortaya çıkan boşlukların Türkiye gibi ülkeler için stratejik fırsatlar oluşturduğunu kaydetti.

“Her iki ülkenin de kendi çıkarlarını tamamen tek taraflı olarak hayata geçirmesi mümkün değil. Bu noktada, esnek ve üretken ekonomiler kazanan taraf olacak,” değerlendirmesinde bulundu.

Yerli Üretim ve Yeşil Dönüşüm: Türkiye İçin Stratejik Yol Haritası

Yeni korumacı dalganın sadece ekonomik değil, çevresel bir boyut da taşıdığına dikkat çeken Babacan, yeşil dönüşümün ve dijitalleşmenin yeni dönemde korumacılığın modern yüzü olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu alanda attığı adımların, sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlemesinin kritik önemde olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. İbrahim Ünalmış: “Dış Ticarette Kapanma Olmaz, Ancak Stratejik Sektörlerde Millileşme Şart”

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Ünalmış ise küresel düzeyde dış ticaretin tamamen kesileceği yönündeki yorumların gerçekçi olmadığını ifade ederek, ülkelerin stratejik sektörlerde kendi kendine yetme çabasına girdiğini dile getirdi.

“Türkiye’nin savunma sanayii, enerji ve tarım gibi stratejik sektörlerde millileşme hamlelerini kararlılıkla sürdürmesi, bu sürecin kazananları arasında yer almasını sağlayacaktır,” dedi.

Türkiye’nin Ekonomik Gücüne Güç Katacak Süreç

Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu yerli ve milli üretim vizyonu, küresel korumacılık dalgasıyla birlikte daha da anlam kazanıyor. Savunma sanayiinden enerjiye, tarımdan dijital teknolojilere kadar pek çok alanda atılan adımlar, Türkiye’yi bölgesel bir üretim ve tedarik üssü haline getiriyor.

Yeni küresel düzende yerini daha da sağlamlaştıran Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kararlılıkla yürütülen ekonomik ve diplomatik hamlelerle istikrarın, üretimin ve bölgesel iş birliğinin teminatı olmayı sürdürüyor.