Artan elektrik talebi ve enerji güvenliği endişeleri, nükleer enerji sektörünü yeniden canlandırdı. 2050 yılına kadar devreye alınması planlanan yeni kapasitenin dörtte birinin küçük modüler reaktörler (SMR) tarafından sağlanması bekleniyor. Bu gelişme, küresel enerji dönüşümünde nükleerin önemli bir rol oynamasını sağlıyor.
SMR'lerin avantajları ve potansiyeli
Yapay zeka ve veri merkezlerinin büyüyen enerji talepleri, sanayide elektrifikasyonun hız kazanmasıyla birleştiğinde, düşük karbonlu enerji üretimi ihtiyacını artırıyor. Bu bağlamda, SMR'lerin düşük ilk yatırım maliyeti, modüler yapısı ve daha kısa inşaat süreleri, yatırımcıların dikkatini çekiyor. Bu reaktörler, enerji yoğun sanayi tesisleri ve veri merkezleri gibi alanlar için ideal çözümler olarak öne çıkıyor.
Küresel nükleer kapasite hedefleri
Dünya Nükleer Birliği'nin (WNA) verilerine göre, mevcut nükleer kapasitenin 403 gigavat'tan, 1446 gigavat'a ulaşabilmesi için yaklaşık 1043 gigavat'lık yeni kapasiteye ihtiyaç bulunuyor. Bu yükün 260 gigavat'ını SMR'lerin üstleneceği tahmin ediliyor. Küresel nükleer kapasitenin artırılması için toplamda 6 trilyon dolar'lık bir yatırım yapılması öngörülüyor.
Türkiye de, bu küresel eğilim doğrultusunda SMR teknolojilerine yönelmeyi planlıyor. 2050 yılına kadar yaklaşık 20 gigavat'lık nükleer kurulu güç hedefleyen ülke, bu teknolojiyi enerji programının önemli bir parçası haline getirerek, yerli üretimle birlikte uluslararası işbirlikleriyle SMR çözümleri geliştirip ihraç etmeyi hedefliyor.