Küresel Enerjide "Hürmüz" Depremi
Küresel enerji piyasaları, son dört yılda yaşanan jeopolitik gerilimler ve çatışmalar nedeniyle tarihi bir dönüşümün eşiğinde. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na dair çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yaşanan krizlerin ardından küresel piyasalarda Hürmüz Boğazı'na yönelik güven algısının kalıcı olarak zedelendiğini belirten Birol, "Bir anlaşma sağlansa bile Hürmüz Boğazı artık güvenilirliğini yitirdi. Vazo bir kere kırıldı, bundan sonra eski haline gelmesi mümkün değil" sözleriyle yeni dönemin şifrelerini verdi.
Enerjinin İki Büyük Ana Damarı Da Kapalı
Küresel enerji haritasının radikal bir değişim geçirdiğine dikkat çeken Fatih Birol, geçmişte dünya enerji akışını sırtlayan iki dev mekanizmanın şu an işlevsiz kaldığını belirtti. Rusya’dan Avrupa’ya uzanan boru hatları ile Hürmüz Boğazı üzerinden Asya ve diğer kıtalara yönelen deniz yollarını "enerjinin iki büyük ana damarı" olarak tanımlayan Birol, bu hatların ikisinin de şu anda kapalı durumda olmasının küresel piyasalarda bir şok etkisi yarattığını ifade etti. Bu durumun bir sonucu olarak ülkeler, artık yerli üretime ağırlık vermeye, enerji arzını tek bir hatta bağımlı kalmadan çeşitlendirmeye ve daha güvenilir ticari ortaklar seçmeye yöneliyor.
Körfez Devleri Hürmüz’ü Baypas Ediyor: Hedef 2027
Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin bölgedeki üreticileri de harekete geçirdiğini aktaran IEA Başkanı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) artık enerji ihracatında bu rotaya bağımlı kalmak istemediklerini açıkladı. Her iki ülkenin de hummalı bir şekilde alternatif boru hatları inşa ettiğini belirten Birol, "Birleşik Arap Emirlikleri'nin 2027 sonuna kadar Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı sıfıra inecek ve boğazı tamamıyla baypas edecek" dedi.
Türkiye İçin Yeni Fırsatlar Kapıda
Yaşanan bu büyük jeopolitik kaymanın Türkiye açısından önemli fırsatları beraberinde getirebileceğini ifade eden Fatih Birol, Türkiye’nin coğrafi konumunun sunduğu stratejik avantajlara dikkat çekti. Orta Doğu’daki istikrarsızlıkların ardından bölge ülkelerinin yeniden inşası ve ekonomik itibarlarını geri kazanmaları sürecinde Türkiye’nin aktif bir rol oynayabileceğini belirten Birol, bölgesel enerji ticaretine yönelik projeler için ise temkinli bir iyimserlik paylaştı: "Türkiye'nin avantajlı olduğu konular var ama her şeyden önce önümüzdeki 60 günlük periyoda bakıp müzakerelerin nasıl sonuçlandığını takip etmek lazım."
Fiyatlarda Normalleşme Zaman Alacak
ABD ile İran arasındaki mutabakat arayışlarının piyasalara yansımasını da değerlendiren Birol, petrol fiyatlarının 75-80 dolar bandına gerilemesinin Türkiye gibi enerji ithalatçısı ve cari açık hassasiyeti olan ülkeler için mükemmel bir haber olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması ve aktörlere kalıcı bir güven verilmesi durumunda gelecek yıl ciddi bir arz fazlası oluşabileceğini ve bunun da fiyatları makul seviyelerde tutacağını öngören IEA Başkanı, yine de fiziki toparlanmanın zaman alacağını hatırlattı. Savaş sürecinde çok sayıda rafineri, boru hattı ve enerji tesisinin ağır hasar gördüğünü belirten Birol, altyapının tamamen verimli hale gelmesinin birkaç ayı bulabileceğini sözlerine ekledi.
Antalya’daki COP31 Zirvesi Dünyaya Mesaj Olacak
Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) hakkında da konuşan Fatih Birol, bu dev organizasyonun Türkiye’nin insani hassasiyetlerini ve küresel vizyonunu dünyaya göstermesi için büyük bir fırsat olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirveye tam destek verdiğini söyleyen Birol, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile koordineli bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Türkiye’nin COP31 hedefleri kapsamında; küresel elektrifikasyonun artırılması, sıfır atık vizyonu ve Afrika’nın temiz enerjiye geçişi gibi üç kritik önceliğin Antalya’da ilan edilerek yaklaşık 200 ülkenin desteğine sunulması planlanıyor.