Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), kritik minerallerde arzın birkaç ülkede yoğunlaşmasının, ana üreticilerin olası ihracat kısıtlamaları ve düşen yatırımlar sonucunda bu alandaki arz güvenliğini tehlikeye attığını belirtti. IEA, bu yıl yayımladığı Küresel Kritik Mineraller Görünümü raporunda, artan jeopolitik gerilimlerle birlikte bakır, lityum, nikel, kobalt, nadir toprak elementleri ve grafit gibi kritik minerallerin ülkelerin enerji, ekonomi ve ulusal güvenlik gündemlerinde daha ön plana çıktığını vurguladı.
Ekonominin hemen her sektöründe yaygın olarak kullanılan kritik minerallerde oluşan arz kısıtları, fiyatların 2025'te ve 2023 yılının ilk dönemlerinde önemli artışlar göstermesine neden oldu. Özellikle ana üretici ülkelerin uyguladığı ihracat kısıtları ve jeopolitik gerginlikler, geçen yıl kritik mineral yatırımlarında yüzde 9’luk bir düşüşe yol açtı.
Bu gelişmeler, kritik minerallerde tedarik zincirinin özellikle rafineri alanında belirli ülkelerde yoğunlaşmasına neden oldu. Son iki yılda nikelde Endonezya, enerji sektörü için önemli minerallerde ise Çin, rafine ürün arzının dörtte üçünden fazlasını oluşturdu. Tedarik zincirini çeşitlendirme yönündeki yatırımlar artsa da, Çin hala kritik minerallerin ana tedarikçisi olarak konumunu korumaktadır.
IEA'ya göre, dünya genelinde ihracat kontrollerinin yaygınlaşması, arzın birkaç ülkede yoğunlaşmasıyla ilgili endişeleri daha teorik bir kırılganlık olmaktan çıkararak 'acil bir ekonomik güvenlik sorununa' dönüştürdü. Çin'in, nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kısıtlamaları, bazı otomobil üreticilerini üretimlerini azaltmaya veya faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya zorladı.
Bu ihracat kontrollerinin Ekim 2025'e kadar daha da genişlemesi planlanıyor. Önlemlerin tam olarak yürürlüğe girmesi halinde, Çin dışındaki yıllık yaklaşık 6,5 trilyon dolarlık üretimin risk altında olabileceği tahmin ediliyor. IEA Başkanı Fatih Birol, rapora yaptığı açıklamada, kritik minerallerde büyük ekonomik değerin birkaç ülkede yoğunlaşmasının küresel çapta bir kırılganlık yarattığını ifade etti.
Birol, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmenin maliyetinin yüksek olduğunu, ancak jeopolitik belirsizliklerin olduğu bir dönemde bu maliyetlerin büyük tedarik risklerine karşı bir 'mineral güvenliği primi' olarak değerlendirilebileceğini belirtti.