Yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımı amacıyla hayata geçirilen hibrit santral projelerinde yeni bir aşamaya geçildiğini duyuran Mustafa Yılmaz, 1500 megavatlık yeni bir hibrit kapasite tahsisi yapıldığını açıkladı. Bu son tahsisle birlikte Türkiye’nin toplam hibrit kapasitesinin 5 bin megavatı geçtiğini ifade eden Yılmaz, bu büyüklüğün ekonomik karşılığının yaklaşık 4 milyar dolarlık bir yatırıma tekabül ettiğini vurguladı.
Hibrit yatırımların, sıfırdan kurulan lisanslı projelere kıyasla çok daha hızlı devreye alınabildiğine dikkat çeken EPDK Başkanı, mevcut tesislerin izin süreçlerinin tamamlanmış olmasının yatırımcı için büyük bir kolaylık sağladığını belirtti. Gerekli izin süreçlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması durumunda, yeni tahsis edilen kapasitenin 2-3 yıl içerisinde üretim sahalarına yansıması bekleniyor.
Santral Verimliliğinde Yüzde 50 Artış Hedefi
Hibrit sistemlerin temel amacının birden fazla kaynağı aynı tesis çatısı altında birleştirmek olduğunu ifade eden Yılmaz, bu modelin operasyonel verimliliği ciddi oranda artırdığını söyledi. Rüzgar, jeotermal ve biyogaz tesislerinin güneş enerjisiyle desteklendiği bu sistemlerde, sahadaki verimliliğin yüzde 50 seviyelerine kadar yükselebildiği kaydedildi.
Güncel verilere göre, bugüne kadar güneş enerjisine dayalı toplam 5 bin 183 megavat kurulu güç tahsis edildi ve bu kapasitenin 1788 megavatlık kısmı işletmeye alındı. İşletmedeki hibrit kapasitenin kaynak bazlı dağılımı şu şekildedir:
Rüzgar: 1182 megavat
Hidrolik: 237 megavat
Termik: 221 megavat
Biyokütle: 119 megavat
Jeotermal: 26 megavat
Ayrıca, hibrit güneş santrallerinin yardımcı kaynak dağılımında aslan payını 2 bin 598 megavat ile rüzgar enerjisi alırken, onu termik, hidrolik, biyokütle ve jeotermal kaynaklar izliyor.
Akaryakıtta Anlık Takip ve Yüksek Kalite Standartları
Akaryakıt piyasasındaki denetim faaliyetlerine de değinen Mustafa Yılmaz, temel prensiplerinin kaliteyi en üst seviyede tutmak ve bu durumu sürdürülebilir kılmak olduğunu belirtti. Türkiye'nin ve Avrupa’nın en kaliteli akaryakıtının kullanımını sağlamak adına teknolojik altyapının etkin şekilde kullanıldığını ifade eden Yılmaz, tesislerin, istasyonların ve rafinerilerin sürekli denetim altında olduğunu vurguladı.
ISO kalite belgelerinin zorunlu hale getirildiği piyasada, yaklaşık 500 farklı kriter üzerinden denetim gerçekleştiriliyor. Otomasyon altyapısı sayesinde ürün kalitesinin ve istasyonlardaki yakıt miktarının anlık olarak izlendiğini belirten Yılmaz, bu sistemin tedarik sürekliliğini de güvence altına aldığını dile getirdi.
Milli Akıllı Sayaç Sistemi ve Yerli Teknoloji Teşviki
Teknolojik gelişmelere uyum sağlamak amacıyla "Milli Akıllı Sayaç Sistemi" projesinin geliştirildiğini açıklayan Yılmaz, bu alanda yatırım yapan şirketlere yönelik belirli zorunluluklar ve teşvik mekanizmalarının oluşturulduğunu söyledi. Bu hamleyle Türkiye’nin teknoloji alanında markalaşması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.
Yerli üretimi desteklemek amacıyla yatırımcılara özel bir avantaj sunulduğunu kaydeden Yılmaz, aynı ihtiyaca cevap veren ürünlerin yerli olarak üretilmesi durumunda yatırımcılara yüzde 5 ek avantaj sağlandığını ifade etti.
Sektör Paydaşları ve Rekabet Odaklı İşbirliği
EPDK ve Rekabet Kurumu işbirliğiyle düzenlenen organizasyonun önemine vurgu yapan Yılmaz, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren bu tür platformların gelecekteki enerji politikaları için ışık tutacağını belirtti. Dünyadaki enerji krizlerine ve jeopolitik risklere dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'de benzer sıkıntıların yaşanmaması için önceden tedbir aldıklarını ve düzenlemeleri gelişen teknoloji ile çeşitlenen kaynaklara göre şekillendirdiklerini sözlerine ekledi.