Jeopolitik Gerilimler ve Fed Kıskacında Emtia Piyasası
Küresel emtia piyasaları, geride bıraktığımız mayıs ayında tam anlamıyla bir yön bulma savaşı verdi. Bir tarafta ABD ile İran arasında patlak veren ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik olarak kapanmasına yol açan askeri gerilim, diğer tarafta ise bu gerilimin tetiklediği enflasyonist baskılar nedeniyle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim beklentilerini rafa kaldırıp şahin bir duruş sergilemesi, varlık fiyatlarında yüksek oynaklığı beraberinde getirdi. Piyasalar jeopolitik riskler, arz kesintileri ve iklimsel faktörlerin kıskacında yön ararken, tarım emtiaları içindeki bir ürün, yaşadığı arz kriziyle adeta tek başına zirveye tırmandı.
Kıymetli Madenlerde Yön Aşağı
Mayıs ayında jeopolitik krizlerin enerji fiyatlarını tırmandırması, küresel enflasyon endişelerini yeniden hortlattı. Bu durum, Fed’in faiz politikalarına yönelik öngörüleri tamamen altüst ederken, faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi başta altın olmak üzere değerli metaller üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.
Ons bazında incelendiğinde; altın mayısta yüzde 1,8, platin yüzde 3,5 ve paladyum yüzde 11,4 değer kaybetti. Böylece altın, üst üste üçüncü ayını da kayıpla kapatmış oldu. Bu süreçte pozitif ayrışmayı başaran tek değerli metal ise yüzde 2,1’lik yükselişle gümüş oldu. Hem sanayi hem de güvenli liman özelliklerini barındıran gümüş, bakır fiyatlarındaki güçlü duruştan ve Hürmüz Boğazı kaynaklı arz daralmasından destek bularak yatırımcısının yüzünü güldürdü.
Bakır ve Alüminyum Zirvede
Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomik aktiviteyi yavaşlatacağı korkusu ilk etapta sanayi metallerini vursa da, tedarik zincirinde yaşanan tıkanmalar fiyatların hızla toparlanmasını sağladı. Özellikle petrol tedarikinde yaşanan aksamalar, Asya ve Avrupa ülkelerini yeniden yenilenebilir enerji yatırımlarına yöneltti. Bu stratejik dönüşüm, yeşil enerjinin merkezinde yer alan bakıra olan talebi patlattı.
Bunun yanı sıra, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz nedeniyle kükürt tedarikinin sekteye uğraması; Zambiya ve Kongo gibi dev üreticilerin bakır ayrıştırma süreçlerini vurdu ve libre bazında bakır fiyatlarını yüzde 6,7 yukarı taşıdı. Tedarik zincirindeki aksamalardan beslenen alüminyum yüzde 5,8, çinko yüzde 4,6 ve kurşun yüzde 3,4 değer kazanırken; nikel, Çin’deki yüksek stokların baskısıyla yüzde 2,2 geriledi. Enerji kanadında ise ABD ve İran arasında bir barış anlaşması imzalanabileceğine yönelik iyimser haber akışı, Brent petrolün varil fiyatında yüzde 17’lik sert bir geri çekilmeyi beraberinde getirdi.
Tarım Grubunda Genel Düşüş, Kakaoda El Nino Depremi
Mayıs ayında tarım emtiaları genel olarak satıcılı bir seyir izledi. ABD’deki olumlu hava şartları ve azalan kuraklık riskleri buğdayı yüzde 4,1, mısırı yüzde 5,9 aşağı çekerken; Brezilya’daki rekor üretim tahminleri soya fasulyesini yüzde 0,7, kahveyi ise yüzde 7 oranında geriletti. Pamuk yüzde 3,2, petrol fiyatlarındaki düşüşün etanol üretim cazibesini azaltmasıyla şeker ise yüzde 3,8 değer kaybetti.
Ancak tarım grubundaki bu genel çöküşe karşın, kakao piyasasında adeta bir yangın yaşandı ve ton başına fiyatlar yüzde 9,9 oranında fırladı.
Küresel Çikolata Endüstrisi Tehlikede: Rekolte Alarmı
Kakao fiyatlarındaki bu durdurulamaz yükselişi değerlendiren uzmanlar, krizin merkezinde "El Nino" hava olayının yer aldığına dikkat çekiyor. Yaz aylarında El Nino’nun gerçekleşme olasılığının yüzde 90’ın üzerine çıkması, küresel kakao üretiminin yüzde 60’ından fazlasını sırtlayan Batı Afrika’da (özellikle Fildişi Sahili ve Gana) kuraklık endişelerini zirveye taşıdı. Sıcaklık artışlarının rekolteyi ciddi oranda düşüreceği beklentisi, piyasada panik alımlarını tetikledi. Uzmanlar, geçmiş yıllarda yaşanan El Nino dönemlerinde de benzer fiyat patlamaları görüldüğünü hatırlatarak; küresel navlun fiyatları ve taşımacılık maliyetlerindeki artışın da kakao fiyatlarındaki yangına körükle gittiğini belirtiyor.