Patent Şampiyonu Teknoloji Makroekonomik Duvara Çarptı
İleri mühendislik çözümleri, dinamik bağlama sistemleri, hidrodinamik altyapılar ve yeni nesil deniz şebekelerini bir araya getiren yüzer açık deniz rüzgar teknolojisi, aslında yeşil enerjinin göz bebeği konumunda. Öyle ki, 2002-2022 yılları arasında deniz üstü rüzgar alanında alınan yaklaşık 17 bin patentin neredeyse yarısı bu teknolojiye ait. Yıllık ortalama yüzde 18’lik muazzam bir büyüme ivmesi yakalayan bu yenilikçi pazar, son dönemde ise küresel ekonomideki daralma, yüksek enflasyon maliyetleri ve politika bazlı belirsizliklerin kurbanı oldu. Yaşanan bu finansal ve operasyonel darboğaz, küresel kurulu güç projeksiyonlarının aşağı yönlü revize edilmesini de beraberinde getirdi.
Projeler Hazır Ama Devreye Alınma Süreçleri Erteleniyor
Sektörün geçtiğimiz yılı "sıfır çekerek" kapatması, projelerin tamamen iptal edildiği anlamına gelmiyor; aksine devreye alınma süreçlerinde teknik ve bürokratik sarkmalar yaşandığına işaret ediyor. Örneğin Japonya'nın 2021 yılında ihalesini tamamladığı 16,8 megavatlık Goto Offshore Wind projesinde tüm türbin montajları geçen yıl bitirilmesine rağmen, tesis ancak 2026 yılının ilk aylarında şebekeye elektrik vermeye başlayabildi.
Ancak sektörün geleceğine yönelik umutlar canlılığını koruyor. Fransa'da toplam 65 megavat gücünde üç farklı yüzer rüzgar projesinin inşası hızla devam ederken, Çin'de 16 megavatlık devasa bir prototip kurulum için gün sayıyor. Bu dört büyük projenin de içinde bulunduğumuz yıl içerisinde tamamen operasyonel hale gelmesi bekleniyor.
Küresel Liderlik Koltuğunda Kuzey Rüzgarı Esiyor
Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla dünya genelindeki toplam net yüzer rüzgar kurulu gücü 278 megavat seviyesinde sabitlendi. Ülkelerin bu alandaki mevcut kapasite sıralamasına bakıldığında ise Kuzey Avrupa'nın hakimiyeti dikkat çekiyor:
Norveç: 101 megavat ile açık ara küresel lider.
Birleşik Krallık: 78 megavat ile ikinci sırada.
Çin: 40 megavat ile Asya'nın öncüsü.
Fransa: 27 megavat.
Portekiz: 25 megavat.
Japonya: 5 megavat.
İspanya: 2 megavat.
Sığ Denizler Tükendi
GWEC raporunun en dikkat çekici analizlerinden biri de bu teknolojinin neden hayati bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor. Karasal rüzgar sahaları ve sığ deniz kıyıları yavaş yavaş sınırlarına ulaşıyor. Geleneksel deniz üstü türbinlerin aksine deniz tabanına sabit bir betonla gömülmek yerine dev yüzer platformlar üzerine inşa edilen bu sistemler, insanlığın henüz tam anlamıyla yararlanamadığı devasa ve istikrarlı açık deniz rüzgarlarını yakalama gücüne sahip.
Kıyıdan kilometrelerce uzakta, derin denizlerde esen rüzgarlar hem daha yüksek hıza hem de kesintisiz bir sürekliliğe sahip olduğu için çok daha yüksek verimlilik sunuyor. Üstelik karadan görünmeyecek kadar uzakta olmaları, kıyı turizmini koruyor, görsel kirliliği engelliyor ve deniz ekosistemleri üzerindeki insan baskısını minimuma indiriyor. Bu yönüyle yüzer rüzgar, geçici bir duraklama yaşasa da geleceğin enerji stratejilerinde ana aktör olmaya devam edeceğini kanıtlıyor.