Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın karşılık vermesiyle büyüyen çatışmalar, enerji fiyatlarını yukarı çekti. Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin sürmesiyle Brent petrolün 110 doların üzerinde kalması, küresel ölçekte enflasyon baskısını artırdı.
Artan maliyetler, merkez bankalarının daha uzun süre yüksek faiz politikası izleyebileceği beklentisini güçlendirirken, bu durum altın üzerinde baskı yarattı.
Faiz Beklentileri Altının Cazibesini Zayıflatıyor
Faiz getirisi olmayan varlıklar arasında yer alan altın, yükselen faiz beklentileri karşısında yatırımcılar açısından görece cazibesini yitiriyor. Güçlenen dolar da değerli metal üzerindeki baskıyı artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Analistler, mevcut tabloda altının klasik “güvenli liman” işlevinden uzaklaşarak, yatırımcılar tarafından likidite sağlamak amacıyla satışa konu edildiğine dikkat çekiyor.
Rekordan Sert Düşüşe: Altında Yön Değişti
Yeni yıla 4.321 dolar seviyesinde başlayan altının onsu, ocak ayı sonunda 5.600 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini görmüştü. Ancak son gelişmelerle birlikte bu yükseliş trendi tersine döndü. Altın, yalnızca geçen hafta yüzde 11’den fazla değer kaybederken, düşüş eğilimi yeni haftada da hız kazandı.
Gümüşte de Benzer Tablo
Altındaki sert satış dalgası gümüş piyasasına da yansıdı. Gümüşün ons fiyatı yüzde 8’i aşan düşüşle 63 doların altına gerileyerek değerli metaller genelinde satış baskısının yaygınlaştığını gösterdi.
Piyasalar Dalgalı Seyre Hazırlanıyor
Uzmanlara göre enerji fiyatlarındaki yüksek seyir, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının “şahin” duruşunu koruma ihtimali, değerli metallerde kısa vadede dalgalı ve baskı altında bir görünümün sürebileceğine işaret ediyor. Altın fiyatlarının yönü, önümüzdeki süreçte hem jeopolitik gelişmelere hem de para politikası sinyallerine bağlı olarak şekillenecek.