YÜZDE 25 İLE YÜZDE 29 ARALIĞI
TCMB Başkanı Fatih Karahan, "Enflasyonun 2025 sonunda yüzde 25 ile yüzde 29 aralığında olacağını, 2026 sonu için de yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğini tahmin ediyoruz." dedi.
Karahan, yılın 3. Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.
Bu enflasyon raporu itibarıyla orta vadeli tahminlerin sunulmasına ilişkin çerçevede bir değişikliğe gitme kararı aldıklarını açıklayan Karahan, "Yeni yaklaşımımızda kullanacağımız iki ana kavramın altını çizmek isterim: Enflasyon raporlarımızda açıklayacağımız tahminler ile taahhüt ve çıpa işlevi görecek olan yıl sonu odaklı ara hedeflerimiz." dedi.
Fatih Karahan, tahminleri ve ara hedefleri oluştururken, fiyat istikrarı sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşu sürdüreceklerini esas aldıklarının altını çizdi.
Ayrıca ekonomi politikalarındaki eş güdümün de devam edeceği varsayımını yansıttıklarını dile getiren Karahan, "Bu çerçevede, 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 25 ile yüzde 29 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2026 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor." dedi.
Karahan, küresel belirsizliklerin azalmasının ve enflasyonun daha düşük seviyelere gelmesinin etkisiyle tahmin aralığını önceki rapor dönemine göre daralttıklarını söyleyerek, bu değerlerin daha önce de paylaşılan enflasyon tahminlerini ve ilgili aralıkları yansıttığını belirtti.
Bu raporda farklı olarak, enflasyon ara hedeflerini de paylaşan Karahan, "Önceki raporlarda 2025 yıl sonu enflasyon tahminimiz olan yüzde 24 değerini, 2025 yılı ara hedefimiz olarak koruyoruz. 2026 ve 2027 yılları için ise enflasyon ara hedeflerimizi sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak belirledik. Enflasyonun 2027 yılında yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz." diye konuştu.
Karahan, geçen dönemde enflasyon tahminlerinde bir değişim olması durumunda güncellemenin kaynaklarını paylaştıklarını anımsatarak, bu rapordan itibaren ise bu iletişimi yıl sonu enflasyon gerçekleşmesinin "ara hedeften farklılaşması" durumunda yapacaklarının altını çizdi. Karahan, bir farklılaşma olması halinde sapmanın kaynaklarını, takip eden yılın ilk Enflasyon Raporunda paylaşacaklarını söyledi.
Öte yandan önceki raporda, 2026 yılı "enflasyon tahminini" yüzde 12 olarak paylaştıklarını hatırlatan Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yeni yaklaşımımız çerçevesinde, 2026 yılı "enflasyon ara hedefini" yüzde 16 olarak belirledik. Aradaki 4 puanlık farkın detaylarına baktığımızda, daha yüksek gıda fiyatları varsayımının ara hedefi 0,9 puan yukarı çektiğini görüyoruz. Ara hedef üzerinde, enflasyon ana eğilimi ve ataleti 1,9 puan, büyük oranda petrol fiyatı varsayımındaki güncellemeye bağlı olarak da TL cinsi ithalat fiyatları 1,2 puan yukarı yönlü etki yaptı. Dezenflasyon sürecinde, ara hedeflerimize ulaşmak için sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz."
"Temkinli duruşumuzun sürmesiyle enflasyonun önümüzdeki dönemde istikrarlı olarak gerileyeceğini öngörüyoruz"
TCMB Başkanı Karahan, para politikasında aldıkları önlemler ile yurt içi talebin dezenflasyonist seviyelerde seyretmesinin en kritik hususlardan biri olduğunu vurguladı.
Atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceklerine dikkati çeken Karahan, "Temkinli duruşumuzun sürmesiyle, enflasyonun önümüzdeki dönemde istikrarlı olarak gerileyeceğini öngörüyoruz. Nitekim para politikasındaki kararlı duruşumuz, yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerindeki düzelme vasıtasıyla dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edecek." dedi.
Karahan, beklentilerin düşüş eğilimini sürdürmesi ve hizmet enflasyonundaki düşüşün de devam etmesiyle birlikte, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin 2025 yılının geri kalanında da süreceğini belirterek, maliye politikalarının eşgüdümünün de bu sürece katkı sağlayacağını söyledi.
Özetle, para politikasındaki sıkı duruşu, fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizen Karahan, politika faizini, öngördükleri dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlediklerini belirtti.
Karahan, bu süreçte enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimi ve enflasyon beklentilerini göz önünde bulundurduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Politika faizine ilişkin atılacak adımları ve bunların büyüklüğünü, enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla aldığımızın altını bu vesileyle çizmek isterim. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörmemiz durumunda, tüm para politikası araçlarını etkili bir şekilde kullanacağız."
"Fiyat istikrarının sağlanması yolunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz"
Karahan, "Merkez Bankamızın tarihinde derin izler bırakmış dört kıymetli ismi; Sayın Rüşdü Saracoğlu, Sayın Hasan Ersel, Sayın Süreyya Serdengeçti ve Sayın Ercan Kumcu’yu kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Her biri farklı dönemlerde, farklı sorumluluklarla Bankamız çatısı altında çok kıymetli hizmetlerde bulunmuştur. Kendilerini bir kez daha rahmetle anıyorum. Sevenlerine ve Merkez Bankamız camiasına başsağlığı diliyorum." dedi.
Sıkı para politikasının sonuçlarını kademeli bir şekilde almaya devam ettiklerini belirten Karahan, yurt içi talebin yavaşlama seyrini sürdürdüğünü ve talep koşullarının dezenflasyonist etkisinin arttığını aktardı.
Karahan, 2024 yılı haziran ayından bu yana enflasyondaki düşüşün kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergelerin de bu durumu desteklediğini dile getirerek, "Fiyat istikrarının sağlanması yolunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz. Bu amaç doğrultusunda, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Küresel ticaret politikalarındaki son dönem belirsizliğin ikili anlaşmalar ile bir miktar azalsa da yüksek düzeyini koruduğunu söyleyen Karahan, "Bilindiği gibi, anlaşmalar önceki açıklamalara kıyasla daha düşük tarife oranları üzerinden yapıldı. Bununla birlikte, sektörel ölçekte açıklanan yüksek tarifeler yürürlükte kalmaya devam ediyor." dedi.
Karahan, birçok ülke ve sektöre ilişkin belirsizliğin de sürdüğünü vurguladı.
Ayrıca jeopolitik risklerin de küresel ekonomik görünüm üzerinde etkili olmaya devam ettiğini kaydeden Karahan, söz konusu belirsizlik ve risklerin küresel iktisadi faaliyete dair beklentiler üzerindeki olumsuz etkilerinin de hala hissedildiğini dile getirdi.
Karahan, belirsizliğin son dönemde bir miktar azalmasının ise küresel büyüme görünümünde sınırlı bir iyileşmeye neden olduğunu belirtti.
Bununla birlikte, büyüme beklentilerinin halen ocak ayı değerlerinin altında kaldığını ifade eden Karahan, enerji emtia fiyatlarının geçen rapor dönemine göre jeopolitik gelişmeler kaynaklı olarak bir miktar arttığını bildirdi.
Zayıf talep koşulları ve üretim artışlarının ise bu dönemdeki yukarı yönlü hareketi sınırlayan faktörler olduğunu aktaran Karahan, şöyle devam etti:
"Enerji hariç tarafta ise endüstriyel metal fiyatlarında gümrük tarifelerinin etkileri ile artışlar gözlemledik. Ekonomilere göre farklılaşan dinamiklere rağmen, faiz indirim süreçleri nisan ayı sonrasında da ülkeler genelinde devam etti. Bununla birlikte, enflasyon ve büyüme görünümlerine bağlı olarak indirim hızları değişebiliyor. Bu bağlamda, politika faizi beklentileri ve fiyatlamalarında da her iki yönde hareketler görebiliyoruz. Yüksek borçluluk nedeniyle son dönemde tahvil getirileri ile ilgili risk algısı göreli olarak arttı. Diğer taraftan, hisse senedi piyasaları küresel ölçekte olumlu bir performans gösteriyor. Bu çerçevede, portföy tercihlerinin hisse senetlerine yöneldiğini görmekteyiz. Yurt içi görünüme geçmeden önce özetlemek gerekirse, küresel belirsizlik bir miktar azalmakla birlikte küresel ekonomik görünüm ve finansal piyasalar üzerinde etkili olmaya devam ediyor."
KUTU
"(Eğitim ve kira fiyatları) Aşağı yönlü eğilim devam edecek"
Fatih Karahan, enflasyonda ana eğilimdeki nispeten iyileşmeye karşın aylık eğilimde "katılık" olduğuna dair yorum ve "Son dönemdeki ana eğilimin gidişatını nasıl tanımlarsınız? Bir katılık sorunu görüyor musunuz? Katılık sadece hizmetler kaynaklıysa o problem nasıl aşılabilir?" sorusuna karşılık, şu cevabı verdi:
"Enflasyondaki ana eğilimin aslında sene başından bu yana ciddi anlamda düştüğünü görüyoruz. Yıl ortasında yaşanan çeşitli gelişmelere rağmen enflasyon görünümünün bozulmamış olması ve enflasyon ana eğiliminin aşağı gelmiş olması önemli bir durum. Bu da yaptığımız ilave sıkılaşma, attığımız çeşitli adımlar sayesinde oldu. Son verilere baktığımızda aslında hizmet kaynaklı ve hatta hizmetin içinde biraz daha eğitim ve kira kaynaklı bir katılık söz konusu. Burada da geçmişe endeksleme eğilimi var. Bir de bu iki sektör daha önceden çeşitli şekillerde fiyat kontrollerinin uygulandığı alanlar. Dolayısıyla onların birikimli etkilerinin yansımasını da görüyoruz. Bunlar büyük ölçüde para politikası etki alanı dışında. 'Para politikasının bu alanlara hiç etkisi yok' demek değil ama buradaki yatay görünümün sebebi, para politikasının kolay etkileyebileceği bir kalem değil. Ama kira tarafında da sunumumda gösterdim."
Karahan, öncü verilerin bu alandaki enflasyonun aşağı yöne eğilimin devam edeceğini gösterdiğini kaydederek, "Katılıktan kastımız bunun daha hızlı kırılmasını önemsiyorduk. O kadar hızlı kırılmayacak gibi gözüküyor. Bunu da zaten bir miktar 2026 hedeflerine de yansıtmak durumunda kaldık." şeklinde konuştu.
- "Parasal sıkılaşmadan itibaren kiradaki ivmelenmeyi kontrol edebildik"
Fatih Karahan, kredi oranlarının konut fiyatlarını ve kiraları nasıl etkilediğine ilişkin bir araştırmaları olup olmadığı şeklindeki bir soru üzerine, konut fiyatlarının yıllık bazda reel olarak gerilediğini söyledi.
Kirada durumun farklı olduğunu, burada farklı dinamiklerin bulunduğunu dile getiren Karahan, bunlardan bazılarının kira fiyat kontrolleri, deprem, kentsel dönüşüm ve arz-talep dengesizliği gibi unsurlar olduğunu bildirdi.
Karahan, "Piyasadaki mortgage faizlerinin kiralar üzerine etkisini sordunuz. Bizde ipotekli konu satış oranı biraz düşük. Yani buradaki bağlantının biraz daha zayıf olmasını bekliyoruz. Aslında parasal sıkılaşmadan itibaren kiradaki ivmelenmeyi kontrol edebildik ve aşağı yönlü bir görünüm sağlandı. Dolayısıyla bizdeki dinamiklerin farklı olduğunu değerlendiriyorum." diye konuştu.
KUTU
"Gıda enflasyonu yukarı yönlü bir risk olarak duruyor"
Fatih Karahan, gıdada zirai don olduğunda belli ürünlerin etkilendiğini ifade ederek, diğer ürünlerin enflasyonda biraz daha düşük geldiği için şu ana kadar tahminlerle uyumlu bir gıda enflasyonu gördüklerini ve gıda enflasyonunun bu yıl için de, gelecek yıl için de yukarı yönlü bir risk olarak durduğuna işaret etti.
OVP'deki varsayımların faiz dışı harcamaların milli gelir oranının azalması doğrultusunda olduğunu ifade eden Karahan, "Gelen verilere baktığımızda aslında harcama disiplinin korunduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu tarafta katkı alıyoruz. Öte yandan diğer bir boyut, bütçe açığı tarafı. Burada tabii bütçe gelirlerinin öngörülenden bir miktar düşük gerçekleşmesi durumu var. Burada bütçe açığında milli geliri oranına bir azalma devam edecek. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların belirlenmesi bizim için oldukça önemli. Bunlar da özellikle enerji fiyatlarında enflasyon hedefleriyle uyumlu olarak gerçekleşti. Bunları da olumlu olarak değerlendiriyoruz." diye konuştu.