Business Ekonomi Dünya Lübnan ateş altında müzakere yolunu seçti

Lübnan ateş altında müzakere yolunu seçti

İsrail’in sınır hattındaki askerî ihlallerine ve iç siyasette yükselen "müzakereleri durdurun" seslerine rağmen Lübnan, Washington arabuluculuğundaki diplomasi masasından kalkmama kararlılığını koruyor.

Lübnan ateş altında müzakere yolunu seçti

Orta Doğu’da askeri gerilim tırmanırken, İsrail ile Lübnan arasındaki diplomatik temaslar son derece hassas ve krizli bir süreçten geçiyor. İsrail ordusunun, güvenlik kontrolü Lübnan güçlerine devredilen pilot bölgelerde dahi yeniden ilerlemesi ve yeni mevziler oluşturması, Beyrut yönetimini tarihinin en zorlu diplomasi sınavlarından biriyle baş başa bıraktı. İç siyasette "müzakereler askıya alınsın" baskısı her geçen gün artarken, Lübnan Hükümeti sahadaki sıcak çatışma ortamına rağmen masayı terk etmemekte ısrar ediyor.

Sürece dair bilgi veren üst düzey Lübnanlı yetkililer, görüşmelerin dondurulmasına yönelik resmi bir karar bulunmadığını vurguluyor. Beyrut, ABD’nin hamiliğinde yürütülen diyaloğu İsrail üzerinde caydırıcı bir baskı aracına dönüştürmeyi hedefliyor.

Roma’daki Tıkanıklık ve Sınırda Tırmanan Gerilim

Geçtiğimiz günlerde İtalya'nın başkenti Roma’da gerçekleşen 7. tur müzakereler, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Lübnan tarafı, güvenlik altına alınan pilot bölgelerin kapsamının Bint Cübeyl ve Hayyam gibi stratejik beldeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etse de Tel Aviv yönetiminin katı tutumu nedeniyle bu konuda uzlaşı sağlanamadı.

Roma temaslarının hemen ardından İsrail birliklerinin Litani Nehri'nin kuzeyine geçerek Batı Zavtar beldesinde toprak setler inşa etmesi, Temmuz ayında sağlanan hassas dengeleri altüst etti. Bu hamle, Lübnan ordusunun bölgeye konuşlanmasından bu yana yaşanan en ciddi saha ihlali olarak kayıtlara geçti.

1 Eylül Eşiği ve Washington’ın Arabuluculuk Rolü

Beyrut yönetimi, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen 1 Eylül’de yapılması öngörülen bir sonraki müzakere turuna odaklanmış durumda. Lübnanlı kaynaklar, masaya oturmadan önce çözülmesi gereken pürüzler olduğunu ve bu konuda ABD'nin İsrail üzerinde daha etkin bir arabuluculuk yapmasını beklediklerini ifade ediyor. Lübnan diplomasisi, müzakere sürecini durdurmak yerine Washington kanalını zorlayarak İsrail’i daha yapıcı bir çizgiye çekmeyi planlıyor.

Müzakere Masası Tek Çare mi, Yoksa "Sağırların Diyaloğu" mu?

Lübnan kamuoyunda ve güvenlik uzmanları arasında ise müzakere sürecinin geleceğine dair farklı görüşler hakim.

"Kullanılabilir Baskı Araçları Var": Bazı askeri uzmanlar, İsrail'in taahhütlerine uymadığı bir ortamda masada kalmanın Lübnan’a somut bir fayda sağlamadığını savunuyor. 1949 Ateşkes Anlaşması ve direniş güçlerinin varlığı gibi stratejik kozların karşılıksız teslim edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, sürecin mevcut haliyle "sağırların diyaloğuna" dönüştüğünü vurguluyor.

"Mevcut Şartlarda En Akılcı Yol": Bir diğer yaklaşım ise Lübnan’ın askeri ve ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiği, bu nedenle diplomasinin tek gerçekçi seçenek olduğu yönünde. Uzmanlara göre, ABD himayesindeki müzakere kanalı açık tutulmasaydı, Beyrut ve ülkenin güneyi çok daha geniş çaplı bir yıkım ve tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalabilirdi.

Çerçeve Anlaşması İşleyecek mi?

Bölgede mart ayından bu yana süregelen şiddet dalgası ve İsrail hava saldırıları, resmi verilere göre 4 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine ve 1 milyonu aşkın kişinin evini terk etmesine yol açtı. Nisan ve haziran aylarında sağlanan geçici ateşkes ve çerçeve anlaşmalarına rağmen sahada silahların susmaması, diplomasinin etkinliğini sorgulatıyor.

Yine de Lübnan yönetimi, İsrail’in sınırdan tamamen çekilmesini sağlayacak tek meşru mekanizma olarak diplomatik kanalları gösteriyor. Eylül ayında gerçekleşecek yeni buluşma, bölgedeki kırılgan dengelerin savaşa mı yoksa kalıcı bir çözüme mi evrileceğini belirlemede kritik bir rol oynayacak.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız