Küresel jeopolitik dengelerin yeniden tanımlandığı bir dönemde, Kuzey Atlantik İttifakı tarihsel bir virajın eşiğine geldi. Geçen yıl Lahey’de düzenlenen zirvede alınan köklü kararlar, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Ankara Zirvesi ile ilk kez hayata geçirilecek. Soğuk Savaş sonrasının en kritik dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen bu buluşma, İttifak'ın modern tehditlere karşı geliştirdiği "NATO 3.0" sürecinin de resmi başlangıç noktası olacak.
İstanbul’dan Ankara’ya: 22 Yıllık Güvenlik Dönüşümü
Türkiye, tam 22 yıl sonra yeniden NATO liderler zirvesine ev sahipliği yaparak küresel diplomasinin merkez üssü konumuna yükseliyor. En son 2004 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi, NATO’nun klasik kolektif savunma çizgisinden sıyrılarak Afganistan ve Irak gibi bölgelerde kriz yönetimi ve alan dışı operasyonlara odaklandığı "NATO 2.0" dönemini başlatmıştı.
Bugün gelinen noktada ise Rusya-Ukrayna savaşı, Çin’in yükselen askeri gücü, siber saldırılar, hibrit tehditler ve Orta Doğu’daki kalıcı istikrarsızlık İttifak’ı kökten bir dönüşüme zorladı. Ankara’da somutlaşacak olan "NATO 3.0" vizyonu, kolektif savunmayı en üst düzeye çıkarırken müttefiklerin sorumluluk alanlarını yeniden paylaştırmayı hedefliyor.
Trump’ın Çıkışı Stratejiyi Değiştirdi: Savunmada %5 Formülü
Bu tarihi dönüşümün arkasındaki en büyük itici güçlerden biri, Beyaz Saray’a geri dönen ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun süredir dile getirdiği "adil külfet paylaşımı" talebi oldu. Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmasını isteyen Washington yönetimi, ABD kaynaklarını Asya-Pasifik gibi diğer kritik önceliklere kaydırabilmek için Avrupa’nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk almasını şart koştu.
Bu doğrultuda Lahey’de kabul edilen yeni yol haritasına göre, 2014’ten beri uygulanan "GSYH’nin yüzde 2’sini savunmaya ayırma" hedefi rafa kalkıyor. Yeni plan uyarınca müttefiklerin 2035 yılına kadar savunma ve güvenlik harcamalarını GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarması öngörülüyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geliştirdiği dengeleyici formülle, bu bütçenin yüzde 3,5’i doğrudan askeri kabiliyet ve silahlara aktarılacak, kalan yüzde 1,5’lik kısım ise siber güvenlik, kritik altyapıların korunması ve askeri hareketlilik projelerine harcanacak.
"Lahey’de Söz Verdik, Ankara’da Uygulayacağız"
Ankara Zirvesi’ni öncekilerden ayıran en temel özellik, yeni teorik hedefler belirlemek yerine mevcut taahhütlerin uygulama takvimini netleştirmek olması. Zirvenin mahiyetini özetleyen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Ankara Zirvesi'ne gelecekte dönüp bakıldığında, insanların bunun verilen taahhütlerin hayata geçirildiği bir zirve olduğunu söylemesini umuyorum. Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı" ifadeleriyle beklentiyi net bir şekilde ortaya koydu.
Liderler, ABD’nin Avrupa’daki askeri ağırlığını kademeli olarak azaltma kararı sonrasında yürürlüğe girecek yeni NATO Kuvvet Modeli’ni masaya yatıracak. Olası kriz anlarında hangi Avrupa ülkesinin, ne kadar sürede askeri güç konuşlandıracağı Ankara’da karara bağlanacak.
Ankara’da Dev Savunma Forumu ve Türkiye’nin Kilit Rolü
Zirvenin ilk gününde düzenlenecek geniş katılımlı "NATO Savunma Sanayi Forumu", müttefik hükümetler ile küresel savunma devlerini bir araya getirecek. Hem Avrupa hem de ABD’de üretim kapasitelerinin ve teslimat sürelerinin yetersiz kalması, İttifak’ı yeni arayışlara itiyor. Yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketi ve derin üretim tecrübesi bulunan Türkiye’nin, müttefiklerin ihtiyaç duyduğu mühimmat, silah sistemleri ve yeni teknolojilerin tedarikinde merkezi bir rol oynaması bekleniyor. Forum kapsamında büyük ölçekli savunma sözleşmelerine ve niyet beyanlarına imza atılması öngörülüyor.
Kritik Masanın Gündemi: Zelenskiy, Orta Doğu ve Terörle Mücadele
Zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılması beklenirken, Kiev’e yönelik uzun vadeli askeri ve siyasi destek mekanizmaları yeniden teyit edilecek. Ayrıca Asya-Pasifik ortakları (Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda) ile Körfez ülkelerinin temsilcileri de Ankara’da hazır bulunacak. İkinci başkanlık dönemindeki ilk Türkiye ziyaretini gerçekleştirecek olan ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımı ise zirveye çok daha güçlü bir diplomatik boyut kazandırıyor.
Ev sahibi Türkiye’nin öncelikli ajandasında ise terörle mücadelede müttefiklerden daha somut adımlar görme beklentisi yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce vurguladığı gibi, müttefikler arasında Türkiye’ye yönelik uygulanan savunma sanayisi ihracat kısıtlamaları ve gizli ambargoların kaldırılması talebi en üst düzeyde dile getirilecek. Ankara ayrıca, İttifak’ın güney kanadındaki riskleri hatırlatarak İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’daki güvenlik mimarisinin NATO’nun "360 derece güvenlik" yaklaşımı doğrultusunda kapsamlı şekilde ele alınmasını isteyecek.