Ukrayna’da devam eden çatışmaların gölgesinde, ABD basınında yer alan "Rusya’nın son çare olarak taktik nükleer silah (TNW) kullanabileceği" yönündeki iddialar uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Küresel güvenlik mimarisini kökten sarsabilecek bu ihtimali değerlendiren güvenlik ve dış politika uzmanları; yürütülen tartışmaların ardındaki stratejik hedefleri, sahadaki gerçekliği ve olası bir nükleer senaryonun küresel dengeler üzerindeki etkilerini mercek altına aldı.
Taktik Nükleer Silah Nedir? Stratejik Füze Başlıklarından Nasıl Ayrılır?
Gündemi meşgul eden taktik nükleer silahlar, geniş coğrafi alanları ve kentleri haritadan silmeyi hedefleyen stratejik nükleer silahlardan hem menzil hem de yıkım gücü bakımından ayrılıyor. "Stratejik olmayan nükleer silah" olarak da bilinen bu mühimmatlar, kitle imhadan ziyade doğrudan savaş alanındaki askeri hedefleri, birlik yoğunluklarını veya lojistik merkezleri etkisiz hale getirmek üzere tasarlanıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan onlarca kilotonluk atom bombalarının aksine, yaklaşık 1 kilotonluk patlama gücüne kadar inebilen bu mühimmatlar; topçu mermileri, kısa menzilli füze başlıkları veya uçak bombaları şeklinde konuşlandırılabiliyor. Bu durum lojistik esneklik sağlasa da Soğuk Savaş yıllarından bu yana devasa stoklara sahip olan hiçbir nükleer güç, bu mühimmatları bugüne kadar gerçek bir çatışma sahasında kullanmadı.
"Dehşet Atmosferi ve Küresel Dengelerin Yıkımı"
Konuyu uluslararası sistemdeki "caydırıcılık" kavramı üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca, Moskova’dan yükselen mesajların askeri bir operasyon kararından çok psikolojik bir baraj niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. Taktik seviyede dahi olsa bir nükleer mühimmatın ateşlenmesinin insanlığı geri dönülemez bir Dehşet Atmosferine sürükleyeceğini belirten Karaca, şöyle devam ediyor:
"Taktik nükleer silahın kullanılması demek, esasında dünyanın giderek bir dehşet atmosferine girmesi anlamı taşır. Bu nedenle Rusya’nın bu kartı bir caydırıcılık söylemi olarak masada tuttuğu kanısındayım. 'Bizde bu kapasite var ve gerekirse kullanırız' mesajı veriliyor. Ancak bu sınır bir kez aşılırsa, Soğuk Savaş'tan bu yana küresel istikrarı koruyan 'dehşet dengesi' tamamen çöker ve nükleer güce sahip devletler için denetimsiz bir kullanım alanı doğar. Bu da zincirleme bir reaksiyonla küresel yıkım riskini beraberinde getirir."
Karaca ayrıca, Moskova’nın stratejik ortakları konumundaki Çin ve Hindistan’ın da olası bir nükleer adıma kesinlikle onay vermeyeceğinin altını çiziyor.
"Nükleer Düğmeye Basmak Basit Bir Askeri Karar Değildir"
Savaş sahasında nükleer bir eşiğin aşılabilmesi için öncelikle askeri doktrinlerin ve saha hareketliliğinin değişmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ise kısa vadede böyle bir adımı düşük bir olasılık olarak görüyor. Nükleer kullanımın yönetilmesi son derece zor politik ve askeri sonuçlar doğuracağını vurgulayan Han, şu değerlendirmede bulunuyor:
"Nükleer silah kullanmak, taktik düzeyde dahi olsa sonuçları itibarıyla basit bir operasyonel karar değildir. Böyle bir hamle öncesinde cephe hattında birliklerin korunması, serpinti tedbirleri ve lojistik konuşlanma gibi net askeri göstergelerin izlenmesi gerekir. Rusya nükleer doktrinini revize etmiş olsa da konvansiyonel seçenekleri tükenmiş değildir. Kısa vadede nükleer tırmanma yerine daha yoğun konvansiyonel bombardımanlar ve balistik füze saldırıları göreceğiz. Taktik nükleer silahın sahaya inmesi Pandora’nın kutusunu açar ve tırmanmanın nerede duracağını kimse kontrol edemez."
Konvansiyonel Seçenekler Masada Kalmaya Devam Ediyor
Rusya’nın 2022’den bu yana nükleer söylemi zaman zaman sertleştirdiğini, Belarus’a taktik silah konuşlandırdığını ve tatbikatlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Doç. Dr. Muhammet Koçak da bu adımların Batı üzerindeki baskıyı artırma amacı taşıdığı görüşünde.
Moskova’nın nükleer seçeneğe başvurmasının siyasi, diplomatik ve ekonomik maliyetinin son derece ağır olacağını belirten Koçak; Pekin ve Yeni Delhi yönetimlerinin sergilediği tutumun Kremlin’in hesaplarında kritik bir parametre olduğunu vurguluyor. Rusya’nın askeri envanterinde henüz devreye sokabileceği birçok konvansiyonel seçeneğin bulunduğunu belirten Koçak, mevcut koşullarda nükleer silah kullanılmama ihtimalinin halen çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor.