Filistin’de Yüzlerce İlaç Tükendi
Filistin Sağlık Bakanlığı, bölgede uzun süredir devam eden insani krize derin bir halka daha ekleyen finansal ambargonun acı bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. Yapılan resmi açıklamaya göre, İsrail yönetiminin Filistin adına tahsil ettiği vergi gelirlerine el koyma politikası, ülkedeki sağlık altyapısını ve ilaç tedarik zincirini tamamen felç etmiş durumda. Depolarda hayati öneme sahip yüzlerce ilaç ve tıbbi sarf malzemesinin tamamen tükendiği bildirildi.
Tedarik Zinciri Finansal Ablukaya Takıldı
Filistin Sağlık Bakanlığı yetkilileri, sağlık merkezlerinde yaşanan akut ilaç sıkıntısının arkasındaki temel nedenin bütçe yetersizliği olduğunu vurguluyor. İsrail’in vergi gelirlerini alıkoyması sebebiyle yerel bütçeden ilaç alımına pay ayrılamıyor ve uluslararası tedarikçilere olan borçlar ödenemiyor. Bu durum, özellikle kronik rahatsızlıkları olan, kanser tedavisi gören ve diyalize bağlı yaşayan binlerce hastayı doğrudan ölümcül bir riskle karşı karşıya bırakıyor.
Bakanlık Yetkililerinin Değerlendirmesi: "Mevcut kriz yalnızca bir bütçe problemi değil; doğrudan insan hayatını hedef alan, hastanelerdeki ameliyatları ve rutin tedavileri durma noktasına getiren kitlesel bir sağlık tehdididir."
Depolar Boşaldı, Kronik Hastalar Çaresiz
Yayınlanan rapora göre, özellikle temel sağlık hizmetlerinde kullanılan ağrı kesicilerden komplike cerrahi müdahalelerde ihtiyaç duyulan anestezi malzemelerine kadar geniş bir yelpazede "yok" listesi uzuyor. Batı Şeria ve Gazze’deki devlet hastanelerine başvuran hastalar, en temel reçetelerini bile eczanelerden temin edemeden geri dönmek zorunda kalıyor. Uzmanlar, tıbbi sarf malzemesi eksikliğinin bu şekilde devam etmesi halinde, önümüzdeki günlerde acil servisler dışındaki tüm birimlerin kapanma riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Uluslararası Topluma "Acil Müdahale" Çağrısı
Filistin Sağlık Bakanlığı, yaşanan bu tıbbi lojistik krizinin aşılabilmesi için küresel aktörleri ve insan hakları örgütlerini göreve çağırdı. Yapılan çağrıda, İsrail üzerinde diplomatik baskı kurularak gasp edilen vergi gelirlerinin serbest bırakılması ve sağlık sektörüne ivedilikle doğrudan tıbbi yardım ulaştırılması gerektiği ifade edildi. Aksi takdirde, önlenebilir hastalıklar sebebiyle yaşanacak can kayıplarının sorumluluğunun bu sessizliğe ortak olanlara ait olacağı hatırlatıldı.