Business Ekonomi Dünya Eski siyasetçilerden AB’ye ahlaki liderlik çağrısı

Eski siyasetçilerden AB’ye ahlaki liderlik çağrısı

Avrupalı eski başbakanlar ve üst düzey diplomatlar, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasını isteyerek Brüksel’e tarihi bir "ticari yaptırım" muhtırası verdi.

Eski siyasetçilerden AB’ye ahlaki liderlik çağrısı
KAYNAK: (AA)

"Ticari İmtiyazları Derhal Askıya Alın"

Avrupa Birliği (AB) diplomasisinde, yaklaşan kritik zirveler öncesinde eşine az rastlanır bir hareketlilik yaşanıyor. Aralarında eski başbakanlar, dışişleri bakanları ve parlamento başkanlarının yer aldığı çok sayıda kıdemli Avrupalı devlet insanı, Brüksel yönetimine ortak bir deklarasyonla seslenerek İsrail’e karşı somut ve sert yaptırımların hayata geçirilmesini talep etti.

15 Haziran'da düzenlenecek AB Dışişleri Bakanları Toplantısı ve hemen ardından 18-19 Haziran'da gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi öncesinde yayımlanan metin, Brüksel koridorlarında adeta bir muhtıra etkisi yarattı. Eski İsveç Başbakanı Stefan Löfven, eski İrlanda Başbakanı Leo Varadkar, eski AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, eski AP Başkanı Pat Cox ve eski Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel gibi Avrupa siyasetine yön vermiş isimlerin imzasını taşıyan yazı, AB’nin kurumsal kimliğine ve ahlaki sorumluluklarına doğrudan bir atıfta bulunuyor.

"Sessizlik, AB'nin Küresel Güvenilirliğini Kemiriyor"

"AB'nin Filistin'de İsrail'in yasa dışı uygulamalarına göz yummayı bırakmasının zamanı geldi" başlığıyla kaleme alan metinde, birliğin temel harcının uluslararası hukuk olduğu hatırlatıldı. Liderler, AB’nin kendi yasalarına ve uluslararası anlaşmalara sadık kalmamasının, hem kendi vatandaşları hem de küresel kamuoyu nezdindeki inandırıcılığını ciddi şekilde zedelediğini vurguladı.

Ortak bildiride özellikle AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın "insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı" şartını koşan 2. maddesine dikkat çekilerek, mevcut tablonun bu taahhütlerle tamamen çeliştiği ifade edildi. 7 Ekim saldırılarının net bir dille kınandığı metinde, bu durumun Gazze’de yaşanan soykırımı ve sivil katliamlarını hiçbir şekilde meşrulaştıramayacağının altı çizildi.

Rakamlarla Gazze Trajedisi ve Hukuki Kuşatma

Eski liderler, hazırladıkları deklarasyonda sahadaki insani yıkımı resmi verilerle ortaya koydu. Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de en az 73 bin insanın yaşamını yitirdiği, bu kayıpların 21 bin 500'den fazlasının çocuk olduğu belirtilirken, Ekim 2025'teki ateşkes ilanının ardından dahi 900'den fazla Filistinlinin katledildiği hatırlatıldı.

Uluslararası Adalet Divanının (UAD) "telafisi imkansız soykırım riski" uyarısına ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) İsrailli liderler hakkında verdiği savaş suçu odaklı tutuklama kararlarına atıfta bulunulan metinde; insani yardımların engellenmesi, UNRWA faaliyetlerinin kısıtlanması ve tarım arazileri ile su tesislerinin kasıtlı olarak yok edilmesi sert bir dille eleştirildi. Ayrıca, Gazze halkının bölgenin yalnızca yüzde 30'una sıkıştırılmaya çalışılmasının, sistematik bir "toprakları terk ettirme" stratejisi olduğu vurgulandı.

"İki Devletli Çözüm Perspektifi Yok Ediliyor"

Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yasa dışı yerleşimlerin ilhak politikalarıyla büyütülmesine tepki gösteren imzacılar, UAD’nin Temmuz 2024’teki yerleşim karşıtı kararlarının İsrail tarafından hiçe sayıldığını belirtti. Özellikle Batı Şeria’yı ikiye bölmeyi hedefleyen E1 bölgesi ve C Alanı’ndaki yeni kamulaştırma adımlarının, AB'nin de hararetle savunduğu "iki devletli çözüm" modelini tamamen ortadan kaldırmayı amaçladığı aktarıldı.

"Ticaretin Üçte Birini Etkileyecek Adımı Atın"

Temmuz 2025’ten bu yana benzer uyarılarda bulunan 460’tan fazla eski bakan ve büyükelçinin sesini tek bir çatı altında toplayan metin, AB Komisyonu ve AB Dış İlişkiler Servisine somut bir eylem planı sundu:

Tercihli Ticaret Haklarının Askıya Alınması: AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınarak İsrail'in Avrupa pazarına imtiyazlı erişimi engellenmeli. Bu adım, İsrail'in küresel mal ticaretinin yaklaşık üçte birini doğrudan felç etme potansiyeline sahip.

Yasa Dışı İthalata Engel: Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim birimlerinde üretilen tüm ürünlerin AB'ye girişi tamamen durdurulmalı.

Kişisel Yaptırımlar ve Varlıkların Dondurulması: İlhak ve yerleşim faaliyetlerini körükleyen İsrailli bakanlar, bürokratlar ve kurumlar yaptırım listesine alınmalı; vize yasakları uygulanarak mal varlıkları dondurulmalı.

Bilimsel ve Askeri Ambargo: İsrail’in AB araştırma programlarına katılımı durdurulmalı, uluslararası hukuku çiğneyen kurumlarla işbirlikleri sonlandırılmalı ve hem askeri hem de çift kullanımlı teknolojik ürün ticareti tamamen kesilmeli.

Muhtıranın son bölümünde ise şimdiye kadar AB içinde İsrail’e yönelik yaptırım kararlarını veto eden veya sulandıran üye ülkelere tarihi bir çağrı yapıldı. Kıdemli siyasiler, bu ülkelerin artık Avrupa’nın ortak vicdanı ve nitelikli çoğunluğun iradesi doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek, sessizliğin ve eylemsizliğin AB’nin küresel liderlik iddiasını tamamen bitireceği uyarısıyla deklarasyonu sonlandırdı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız