İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı (COP17) Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, askeri çatışmaların ve yaptırımların sebep olduğu çevresel yıkıma odaklandı. Pezeşkiyan, askeri saldırılara hedef olan ya da yaptırımlarla izole edilen ülkelerin ekolojik onarım bedellerini tek başlarına üstlenmemeleri gerektiğini ifade etti.
"Savaş Sadece İnsanları Değil, Ekosistemi de Hedef Alıyor"
Erivan’daki uluslararası zirvede üye ülke temsilcilerine seslenen İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, askeri operasyonların doğa üzerindeki tahrip edici etkilerinin çoğunlukla göz ardı edildiğine değindi. Çatışmaların orman yangınlarından su havzalarının kirlenmesine kadar geniş bir alanda kalıcı hasar bıraktığını belirten Pezeşkiyan, şu ifadeleri kaydetti:
"Savaş yalnızca insan hayatını tehdit etmekle kalmıyor; ormanları yok ediyor, su kaynaklarını kirletiyor ve toprağı kullanılamaz hale getiriyor. Yaptırımların veya askeri müdahalelerin hedefi olan ülkeler, bu ağır çevre faturasıyla baş başa bırakılmamalıdır."
Enerji ve Doğa Altyapısı Ağır Hasar Alıyor
Bölgedeki çatışma dinamiklerini değerlendiren Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in askeri hamlelerinin sanayi ve enerji tesislerinin yanı sıra çevreyi koruma amacıyla inşa edilmiş kritik altyapıları da hedef aldığına dikkat çekti. Askeri operasyonlar neticesinde toprak ve su kaynaklarına karışan kimyasalların eko-sistem dengesini bozduğunu vurguladı.
Tahran yönetimi, bu tür saldırıların yol açtığı ekolojik tahribatın sınırlarla sınırlı kalmadığını ve komşu coğrafyalara yayılarak küresel ölçekte bir kriz doğurduğunu savunuyor.
"Gazze’de Yaşananlar Açık Bir Doğa Kıyımıdır"
Konuşmasında Gazze Şeridi’ndeki insani ve çevresel duruma da geniş yer ayıran İran Cumhurbaşkanı, bölgedeki yıkımın boyutlarını “doğa kıyımı” olarak tanımladı. Gazze toprağının yoğun bombardıman ve kirlilik nedeniyle uzun yıllar boyunca canlı yaşamına ev sahipliği yapamayacak duruma geldiğini belirten Pezeşkiyan, bu tablo karşısında uluslararası toplumun ortak sorumluluk alması ve küresel çözümler geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.