Küresel Güvenliğin Geleceği Ankara’da Masaya Yatırıldı
Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, uluslararası güvenlik mimarisinin geleceğini tartışmak üzere kritik bir platform oluşturuldu. Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ile Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi ortaklığında, TÜSİAD’ın ev sahipliğinde düzenlenen "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği, açılış oturumuyla kapılarını açtı. Gazeteci-Yazar Funda Karayel’in moderatörlüğünü üstlendiği programda, küresel savunma politikalarından transatlantik bağların geleceğine kadar pek çok kritik başlık uzman isimler tarafından değerlendirildi.
"Atlantik’in İki Yakası Baskı Altında: NATO 3.0 Yolda"
Etkinliğin açılışında konuşan Türkiye’nin eski NATO Daimi Temsilcisi ve ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, küresel güvenliğin hem doğu hem de güney hatlarından gelen dış tehditlerle sarsıldığını vurguladı. Sadece dış tehditlerin değil, Atlantik'in iki yakası arasında baş gösteren iç ayrışmaların da Avrupa-Atlantik güvenliğini ciddi bir baskı altına aldığına dikkat çeken Ceylan, "NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni dönemin gidişatının, liderlerin alacağı stratejik kararlarla belirleneceğini ifade etti. Ceylan, bu süreçte müttefikler arası işbirliğinin derinleştirilmesi ve Avrupa savunma sanayisinin güçlendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.
"Güvenlik Artık Sadece Askeri Kapasiteden İbaret Değil"
Atlantik Anlaşması Birliği (ATA) Başkanı Theodossios Georgiou ise modern güvenlik anlayışının kökten değiştiğine işaret ederek ezber bozan açıklamalarda bulundu. NATO’yu geleceğe taşıyacak en büyük gücün yalnızca askeri teçhizat veya bütçeler olmadığını belirten Georgiou; demokratik kurumlara duyulan inancın, toplumsal desteğin ve müttefikler arasındaki karşılıklı güvenin stratejik önemde olduğunu söyledi. Günümüzde güvenliğin sınırları korumaktan fazlası anlamına geldiğini ifade eden Georgiou; enerji arzı, kritik altyapıların korunması, siber teknolojiler ve ekonomik dayanıklılığın da bu bütünün ayrılmaz birer parçası haline geldiğinin altını çizdi.
Yeniden Silahlanma ve Kaynak Rekabeti
ATA Türkiye Genel Sekreteri Emir Abbas Gürbüz, konuşmasında tarihsel bir paralelliğe dikkat çekti. 20. yüzyılın başlarında yaşanan küreselleşme ve teknolojik ilerlemelerin kalıcı barış umudu doğurduğunu ancak arka plandaki hammadde rekabeti ve silahlanma yarışının büyük bir dünya savaşıyla sonuçlandığını hatırlatan Gürbüz, günümüzde de benzer risklerin eşiğinde olunduğunu belirtti. Kritik hammaddeler üzerindeki küresel mücadeleye ve ülkelerin hızla yeniden silahlanma yarışına girdiğine vurgu yapan Gürbüz, bugünün en büyük avantajının ise kırılgan ittifaklar yerine ortak demokratik değerler ve ilkeler etrafında kenetlenen kalıcı birliktelikler olduğunu söyledi.
"Fikir Ayrılıkları NATO’nun Doğasında Var, Çözüm Dayanışmada"
Paneller öncesinde gündemi değerlendiren Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Başkanı Emekli Büyükelçi Tacan İldem, müttefikler arasında zaman zaman yaşanan görüş ayrılıklarının yeni bir durum olmadığını hatırlattı. NATO’nun gücünün, en derin krizlerde bile günün sonunda birlik ve uyum içinde ortak paydada buluşabilme yeteneğinden geldiğini söyleyen İldem, Ankara’daki liderler zirvesinin de kolektif savunmayı öngören 5. maddeye olan bağlılığı yeniden teyit edeceğini belirtti. İldem ayrıca, Ukrayna’daki savaşın güvenlik dengelerini sarstığını ve bu doğrultuda kurulacak olan Savunma Sanayi Forumu’nun zirvenin en stratejik ayaklarından biri olacağını sözlerine ekledi.
Türkiye’nin Diplomatik Ağırlığı ve Avrupa Merkezli Yeni NATO
Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Güvenlik Genel Müdürü Büyükelçi Mehmet Burçin Gönenli ise Türkiye’nin 1952 yılından bu yana ikinci kez bir NATO zirvesine ev sahipliği yapıyor oluşunun altını çizdi. Bu durumun, Türkiye’nin küresel siyasetteki ağırlığını ve müttefikleri nezdindeki güvenilir diplomatik konumunu tescillediğini belirten Gönenli, yeni vizyon belgesiyle birlikte NATO'nun stratejik ağırlık merkezinin kademeli olarak Avrupa’ya kayacağını ifade etti. Gönenli, ittifak tarihinin en geniş kapsamlı savunma sanayisi buluşmasına sahne olacak bu süreçte, finansal kaynakların askeri gereksinimlere ve yenilikçi kapasite geliştirme çalışmalarına yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Açılış konuşmalarının ardından etkinlik, küresel güvenlik stratejilerinin derinlemesine ele alındığı paneller ve yuvarlak masa toplantılarıyla devam etti.