Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi (CEO) Marit Brommer, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisi (COP31) kapsamında Türkiye'nin jeotermal alanındaki uzmanlığını uluslararası politika ve yatırım çevreleriyle buluşturabileceğini söyledi.
Brommer, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, jeotermal enerjinin yerli, güvenilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olduğunu belirtti.
Jeotermalin önemi ve potansiyeli
Jeotermalin küresel enerji dönüşümünde kendine özgü bir role sahip olduğunu vurgulayan Brommer, bu kaynağın elektrik üretiminde, şehirlerin ısıtma ve soğutma ihtiyacında, endüstriyel süreçlerin desteklenmesinde ve jeotermal seralar aracılığıyla gıda üretiminde kullanılabileceğini aktardı.
Brommer, "Jeotermali yalnızca bir elektrik üretim teknolojisi olarak görmenin ötesine geçerek, bütün enerji sistemlerini, yerel ekonomileri ve toplulukları destekleyebilecek bir kaynak olarak değerlendirmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Yatırım ve düzenlemelerin gerekliliği
Dünyada jeotermal enerjide tam potansiyele ulaşmak için daha fazla yatırım, düzenleme ve kurumsal hazırlık gerektiğini ifade eden Brommer, projelerin önemli başlangıç yatırımları gerektirdiğini, sağladıkları faydaların on yıllara yayılması, arama faaliyetlerindeki riskler ve uzun izin süreçleri gibi sebeplerin yatırımcıları caydırabildiğini kaydetti.
Brommer, "Hükümetler, kaynak haklarını netleştirerek, şeffaf lisanslama süreçleri oluşturarak, arama risklerini azaltmaya yönelik mekanizmalar geliştirerek ve uzun vadeli istikrarlı yatırım koşulları sağlayarak önemli bir fark yaratabilirler" dedi.
Brommer, Türkiye'nin jeotermal enerji kurulu gücünde dünyada dördüncü, Avrupa'da birinci olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye dünyanın önde gelen jeotermal ülkelerinden biri. Türkiye'yi özellikle ilgi çekici kılan, jeotermal uygulamalarının çeşitliliği" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin bu yıl Kanada'da düzenlenen Dünya Jeotermal Kongresi'nde ülke güncellemesini sunduğunu belirten Brommer, Türkiye'nin deneyiminin jeotermal kaynakların yalnızca elektrik üretimini değil, bölgesel ısıtmayı, tarımı ve yerel ekonomik kalkınmayı da destekleyebileceğini vurguladı.
Brommer, jeotermal enerjinin diğer yenilenebilir enerji kaynakları kadar görünür olmadığı için uluslararası enerji tartışmalarında göz ardı edilebildiğini ama COP31'de daha fazla görünürlük kazanabileceğini ifade etti.
Sonuç olarak, Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31, jeotermal alanındaki uzmanlığı daha geniş politika ve yatırım çevreleriyle buluşturmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.