Türkiye, Suudi Arabistan elektriğinin Ürdün ve Suriye üzerinden ülkeye ulaşmasını sağlayacak büyük ölçekli bir elektrik iletim şebekesi için çalışmalara devam ediyor. Bu proje, Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında yeni bir enerji bağlantısı kurma ve bölgesel elektrik ticaretini geliştirme potansiyeli taşıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, haziran ayında yaptığı açıklamalarda, bölgesel enerji işbirliklerinin gelecekte yaşanabilecek olası krizlere karşı önemli bir çözüm oluşturabileceğini belirtmişti. Bayraktar, Suudi Arabistan ile yürütülen elektrik iletim projesine ilişkin görüşmelerin sürdüğünü ve özellikle Lübnan'ın projeye dahil olabileceğini ifade etti.
Türkiye'nin enerji vizyonu
Bu bölgesel elektrik koridoru önerisi, Türkiye'nin enerji alanında geliştirdiği bağlantısallık vizyonu açısından kritik bir unsur olarak değerlendiriliyor. Türkiye, doğal gaz depolama tesisleri, LNG altyapısı ile uluslararası boru hatları ve elektrik enterkonneksiyonları sayesinde bölgesel enerji ticaretindeki rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda, Suudi Arabistan'ın elektrik ihtiyacı Türkiye üzerinden karşılanarak, Doğu Akdeniz ve Körfez bölgeleri arasında yeni bir elektrik ticaret koridoru oluşturulması öngörülüyor.
Suriye ile işbirlikleri artırılıyor
Türkiye'nin Suriye ile enerji alanındaki işbirliği, son iki yılda önemli bir hız kazanmış durumda. Özellikle 2017'den bu yana Türkiye, Suriye'nin kuzey bölgelerine elektrik sağlıyor ve bu hatların güçlendirilmesi hedefleniyor. Yaklaşık 500 megavat kapasiteli Birecik-Halep elektrik iletim hattının yeniden devreye alınması için yürütülen çalışmalar, bu hedefin bir parçası.
Ayrıca, Türkiye, Azerbaycan'dan gelen doğal gazın Kilis üzerinden Suriye'ye ulaştırılması için de adımlar atıyor. Bu gazın Halep'teki doğal gaz santralinde elektrik üretiminde kullanılması planlanıyor.
Yenilenebilir enerji ve küresel bağlantılar
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, Türkiye'nin enerji kaynakları açısından önemli bir kavşakta bulunduğunu ancak fosil yakıtlarda yüksek oranda dışa bağımlılık yaşadığını ifade ediyor. Türkiye'nin elektrik üretiminde yerli kaynakların payı yarıdan fazla iken son dönemde devreye alınan üretim kapasitesinin neredeyse tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor.
Alparslan, Türkiye'nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve elektrik sisteminin giderek daha fazla temiz enerjiye dayanmasının, ülkenin bölgesel bir merkez olma hedefine katkı sağladığını belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin elektrik sistemlerini birbirine bağlayan enterkonneksiyonların bölgesel elektrik ticaretini geliştireceğini ve COP31 gibi uluslararası toplantılarda temiz enerji yatırımları için finansmana erişimi kolaylaştırabileceğini vurguladı.
Sonuç olarak Türkiye'nin bu projesi, Orta Doğu'dan Avrupa'ya uzanan geniş bir elektrik sisteminin parçası olma yolunda önemli bir adım olarak öne çıkıyor.