Business Ekonomi Ekonomi OPEC+ grubu seyirci kaldı: Petrol arzında normalleşme en erken 2027

OPEC+ grubu seyirci kaldı: Petrol arzında normalleşme en erken 2027

ABD-İsrail-İran savaşıyla sarsılan küresel enerji piyasalarında gözler OPEC+ grubunun temmuz ayı için aldığı günlük 188 bin varillik üretim artışı kararına çevrilirken; jeopolitik riskler ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması, bu hamlenin fiziki piyasaya yansımasını imkansız kılıyor.

OPEC+ grubu seyirci kaldı: Petrol arzında normalleşme en erken 2027
KAYNAK: (AA)

Küresel Petrol Arzında Hürmüz Çıkmazı

Küresel enerji piyasaları, jeopolitik gerilimlerin ve stratejik ticaret rotalarındaki tıkanıklıkların gölgesinde zorlu bir sınavdan geçiyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve müttefiklerinden oluşan OPEC+ grubu, temmuz ayı itibarıyla petrol arzını artırma kararı alsa da, Orta Doğu'daki sıcak çatışmalar ve kritik deniz koridorlarındaki blokajlar bu hamlenin küresel pazara nefes aldırmasını engelliyor. Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman'dan oluşan 7 üye ülkenin üretim vanalarını açma taahhüdü, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz duvarına çarparak sembolik bir hamle olmaktan öteye geçemiyor.

Kağıt Üstündeki 600 Bin Varil

OPEC+ bloğu, nisan ayında başlattığı kademeli üretim artışı stratejisini temmuz ayında da sürdürme kararı aldı. Temmuz ayı için günlük 188 bin varillik bir artış öngören bu karar, ABD-İsrail-İran Savaşı'nın patlak vermesinden bu yana kartelin attığı dördüncü stratejik adım oldu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu grup; nisan ve mayısta günlük 206 bin, haziranda ise yine 188 bin varil üretim artışına gitmişti.

Böylece nisan-temmuz dönemini kapsayan süreçte kağıt üzerinde günlük yaklaşık 600 bin varillik bir arz artışı planlandı. Ancak Nisan 2023'te ilan edilen günlük 1,65 milyon varillik gönüllü kesintileri kademeli olarak geri almayı hedefleyen bu hamle, sahadaki askeri ve lojistik gerçeklerle taban tabana zıt bir grafik sergiliyor.

Hürmüz Boğazı’nda Kilit ve Dağılan Kartel Dengeleri

ABD ve İsrail’in 27 Şubat'ta İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlar, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı'nda ticari trafiği tamamen durma noktasına getirdi. Bu kritik gelişme, ham petrol hatlarında tarihin en büyük arz krizlerinden birini tetikledi. Üretici ülkeler tam kapasiteyle çalışsalar bile çıkardıkları petrolü dünya pazarlarına ulaştıracak güvenli bir rota bulamıyor.

Küresel piyasalardaki bu yapısal tıkanıklık, BAE’nin yaklaşık 60 yıllık üyeliğin ardından 1 Mayıs’ta OPEC’ten ayrılmasıyla kurumsal bir krize de dönüştü. Kartelin üretim raporlarına bakıldığında krizin derinliği çok daha net görülüyor: Şubat ayında günlük 42 milyon 772 bin varil olan OPEC+ toplam üretimi, savaşın lojistik ağları vurduğu martta 34 milyon 929 bin varile, nisanda ise 33 milyon 190 bin varile kadar geriledi. Özellikle mart ve nisan aylarında Irak, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi Körfez devlerinin üretiminde milyonlarca varillik tarihi düşüşler kaydedildi.

"Fiziksel Etki Neredeyse Sıfır, Rusya Baskı Altında"

Norveç merkezli bağımsız araştırma kuruluşu Rystad Energy'nin Jeopolitik Analiz Başkanı Jorge Leon, mevcut denklemde kotaları artırmanın piyasaya hiçbir pratik faydası olmadığını vurguluyor. Leon, "Hürmüz Boğazı tamamen kapalıyken, asıl mesele kotaların ne olduğu değil, ilave varillerin limanlardan çıkıp çıkamayacağıdır. Bu koşullarda temmuz kararlarının fiziksel piyasaya etkisi neredeyse sıfır olacaktır" ifadelerini kullanıyor.

Krizin sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmadığına işaret eden jeopolitik analist, Rusya’nın durumuna da dikkat çekiyor: "Rusya’nın yeni kotası günlük 9,82 milyon varile yükseliyor ancak ülke mayıs ayında ancak 9,2 milyon varil üretebildi. Enerji altyapılarına yönelik yoğun dron saldırıları ve yapısal kapasite aşınması nedeniyle Rusya zaten kotalarının çok altında kalıyor. Bu durum, OPEC+ hedefleri ile fiili üretim kapasitesi arasındaki makasın daha da açılmasına neden olacak."

Tahran-Washington Hattında Gerilim: Normalleşme İçin Gözler 2027’de

Bölgede 8 Nisan’da ilan edilen kısa süreli ateşkese rağmen diplomatik kanallardan beklenen uzlaşı çıkmadı. Aksine, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) operasyonlarının ardından Washington’dan gelen sert açıklamalar ve Donald Trump’ın "anlaşma olmazsa saldırılar şiddetlenerek sürecek" çıkışı tansiyonu yeniden zirveye tırmandırdı. Bu hamleye karşılık Tahran yönetimi, dün itibarıyla Hürmüz Boğazı'nı resmi olarak kapattığını duyurarak enerji koridorundaki krizi geri dönülemez bir noktaya taşıdı.

Gelişmeleri değerlendiren bağımsız petrol piyasası analisti Gaurav Sharma, OPEC+ grubunun Orta Doğu kanadının şu an için sadece "seyirci" pozisyonunda kaldığını belirtiyor. Sharma, "Grup şu anda sadece savaş sonrası olası bir normalleşmeye hazır olduğunun mesajını sembolik olarak vermeye çalışıyor. Yarın barış sağlansa ve Hürmüz açılsa bile, lojistik hatların temizlenmesi ve Körfez arzının eski seyrine dönmesi en erken 2027'nin ilk çeyreğini bulacaktır" öngörüsünde bulunuyor. Orta Doğu'da kalıcı barışın sağlanması durumunda ancak 2027 yılında piyasaların yeniden arz fazlası dönemine dönebileceği, o zamana kadar küresel enerji dengelerinde yüksek oynaklığın ve arz baskısının devam edeceği öngörülüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız