Dünya gündemindeki askeri ve siyasi gerilimlerin sadece güvenlik krizi yaratmadığını, aynı zamanda yeni bir tedarik ve lojistik düzeni arayışını tetiklediğini belirten Şerafettin Aras, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki durumun kritik bir eşiğe ulaştığını söyledi. Normal şartlar altında dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin bu bölgeden geçtiğini hatırlatan Aras, yaşanan aksamaların enerji piyasalarının yanı sıra navlun fiyatlarını, sigorta maliyetlerini ve teslim sürelerini doğrudan etkilediğini vurguladı. Deniz yolu taşımacılığındaki risklerin ve belirsizliklerin artmasıyla birlikte, küresel tedarik planlamasının sarsıldığını ifade eden Aras, bu durumun yük akışını daha güvenli ve öngörülebilir alternatif güzergahlara yönelttiğini dile getirdi.
Orta Koridor ve Hız Koridoru Stratejisi
Deniz yollarında risklerin yükseldiği bu dönemde Türkiye-Orta Koridor hattının öneminin arttığına dikkat çeken UND Başkanı Aras, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden şekillenen bu güzergahın yeni dönemin ana ticaret damarlarından biri olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Orta Koridor’un, Süveyş Kanalı veya kuzey hatlarına kıyasla daha kısa ve hızlı bir seçenek sunduğunu ifade eden Aras, Türkiye’nin kuzey güzergahına göre yaklaşık 2 bin kilometre daha kısa bir mesafe sunduğunu ve bunun Avrupa-Asya taşımalarında büyük bir zaman avantajı sağladığını kaydetti.
Dünya Bankası verilerinin de bu koridorun verimli işletilmesi halinde yük hacminde ve süre iyileştirmelerinde ciddi potansiyel barındırdığını gösterdiğini söyleyen Aras, atılması gereken öncelikli adımları şu sözlerle aktardı: "Bu noktada ilk yapılması gereken, Bulgaristan-Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan hattını gerçek anlamda hız koridoruna dönüştürmektir. Bunun için ülkeler arasında sınır geçişlerini yalnızca fiziki değil, aynı zamanda idari ve dijital olarak da yeniden tasarlamak gerekir."
Lojistik Sektöründe Yapısal Reform İhtiyacı
Kriz dönemlerinde yük trafiğini kısıtlayan değil, kolaylaştıran sistemlerin kazançlı çıktığını ifade eden Aras, deniz yolundaki riskler nedeniyle yüklerin karaya kaymasının önündeki engellere değindi. Teorik olarak mümkün olan bu geçişin pratikte sürücü vizeleri, geçiş belgeleri, kota kısıtlamaları ve sınır kapılarındaki fiziki darboğazlar nedeniyle sınırlı kaldığını anlattı. Türkiye'nin önündeki lojistik fırsatları değerlendirebilmesi için sadece doğu sınırlarını değil, batı kapılarını da operasyonel anlamda açması gerektiğini vurgulayan Aras, profesyonel sürücüler için yeni bir düzenleme önerisinde bulundu.
Uluslararası yük taşıyan sürücülerin turistik seyahat yapan kişilerden ayrılması gerektiğini belirten Aras, Avrupa tedarik zincirinin bir parçası olan bu çalışanlar için özel, hızlı, çok girişli ve uzun süreli bir "lojistik vize rejimi" oluşturulmasının şart olduğunu ifade etti.
Krizden Türkiye Merkezli Yeni Bir Lojistik Düzenine
Şerafettin Aras, bugün yaşanan olumsuzlukların doğru bir yönetimle tarihi bir fırsata dönüşebileceğini savundu. Krizlerin normal zamanlarda ertelenen yapısal reformları zorunlu hale getirdiğini belirten Aras, Kovid-19 salgınında Avrupa'nın, Ukrayna savaşı sırasında ise bölge ülkelerinin yeni lojistik hatlar kurarak bu süreci yönettiğini hatırlattı. Türkiye'nin de komşu ülkelerle lojistik alanda kurumsallaşmış bir işbirliği kurması gerektiğini ifade eden Aras, bu iradenin gösterilmesi durumunda Orta Doğu'daki çatışmaların gölgesinde ortaya çıkan risklerin, gelecekte Türkiye merkezli yeni bir lojistik düzenin başlangıcı olabileceğini sözlerine ekledi.