Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının normallerin üzerinde ısınmasıyla ortaya çıkan ve bu yıl oldukça güçlü olması beklenen El Nino, dünya ekonomisine yüksek bir maliyet yüklemesi özellikle tarımsal üretim alanında endişeleri artırıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yapılan değerlendirmelere göre, El Nino'nun bu yıl hızla güçlenmesi bekleniyor. WMO, ağustos ile ekim döneminde bu kuvvetli etkinin deniz yüzeyi sıcaklık sapmasının yaklaşık 2,9 dereceye ulaşmasında zirve yapabileceğini öngörüyor. Ayrıca, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), El Nino'nun yıl sonuna kadar güçlenerek "çok güçlü" seviyeye ulaşma ihtimalinin yüzde 90'dan fazla olduğunu paylaştı.
El Nino'nun ekonomik etkileri
El Nino'nun etkileri sadece hava koşullarıyla sınırlı kalmıyor. Tarımsal üretim tehdit altında kalırken, gıda ve emtia fiyatları üzerinde de güçlü bir baskı oluşturması bekleniyor. Özellikle pirinç, mısır ve soya gibi tarım ürünlerinin arzı, beklenen kuraklık veya aşırı yağışlarla olumsuz etkilenebilir.
Avrupa Merkez Bankası'nın yaptığı çalışmalar, normal bir El Nino'nun reel emtia fiyatlarını ortalama yüzde 3 artırma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, El Nino'nın enerji dışı küresel emtia fiyatlarını da yüzde 5 civarında yükseltebileceği öngörülüyor.
Geçmiş El Nino olaylarının sonuçları
Geçmişteki El Nino olaylarının ekonomik faturası da oldukça yüksek olmuştu. Örneğin, 1982-1983 El Nino'su sonrası küresel ekonomide yaklaşık 4,1 trilyon dolarlık gelir kaybı yaşandı. 1997-1998 döneminde ise bu kayıp 5,7 trilyon dolara kadar çıkmıştı. Bu yılki El Nino'nun ise 2029'a kadar dünya ekonomisinde 3 trilyon dolarlık kayba yol açabileceği tahmin ediliyor.
El Nino, küresel ticaret ve lojistik süreçleri üzerinde de önemli etkiler yaratabilir. Orta Amerika'da yaşanan şiddetli kuraklık, Panama Kanalı'ndaki su seviyelerinin düşmesine neden olabiliyor ve bu durum, gemi geçişlerini negatif etkileyerek navlun maliyetlerini artırır.
Sonuç olarak, El Nino sadece iklimsel bir olay değil, küresel ekonomiyi sarsan ve uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi olumsuz etkileyen bir etken olarak değerlendiriliyor.