Borsa İstanbul, 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel piyasalarda yaşanan jeopolitik gerilimler ve satış baskısına rağmen pozitif ayrışarak dünya genelinde en iyi performans sergileyen borsalar arasında yer aldı. BIST 30 endeksi, yılın ilk üç ayında sağladığı yüzde 18,77'lik getiriyle referans kabul edilen küresel endeksler içerisinde ilk 10’a girmeyi başardı.
BIST 30 ve BIST 100 Endekslerinde Rekor Performans
Borsa İstanbul'un en yüksek likiditeye sahip şirketlerini bünyesinde barındıran BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puan seviyesinden tamamlamasının ardından yükseliş ivmesini yeni yılda da sürdürdü. Endeks, 2026'nın ilk çeyreğini 14.518,03 puandan kapatarak yatırımcısına yüzde 18,77 oranında kazanç sağladı. Aynı dönemde dolar bazında yüzde 14,7 artış kaydeden BIST 30, küresel ölçekte en çok yükselen borsa endeksleri listesine dahil oldu.
Yurt içi piyasaların bir diğer önemli göstergesi olan BIST 100 endeksi ise 2025 sonundaki 11.261,52 puanlık seviyesinden ilk çeyrek sonunda 12.790,98 puana ulaştı. Bu süreçte yüzde 13,6 yükseliş kaydeden endeks, ocak ayında sergilediği yüzde 22,9’luk performansla Kasım 2022'den bu yana en güçlü aylık yükselişini gerçekleştirdi. Şubat ayında yabancı yatırımcı girişlerinin devam etmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki artışın etkisiyle BIST 100 endeksi, 14.532,67 puana çıkarak tarihi zirvesini yeniledi.
Küresel Piyasalarda Orta Doğu Kaynaklı Satış Baskısı
Borsa İstanbul pozitif bir seyir izlerken, küresel pay piyasaları mart ayında Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin etkisiyle sert satışlarla karşılaştı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, ardından İran’ın misillemesiyle genişleyen gerilim, dünya borsalarında değer kayıplarına yol açtı. Küresel piyasaların toplam piyasa değeri, son bir ay içerisinde yaklaşık 14 trilyon dolar azaldı.
Dünya enerji ihtiyacının kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nın jeopolitik risklerin odağına yerleşmesi, petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketliliği tetikledi. Bu durum küresel enflasyon görünümü üzerinde baskı oluştururken, merkez bankalarının para politikalarında değişim beklentilerini beraberinde getirdi. Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere, merkez bankalarının "şahin" adımlar atabileceğine yönelik endişeler varlık fiyatlarını baskıladı. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,48702 ile Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini görürken, dolar endeksi 100 seviyesindeki güçlü seyrini korudu.
TCMB’den Likidite Yönetimine Yönelik Yeni Adımlar
Küresel dalgalanmalara karşı ekonomi yönetimi tarafından alınan tedbirler, Türkiye piyasalarının direncini artırdı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, finansal piyasalardaki oynaklığı azaltmak ve bankalara likidite yönetiminde esneklik kazandırmak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerini devreye aldı. Bu adımın, hem kredi hem de faiz tarafındaki oynaklığı önlemesi, aynı zamanda Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletmesi hedefleniyor.
Yeni uygulama ile piyasadaki Türk lirası sıkışıklığının giderilmesi ve bankacılık sisteminin likidite ihtiyaçlarının karşılanarak kredi koşullarının makul seviyelerde tutulması amaçlanıyor. TCMB’nin bankalardan döviz alıp karşılığında piyasaya TL sağlaması, döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından da stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Yabancı Yatırımcı Hareketleri ve Güncel Veriler
TCMB verilerine göre, 27 Mart haftasında yurt dışında yerleşik kişilerin yatırım tercihlerinde farklılıklar gözlendi. Yabancı yatırımcılar söz konusu haftada 137,1 milyon dolarlık hisse senedi alımı gerçekleştirirken, borçlanma araçları tarafında satış tarafında yer aldı. Aynı dönemde 1 milyar 369,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 78,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) satışı kaydedildi.