Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu (UNCTAD), uluslararası finans piyasalarını ve kalkınma dengelerini yakından ilgilendiren "Ticaret ve Kalkınma 2026: Kalkınmanın Jeoekonomiği" raporunu kamuoyuna duyurdu. Rapor, dünya ekonomisinin direnç göstermesine rağmen giderek daha parçalı ve dengesiz bir yapıya büründüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz yıl yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleşen küresel ekonomik büyümenin, bu yıl tırmanan jeopolitik gerilimler, sıkılaşan finansal koşullar ve yüksek enerji maliyetlerinin baskısıyla yüzde 2,6 seviyesine gerileyeceği tahmin ediliyor. Kurum, önümüzdeki döneme ilişkin iyileşmenin de oldukça yavaş olacağına işaret ederek 2027 yılı küresel büyüme öngörüsünü yüzde 2,7 olarak belirledi.
Yapay Zeka Ticareti Canlandırıyor Ancak Kazananlar Sınırlı
Raporun en dikkat çekici başlıklarından birini, küresel mal ve hizmet ticaretindeki hareketlilik oluşturuyor. Geçen yıl rekor kırarak 35 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan küresel ticaret hacminin, bu yıl yüzde 4 oranında genleşmesi bekleniyor. Bu artışın ardındaki en büyük itici güç ise yapay zeka ve yüksek teknoloji yatırımları olarak öne çıkıyor.
Ancak teknoloji odaklı bu büyüme ivmesinden yalnızca sınırlı sayıda ülke faydalanabiliyor. ABD ekonomisi istikrarlı istihdam piyasası ve devasa yapay zeka hamleleriyle büyümenin ana motoru olmayı sürdürse de, devam eden enflasyon baskısı reel ücretleri aşındırıyor. Asya’daki yarı iletken ve elektronik devleri (Güney Kore ve Japonya gibi) bu talepten pay alırken; Batı Avrupa yatırımlardaki durgunluk, enerji fırtınaları ve ticaret parçalanmaları nedeniyle düşük büyüme kıskancına sıkışmış durumda.
Gelişen Pazarlar İçin "Kalkınma Basamakları" Zorlaşıyor
Gelişmekte olan ekonomilerde büyüme hızının yüzde 4,7’den yüzde 4 seviyesine düşeceğini öngören UNCTAD, bu ülkelerin yeni teknolojik ve siyasi engellerle yüzleştiğini vurguluyor. UNCTAD Genel Sekreter Vekili Pedro Manuel Moreno, dünya ekonomisindeki bu kırılmanın gelişen pazarlar aleyhine derinleştiğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Hızlı büyüyen birkaç Asya ülkesi dışarıda tutulduğunda, gelişmekte olan dünya bir bütün olarak gelişmiş ekonomilere yetişmekte zorlanıyor. Devletler artık ulusal güvenlik ve teknolojik liderlik için kritik gördükleri alanlarda ticaret ve finansı stratejik birer araç olarak kullanıyor. Dijital teknolojiler ile yapay zeka, ekonomik güvenlik ile ulusal güvenlik arasındaki sınırları tamamen silmiş durumda."
Stratejik Sektörlerde Sermaye Tekeli
Rapor, geleneksel sanayileşme ve mal ticareti üzerinden zenginleşme modelinin artık eskisi kadar güvenilir olmadığını gösteriyor. Değer üretimi artık yapay zeka, yarı iletkenler ve temiz enerji gibi yüksek sermaye gerektiren stratejik alanlara kayarken; kritik madenler dışındaki yeni yatırımların yaklaşık yüzde 70’i gelişmiş ekonomilerin kontrolünde bulunuyor.
Gelişmekte olan ülkeler kritik maden rezervlerine sahip olsalar da bu kaynaklara katma değer katmakta zorlanıyor. Üstelik resmi kalkınma yardımlarının üst üste üçüncü yılda da gerilemesi ve uluslararası portföy akışlarındaki artan oynaklık, bu ekonomiler üzerindeki finansman baskısını daha da ağırlaştırıyor.