AA muhabirinin derlemesine göre, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliği kararı, taraf ülkelerin mallarının tek bir gümrük alanında tarife ve eşdeğer vergiden muaf şekilde serbest dolaşmasını sağlıyor. Ayrıca, ülkelerin üçüncü ülkelere karşı aynı tarife ve ticaret politikalarını uygulamasını öngören bu anlaşmayla, sanayi ürünlerinde gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları ve eş etkili önlemler ortadan kaldırıldı.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gündemde
Geride kalan 31 yılda küresel ticaretin dönüşümü, yeni ürün ve teknolojilerin ortaya çıkışı, ikili ve bölgesel ticaret anlaşmalarının artışı ile tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, Gümrük Birliği’nin şartlarının güncellenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Yeşil ve dijital dönüşüm süreçleri de bu tartışmaların temel nedenleri arasında yer alıyor.
Güncellemenin her iki tarafa da önemli ekonomik katkı sağlayacağı belirtiliyor. Özellikle sanayi ürünlerini kapsayan Gümrük Birliği’ne kamu alımları, hizmetler ve tarım sektörlerinin de dahil edilmesi, karşılıklı ekonomik ve ticari entegrasyonu güçlendirecek. Ayrıca güncellemenin, Avrupa değer zincirlerinin dayanıklılığı ve verimliliği açısından yapısal bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor.
"Made in EU" şartı ve Türkiye için fırsat
AB’nin yakın zamanda açıkladığı yeni sanayi politikası taslağında yer alan “Made in EU” şartı, Gümrük Birliği çerçevesinde stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Buna göre, AB ile serbest ticaret bölgesi veya Gümrük Birliği kuran bir anlaşmaya taraf olan ortaklardan gelen içerik, Birlik menşeli olarak kabul edilecek.
Bu düzenlemeyle AB menşei şartının Türkiye’yi kapsaması, ülke sanayisi ve ihracatı açısından önemli bir kazanım olarak görülüyor. Türkiye’de üretilen bazı sanayi ürünlerinin Avrupa tedarik zincirlerinde daha güçlü bir konuma gelmesi bekleniyor.
Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu derinleştirmesi öngörülen bu gelişme, tarafların yatırımlarının ve girişimlerinin sürekliliği açısından da yapıcı bir adım olarak değerlendiriliyor. Taslak metinle atılan bu adım, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun daha ileriye taşınması açısından önemli bir fırsat olarak öne çıkıyor.